Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ezi" olan, toplam 70 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ezi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ezi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ezi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
STARLİNGHİPOTEZİ
YASTIKÇEREZİ, PARLATMABEZİ
HİPERKİNEZİ, HİPERESTEZİ, PREANESTEZİ, HİPERALJEZİ
HİPOESTEZİ, TELEKİNEZİ, KRONESTEZİ, HEMİPAREZİ, HEMATOŞEZİ, FOTOKİNEZİ
CENİKVEZİ, ÇATIRBEZİ, DİSKİNEZİ, KAĞITBEZİ, AMNALJEZİ, SİNESTEZİ, PARAMNEZİ, PARESTEZİ, KİNESTEZİ, CEBELLEZİ, VATANBEZİ
ANALJEZİ, ELELLEZİ, YÖREBEZİ, ANAMNEZİ, ANESTEZİ, AREBBEZİ
MANYEZİ, KOLBEZİ, KABBEZİ, MERKEZİ, BAŞBEZİ, MUKTEZİ, BİRCEZİ, GÜLGEZİ, JEODEZİ, FANTEZİ, GEODEZİ, GALBEZİ, DİZBEZİ
AMNEZİ, TEREZİ, ÖNBEZİ, UZSEZİ, MELEZİ, ÖNSEZİ, GÖVEZİ, DİREZİ, GÖĞEZİ, GÖNEZİ, KÖREZİ, GÜVEZİ, ATREZİ
ÖNEZİ, ÖVEZİ, AZEZİ, EREZİ, ENEZİ
BEZİ, MEZİ, PEZİ, GEZİ, SEZİ, TEZİ, VEZİ, KEZİ
EZİ
EZİ
Köşe. El ayasındaki sert ve nasırlı kısım. Baltanın çelik ile demir kısmının birleştiği yer. Şeytantırnağı: Bütün ellerimin ezileri kalktı.
HEMATOŞEZİ
Kanlı dışkı. Dışkıda kan bulunması.
HEMİPAREZİ
Hemipleji.
TELEKİNEZİ
Uza devim.
STARLİNGHİPOTEZİ
Starling yasası.
HİPERESTEZİ
Bir uyarıma karşı anormal ve aşırı derecede duyarlı olma durumu.
HİPOESTEZİ
Deri duyarlılığının azalması. Sinirlerdeki duyarlılığın azalması. Duyarlılık yitimi.
FOTOKİNEZİ
Bazı hayvanları karanlıkta ışık, çok aydınlıkta ise karanlık aramaya iteleyen dürtü.
KRONESTEZİ
Biyolojik bir sistemin ilaca duyarlılığının gün içi ritme göre değişimi için kullanılan terim.
ÇATIRBEZİ
Patiska.
HİPERALJEZİ
Ağrıya aşırı duyarlı olma.
YASTIKÇEREZİ
Gelinle güveyin ilk gece yedikleri çerez, tatlı ve benzerleri yiyecekler.
HİPERKİNEZİ
Birkaç kas veya kas grubunu hareket ettiren sinirlerin (motorik sinirler) değişik nedenlerle irkiltiye uğramasıyla, o kas grubunda olağanüstü ve oldukça kuvvetli kasılmaların oluşması.
CENİKVEZİ
Üvez.
PREANESTEZİ
Ön anestezi.
PARLATMABEZİ
Yeni yapılan bıçakların demir kısımlarını parlatmak amacıyla kullanılan çember biçimindeki keçe parçası.
Bu bölümde tanımı içerisinde EZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
ADAK
Adanılan şey, nezir.
BAŞKENT
Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
ANESTEZİYOLOJİK
Anestezi bilimsel.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
ADENİT
Ak kan bezi yangısı.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
ANESTEZİST
Anestezi uzmanı.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
ALÇAK
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).
ANESTEZİYOLOJİ
Anestezi bilimi.