Kelimeler arşivinde; içinde "dü" olan, toplam 2192 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
OKSİDOREDÜKTAZLAR, ÖDÜLLENDİREBİLMEK
DÜŞÜNCELLEŞTİRME, MÜVELLİDÜLHUMUZA, ÖDÜLLENDİREBİLME
ÖDÜLLENDİRİLMEK, ÇÖZDÜRÜLEBİLMEK, ÇÖZÜNDÜREBİLMEK, DÜĞÜMLEYEBİLMEK, DÜŞMANLAŞTIRMAK, DÜŞÜNDÜREBİLMEK, DÜZELTİLEBİLMEK, DÜZENLENEBİLMEK, DÜZENLETEBİLMEK, DÜZENLEYEBİLMEK, GÜDÜLELMAHACILI, ISILDÜZENLEYİCİ, İMMÜNOMODÜLATÖR, SÖNDÜRÜLEBİLMEK, SÖYÜNDÜRÜNÜLMEK, YUKARIDÜĞENCİLİ, YUKARIDÜZMEYDAN
DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK, DÜZENLEMECİLİK, DÜZENLEYİCİLİK, ENDÜSTRİLEŞMEK, ENDÜSTRİYALİZM, AŞAĞIDÜZMEYDAN, ÇÖZDÜRÜLEBİLME, ÇÖZÜNDÜREBİLME, DÜĞÜMLEYEBİLME, DÜĞÜRCÜKLENMEK, DÜŞMANLAŞTIRMA, DÜŞÜNDÜREBİLME, DÜŞÜNÜLEBİLMEK, DÜZELTİLEBİLME, DÜZENLENEBİLME, DÜZENLETEBİLME, DÜZENLETTİRMEK, DÜZENLEYEBİLME, EKSTRAMEDÜLLER, FOTOREDÜKSİYON, GERÇEKMEDÜZLER, GÖDÜRSÜZLENMEK, İMİDOPEPTİDÜRİ, KARAGÖYÜNDÜRME, OKSİDOREDÜKTAZ, ÖDÜLLENDİRİLİŞ, ÖDÜLLENDİRİLME, SÖNDÜRÜLEBİLME, SÜRDÜRÜMLENMEK
BAŞDÜMENCİLİK, DÜŞÜNCESİZLİK, ELHAMDÜLİLLAH, ENDÜSTRİLEŞME, İNDİVİDÜALİST, İNDİVİDÜALİZM, ÖDÜLLENDİRMEK, REPRODÜKSİYON, SÜRÜNDÜRÜLMEK, TEKDÜZELEŞMEK, ABDÜLKADİRKÖY, BÖLDÜREBİLMEK, ÇAMURDÜNEMESİ, ÇÖYDÜRÜKLEMEK, ÇÖZDÜREBİLMEK, ÇÖZELENDÜRMEK, ÇÖZÜNDÜRÜLMEK, DANLAYADÜŞMEK, DESDİLİDÜMLEK, DÖNDÜREBİLMEK, DÜĞÜCÜKLENMEK, DÜMBELEKÇİLİK, DÜMSÜYHLEMEYH, DÜMÜKDÜRÜLMEK, DÜŞLEYEBİLMEK, DÜŞÜNDÜRMELİK, DÜŞÜNÜLEBİLME, DÜZELTEBİLMEK, DÜZELTMECİLİK, DÜZENLEŞTİRME, Devamını Oku »»
DÖVDÜRTÜLMEK, DÜRTÜŞTÜRMEK, DÜŞKÜNLEREVİ, DÜŞKÜNLEŞMEK, DÜŞMANLAŞMAK, DÜŞÜNCELİLİK, DÜŞÜNDÜRTMEK, DÜZELTİCİLİK, GÜLDÜRÜCÜLÜK, GÜNDÜZSEFASI, KONDÜKTÖRLÜK, MÜVELLİDÜLMA, ÖDÜLLENDİRME, PRODÜKTİVİTE, PRODÜKTÖRLÜK, SÜRÜNDÜRÜLME, TEKDÜZELEŞME, KADINDÜĞMESİ, AMİNOASİDÜRİ, AŞAĞIDÜRMELİ, BÖLDÜREBİLME, BÜZDÜKLENMEK, ÇOKDÜZEYLEME, ÇÖZDÜREBİLME, ÇÖZÜNDÜRÜLME, DEĞİRMENDÜZÜ, DEĞZİNDÜRMEK, DENİZGÖRÜNDÜ, DEREGÜNDÜZLÜ, DÖNDÜREBİLME, Devamını Oku »»
BAŞMÜDÜRLÜK, ÇOBANDÜDÜĞÜ, ÇÖZÜNDÜRMEK, DÖNDÜRÜLMEK, DÖRDÜNCÜLÜK, DÖVDÜRTÜLME, DÖVDÜRÜLMEK, DÜELLOCULUK, DÜĞMELENMEK, DÜĞÜMLENMEK, DÜĞÜNCÜBAŞI, DÜRTÜKLEMEK, DÜRTÜŞLEMEK, DÜRTÜŞTÜRME, DÜŞKÜNLEŞME, DÜŞMANLAŞMA, DÜŞÜNCELLİK, DÜŞÜNDEŞLİK, DÜŞÜNDÜRMEK, DÜŞÜNDÜRTME, DÜŞÜNDÜRÜCÜ, DÜŞÜNÜCÜLÜK, DÜZELTİLMEK, DÜZENLEMECİ, DÜZENLENMEK, DÜZENLEYİCİ, DÜZENSİZLİK, DÜZEYSİZLİK, DÜZTABANLIK, ENDÜSTRİYEL, Devamını Oku »»
ABDÜLLEZİZ, BAŞDÜMENCİ, DEDÜKSİYON, DÖRDÜZLEME, DÖVDÜRTMEK, DÜBBÜASGAR, DÜDÜKLEMEK, DÜĞMELEMEK, DÜĞÜMLEMEK, DÜRÜMLEMEK, DÜŞEYAZMAK, DÜŞÜNCESİZ, DÜŞÜNÜLMEK, DÜŞÜNÜRLÜK, DÜŞÜRÜLMEK, DÜZENCİLİK, DÜZENLEMEK, DÜZENLEŞİK, DÜZENLİLİK, ENDÜKSİYON, GÖMÜLDÜRÜK, GÖRDÜRTMEK, GÜDÜMLEMEK, GÜDÜMLÜLÜK, GÜNDÜZLERİ, GÜPEGÜNDÜZ, HÖDÜKLEŞME, KÜKÜRDÜMSÜ, MODÜLASYON, ÖDÜNÇLEŞME, Devamını Oku »»
ARŞİDÜŞES, BEŞİKDÜZÜ, BÖLDÜRMEK, BÜZDÜRMEK, ÇÖĞDÜRMEK, ÇÖZDÜRMEK, DALGÜNDÜZ, DARIDÜNYA, DÖNDÜRMEK, DÖVDÜRMEK, DÖVDÜRTME, DÜDÜKLEME, DÜĞMELEME, DÜĞÜMLEME, DÜLGERLİK, DÜMBÜKLÜK, DÜRTÜLMEK, DÜRTÜŞMEK, DÜRÜMLEME, DÜRÜSTLÜK, DÜŞEYAZMA, DÜŞKÜNLÜK, DÜŞMANLIK, DÜŞSÜZLÜK, DÜŞÜNCELİ, DÜŞÜNTÜLÜ, DÜŞÜNÜLME, DÜŞÜRTMEK, DÜŞÜRÜLME, DÜVESİMEK, Devamını Oku »»
BAŞMÜDÜR, BÖLDÜRME, BÜZDÜRME, CİHARIDÜ, ÇÖĞDÜRME, ÇÖZDÜRME, ÇÜKÜNDÜR, DÖNDÜRME, DÖNDÜRÜŞ, DÖRDÜNCÜ, DÖVDÜRME, DÜELLOCU, DÜĞMESİZ, DÜĞÜMSÜZ, DÜĞÜNSÜZ, DÜĞÜRCÜK, DÜMBELEK, DÜMENSİZ, DÜNÜRLÜK, DÜNYAEVİ, DÜNYALIK, DÜRBÜNLÜ, DÜRTÜLME, DÜRTÜŞME, DÜRÜLMEK, DÜŞÇÜLÜK, DÜŞESLİK, DÜŞEYLİK, DÜŞLEMEK, DÜŞMANCA, Devamını Oku »»
ARŞİDÜK, DÜALİST, DÜALİZM, DÜDÜKÇÜ, DÜDÜKLÜ, DÜĞMECİ, DÜĞMELİ, DÜĞÜMLÜ, DÜĞÜNCÜ, DÜMENCİ, DÜNÜRCÜ, DÜNYADA, DÜNYALI, DÜNYEVİ, DÜPEDÜZ, DÜRMECE, DÜRTMEK, DÜRÜLME, DÜRÜLÜŞ, DÜŞLEME, DÜŞÜNCE, DÜŞÜNME, DÜŞÜNÜM, DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNÜŞ, DÜŞÜRME, DÜŞÜRÜM, DÜŞÜRÜŞ, DÜTTÜRÜ, DÜVENCİ, Devamını Oku »»
BORDÜR, BÜGDÜZ, DÖRDÜL, DÖRDÜN, DÖRDÜZ, DÜELLO, DÜĞMEK, DÜĞMÜK, DÜKLÜK, DÜLDÜL, DÜLGER, DÜMBÜK, DÜMDAR, DÜMDÜZ, DÜMTEK, DÜNDEN, DÜRBÜN, DÜRMEK, DÜRTME, DÜRTÜŞ, DÜRÜLÜ, DÜRÜST, DÜSTUR, DÜŞKÜN, DÜŞMAN, DÜŞMEK, DÜŞSEL, DÜŞSÜZ, DÜZEME, DÜZGÜN, Devamını Oku »»
BEDÜK, DÜBEL, DÜBEŞ, DÜÇAR, DÜDEN, DÜDÜK, DÜĞME, DÜĞÜM, DÜĞÜN, DÜMEN, DÜNİT, DÜNKÜ, DÜNÜR, DÜNYA, DÜRME, DÜRTÜ, DÜRZİ, DÜRZÜ, DÜŞÇÜ, DÜŞES, DÜŞEY, DÜŞKÜ, DÜŞME, DÜŞÜK, DÜŞÜN, DÜŞÜŞ, DÜŞÜT, DÜVEL, DÜVEN, DÜVER, Devamını Oku »»
DÜET, DÜĞÜ, DÜSE, DÜVE, DÜZE, GÜDÜ, ÖDÜL, BÖDÜ, BÜDÜ, CÖDÜ, DÜBE, DÜDÜ, DÜFA, DÜFE, DÜGA, DÜGE, DÜGİ, DÜGÜ, DÜĞE, DÜKE, DÜMA, DÜME, DÜNA, DÜNE, DÜÖD, DÜÖT, DÜRE, DÜRİ, DÜRR, DÜRÜ, Devamını Oku »»
DÜK, DÜZ, DÜĞ, DÜH, DÜM, DÜN, DÜP, DÜR, DÜŞ, DÜT, ÖDÜ
DÜ
DÜ
İki. Duman. Diyor.
ÇÖZDÜRÜLEBİLMEK
Çözdürülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLEYEBİLMEK
Düzenleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜĞÜMLEYEBİLMEK
Düğümleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
OKSİDOREDÜKTAZLAR
Bir bileşiğin indirgenmesiyle diğer bileşiğin oksidasyonunu katalizleyen herhangi bir enzim sınıfı. Dehidrojenazlar, katalazlar, oksidazlar, redüktazlar, peroksidazlar gibi. Oksidasyon redüksiyon enzimleri.
DÜŞÜNCELLEŞTİRME
Kimi olguların en belirgin örneklerine dayalı bir bilimsel çözümleme aracı ve kuram yapma temeli.
ÖDÜLLENDİREBİLMEK
Ödüllendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜŞÜNDÜREBİLMEK
Düşündürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇÖZÜNDÜREBİLMEK
Çözündürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLENEBİLMEK
Düzenlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
MÜVELLİDÜLHUMUZA
Oksijen.
DÜŞMANLAŞTIRMAK
Düşmanlaşmasına yol açmak.
DÜZENLETEBİLMEK
Düzenletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZELTİLEBİLMEK
Düzeltilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖDÜLLENDİRİLMEK
Ödüllendirme işi yapılmak.
ÖDÜLLENDİREBİLME
Ödüllendirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇINIM
Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ACUN
Dünya.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ADALETSİZ
Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).