Sonu EZİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ezi" olan, toplam 70 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ezi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ezi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ezi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

STARLİNGHİPOTEZİ

12 harfli kelimeler

YASTIKÇEREZİ, PARLATMABEZİ

11 harfli kelimeler

HİPERKİNEZİ, HİPERESTEZİ, PREANESTEZİ, HİPERALJEZİ

10 harfli kelimeler

HİPOESTEZİ, TELEKİNEZİ, KRONESTEZİ, HEMİPAREZİ, HEMATOŞEZİ, FOTOKİNEZİ

9 harfli kelimeler

CENİKVEZİ, ÇATIRBEZİ, DİSKİNEZİ, KAĞITBEZİ, AMNALJEZİ, SİNESTEZİ, PARAMNEZİ, PARESTEZİ, KİNESTEZİ, CEBELLEZİ, VATANBEZİ

8 harfli kelimeler

ANALJEZİ, ELELLEZİ, YÖREBEZİ, ANAMNEZİ, ANESTEZİ, AREBBEZİ

7 harfli kelimeler

MANYEZİ, KOLBEZİ, KABBEZİ, MERKEZİ, BAŞBEZİ, MUKTEZİ, BİRCEZİ, GÜLGEZİ, JEODEZİ, FANTEZİ, GEODEZİ, GALBEZİ, DİZBEZİ

6 harfli kelimeler

AMNEZİ, TEREZİ, ÖNBEZİ, UZSEZİ, MELEZİ, ÖNSEZİ, GÖVEZİ, DİREZİ, GÖĞEZİ, GÖNEZİ, KÖREZİ, GÜVEZİ, ATREZİ

5 harfli kelimeler

ÖNEZİ, ÖVEZİ, AZEZİ, EREZİ, ENEZİ

4 harfli kelimeler

BEZİ, MEZİ, PEZİ, GEZİ, SEZİ, TEZİ, VEZİ, KEZİ

3 harfli kelimeler

EZİ

Bazı kelimelerin anlamları

EZİ

Köşe. El ayasındaki sert ve nasırlı kısım. Baltanın çelik ile demir kısmının birleştiği yer. Şeytantırnağı: Bütün ellerimin ezileri kalktı.

ÇATIRBEZİ

Patiska.

HİPOESTEZİ

Deri duyarlılığının azalması. Sinirlerdeki duyarlılığın azalması. Duyarlılık yitimi.

HEMATOŞEZİ

Kanlı dışkı. Dışkıda kan bulunması.

YASTIKÇEREZİ

Gelinle güveyin ilk gece yedikleri çerez, tatlı ve benzerleri yiyecekler.

FOTOKİNEZİ

Bazı hayvanları karanlıkta ışık, çok aydınlıkta ise karanlık aramaya iteleyen dürtü.

HİPERALJEZİ

Ağrıya aşırı duyarlı olma.

PARLATMABEZİ

Yeni yapılan bıçakların demir kısımlarını parlatmak amacıyla kullanılan çember biçimindeki keçe parçası.

HİPERESTEZİ

Bir uyarıma karşı anormal ve aşırı derecede duyarlı olma durumu.

TELEKİNEZİ

Uza devim.

PREANESTEZİ

Ön anestezi.

KRONESTEZİ

Biyolojik bir sistemin ilaca duyarlılığının gün içi ritme göre değişimi için kullanılan terim.

HİPERKİNEZİ

Birkaç kas veya kas grubunu hareket ettiren sinirlerin (motorik sinirler) değişik nedenlerle irkiltiye uğramasıyla, o kas grubunda olağanüstü ve oldukça kuvvetli kasılmaların oluşması.

HEMİPAREZİ

Hemipleji.

CENİKVEZİ

Üvez.

STARLİNGHİPOTEZİ

Starling yasası.

  -   -   -  

Anlamında EZİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALÇALMA

Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.

ADIMLAMAK

Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.

BAŞKENT

Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.

ALÇAK

Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

ARİSTOTELESÇİ

Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AZAP

Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.

ADAK

Adanılan şey, nezir.

ARİSTOTELESÇİLİK

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

BASİRET

Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.

BAHİR

Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.

ANESTEZİYOLOJİK

Anestezi bilimsel.

ANESTEZİST

Anestezi uzmanı.

AYAKÇI

Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ANESTEZİYOLOJİ

Anestezi bilimi.

ADENİT

Ak kan bezi yangısı.

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.