Sonu DO ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "do" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. Sonu do ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında do olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde do olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ACCELERANDO

10 harfli kelimeler

DİMİNUENDO, DEKREŞENDO

9 harfli kelimeler

KARBONADO

8 harfli kelimeler

KREŞENDO, TEKVANDO

7 harfli kelimeler

AVOKADO, BİLARDO, KOMANDO, TORNADO, TORPİDO, HİDRİDO, SUBORDO

6 harfli kelimeler

LİBİDO, MİKADO, ARUNDO, ESKÜDO, GIRADO, HİRUDO, KLEYDO, LİBADO, ORHUDO

5 harfli kelimeler

BALDO, BANDO, BARDO, BORDO, GRADO, LANDO, ELEDO, GABDO, GUNDO, İMİDO, İRADO, KIRDO, MENDO, RONDO, TENDO

4 harfli kelimeler

JUDO, VİDO, ANDO, ENDO, GADO, GODO, KADO, KODO, ORDO, RODO, ZADO

3 harfli kelimeler

EDO

2 harfli kelimeler

DO

Bazı kelimelerin anlamları

DO

Gam (II) dizisinde "si" ile "re" arasındaki ses. Bu sesi gösteren nota işareti.

DEKREŞENDO

Sesi gittikçe kısarak (çalmak).

BİLARDO

Çuha kaplı bir masa üzerinde, fil dişi toplarla ve isteka ile oynanan bir oyun.

KOMANDO

Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik. Vurucu kuvvet. Bu birlikte görevli asker.

HİDRİDO

Karbon ve bor bileşikleri dışında H atomuna işaret eden bir ön ek.

TORPİDO

Otomobillerde, içinde sürücü için gerekli şeylerin bulunduğu kapaklı küçük bölme, torpido gözü. Torpil. Torpido bot.

LİBİDO

İnsanın davranışlarının temelini oluşturan cinsel içgüdü.

TEKVANDO

El ve kol vuruşlarından çok, ayak ve tekme tekniklerine önem veren, Uzak Doğu'ya özgü dövüş sanatı.

KARBONADO

Kara elmas.

ACCELERANDO

Gittikçe hızlanarak.

AVOKADO

Amerikan armudu (Persea americana).

TORNADO

Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli siklon.

DİMİNUENDO

Müzik parçasının başında ">" işaretiyle gösterilen nota terimi. (diminue'ndo) Sesi gittikçe azaltarak (söylemek, çalmak).

MİKADO

Japon imparatorlarına verilen unvan. Fil dişi, tahta veya kemikten yapılmış küçük çubuklarla oynanan bir oyun.

SUBORDO

Alt takım. Takım altı.

KREŞENDO

Çalgıların giderek daha yüksek ses verecek biçimde çalınma durumu.

  -   -   -  

Anlamında DO bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DO geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIORTAY

Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.

ADIYAMAN

Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

AÇGÖZLÜLÜK

Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.

ACYOCU

Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

ABLAK

Yayvan ve dolgun (yüz).

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ACIMSI

Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AÇELYA

Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük