Kelimeler arşivi içinde; başında "ezi" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. ezi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ezi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ezi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EZİLİVERMEK, EZİLEBİLMEK
EZİLMİŞLİK, EZİRGENMEK, EZİLEBİLME, EZİLİVERME, EZİNEPAZAR
EZİVERMEK, EZİYETSİZ
EZİRAYİL, EZİVERME, EZİCİLİK, EZİYETLİ
EZİNMEK, EZİLMİŞ, EZİMLİK, EZİMEVİ, EZİLMEK, EZİLGEN, EZİKLİK, EZİBAŞI
EZİLME, EZİLİŞ, EZİNTİ, EZİLER, EZİYET
EZİNÇ, EZİNE, EZİYH, EZİCİ
EZİ
Köşe. El ayasındaki sert ve nasırlı kısım. Baltanın çelik ile demir kısmının birleştiği yer. Şeytantırnağı: Bütün ellerimin ezileri kalktı.
EZİYETSİZ
Eziyet çekmeden yapılan, sıkıntısız, üzgüsüz.
EZİLEBİLMEK
Ezilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EZİLMİŞLİK
Ezilmiş olma durumu, mazlumluk.
EZİLMİŞ
Ezik duruma gelmiş. Kendisine baskı yapılmış, hakları elinden alınmış.
EZİNEPAZAR
Amasya kenti, Ezinepazarı nahiyesine bağlı bir bölge.
EZİCİLİK
Ezici olma durumu.
EZİRAYİL
Azrail, karşılığı erzilayıl.
EZİLİVERME
Ezilivermek işi.
EZİVERMEK
Çabucak veya kısa sürede ezmek.
EZİYETLİ
Eziyet çekerek yapılan. Eziyet veren, eziyet çektiren, üzgülü.
EZİLEBİLME
Ezilebilmek işi.
EZİVERME
Ezivermek işi.
EZİRGENMEK
Alçakgönüllülük göstermek. Çağırıya çekinerek gitmek.
EZİNMEK
Nazlanmak. Yıkanmak. Yıkanırken keselenmek.
EZİLİVERMEK
Çabucak veya kısa sürede ezilmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde EZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
ANESTEZİST
Anestezi uzmanı.
ALÇAK
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).
ADAK
Adanılan şey, nezir.
ADENİT
Ak kan bezi yangısı.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
ANESTEZİYOLOJİ
Anestezi bilimi.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
BAŞKENT
Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
ANESTEZİYOLOJİK
Anestezi bilimsel.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.