EZİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ezi" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. ezi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ezi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ezi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

EZİLİVERMEK, EZİLEBİLMEK

10 harfli kelimeler

EZİLMİŞLİK, EZİRGENMEK, EZİLEBİLME, EZİLİVERME, EZİNEPAZAR

9 harfli kelimeler

EZİVERMEK, EZİYETSİZ

8 harfli kelimeler

EZİRAYİL, EZİVERME, EZİCİLİK, EZİYETLİ

7 harfli kelimeler

EZİNMEK, EZİLMİŞ, EZİMLİK, EZİMEVİ, EZİLMEK, EZİLGEN, EZİKLİK, EZİBAŞI

6 harfli kelimeler

EZİLME, EZİLİŞ, EZİNTİ, EZİLER, EZİYET

5 harfli kelimeler

EZİNÇ, EZİNE, EZİYH, EZİCİ

Bazı kelimelerin anlamları

EZİ

Köşe. El ayasındaki sert ve nasırlı kısım. Baltanın çelik ile demir kısmının birleştiği yer. Şeytantırnağı: Bütün ellerimin ezileri kalktı.

EZİLMİŞLİK

Ezilmiş olma durumu, mazlumluk.

EZİNMEK

Nazlanmak. Yıkanmak. Yıkanırken keselenmek.

EZİLİVERMEK

Çabucak veya kısa sürede ezilmek.

EZİYETLİ

Eziyet çekerek yapılan. Eziyet veren, eziyet çektiren, üzgülü.

EZİVERMEK

Çabucak veya kısa sürede ezmek.

EZİCİLİK

Ezici olma durumu.

EZİRAYİL

Azrail, karşılığı erzilayıl.

EZİVERME

Ezivermek işi.

EZİNEPAZAR

Amasya kenti, Ezinepazarı nahiyesine bağlı bir bölge.

EZİLEBİLME

Ezilebilmek işi.

EZİYETSİZ

Eziyet çekmeden yapılan, sıkıntısız, üzgüsüz.

EZİLMİŞ

Ezik duruma gelmiş. Kendisine baskı yapılmış, hakları elinden alınmış.

EZİRGENMEK

Alçakgönüllülük göstermek. Çağırıya çekinerek gitmek.

EZİLEBİLMEK

Ezilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EZİLİVERME

Ezilivermek işi.

  -   -   -  

Anlamında EZİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AZAP

Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

ALÇALMA

Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.

ADENİT

Ak kan bezi yangısı.

ARİSTOTELESÇİ

Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.

AYAKÇI

Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.

ARİSTOTELESÇİLİK

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

ANESTEZİYOLOJİK

Anestezi bilimsel.

BAŞKENT

Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.

ALÇAK

Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).

ADIMLAMAK

Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.

BAHİR

Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.

ANESTEZİST

Anestezi uzmanı.

ANESTEZİYOLOJİ

Anestezi bilimi.

ADAK

Adanılan şey, nezir.

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

BASİRET

Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.