Sonu DÜ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "" olan, toplam 87 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında dü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

YARYARAKUSDÜ, DENİZGÖRÜNDÜ

11 harfli kelimeler

TOHUMKÖRÜDÜ

10 harfli kelimeler

GÜNGÖRÜNDÜ

8 harfli kelimeler

YOLDÖNDÜ, CİHARIDÜ, PURDÖNDÜ, PİRDÖNDÜ, PIRDÖNDÜ, KÜLDÜRDÜ, KUPDÜŞDÜ, HOŞGÖRDÜ, GÜNGÖRDÜ, GÖNDÖNDÜ, FİRDÖNDÜ, FIRDÖNDÜ, SIĞIRÖDÜ, SEBAYÜDÜ, BADIGÜDÜ, GÜNDÖNDÜ, BADIKÜDÜ, BADİGÜDÜ, MUMSÖNDÜ

7 harfli kelimeler

KUTÜLDÜ, İLKÜNDÜ, KÜTÜLDÜ, AYGÖRDÜ, ÖNGÜRDÜ, GÖRÜNDÜ, GİRİNDÜ, PENCÜDÜ, ÜNGÖRDÜ, SERENDÜ, SUTÜYDÜ, DÖĞÜNDÜ

6 harfli kelimeler

EĞİNDÜ, ÜRÜNDÜ, TÜRÜDÜ, ŞEŞÜDÜ, TÜLÜDÜ, ÖNÜRDÜ, ÖRÜNDÜ, ÖRÜSDÜ, ÖVÜNDÜ, İÇGÜDÜ

5 harfli kelimeler

TÖSDÜ, TENDÜ, NORDÜ, MÜFDÜ, KÜSDÜ, TÜSDÜ, KÜRDÜ, KÜNDÜ, PÜRDÜ, KÖNDÜ, BÖNDÜ, CÖDDÜ, ÇÖZDÜ, DÖĞDÜ, DÖNDÜ, DÖVDÜ, DÜGDÜ, DÜĞDÜ, DÜSDÜ, DÜVDÜ, DÜYDÜ, FONDÜ, GÖNDÜ, GENDÜ, GÜMDÜ, GÜRDÜ, HÖDDÜ, KÖSDÜ, KENDÜ, HÜDDÜ, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

BÜDÜ, GÜDÜ, CÖDÜ, BÖDÜ, MÜDÜ, TEDÜ, DÜDÜ, SUDÜ, GUDÜ

3 harfli kelimeler

ÖDÜ

2 harfli kelimeler

Bazı kelimelerin anlamları

İki. Duman. Diyor.

YARYARAKUSDÜ

Örgü motifi, örge.

PİRDÖNDÜ

Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların boynuna takılan kayıştaki ipin bağlandığı demir halka. Hayvanın boynuna bağlanan iplerin çözülmemesi için yapılan düğüm ve buna bağlı demir halka.

GÜNGÖRÜNDÜ

Erzurum şehrinde, Olur ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KUPDÜŞDÜ

Bir armut çeşidi.

HOŞGÖRDÜ

Bahşiş: Hoşgördüğünün çokluğuna hayret ettim.

GÜNGÖRDÜ

"Her zaman neşe, mutluluk ,çinde yaşadı" anlamında kullanılan bir isim".

KÜLDÜRDÜ

Patırtı, gürültü, ses.

DENİZGÖRÜNDÜ

Çanakkale şehrinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

CİHARIDÜ

Zarla oynanan oyunlarda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün ikili düşmesi.

PIRDÖNDÜ

Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların boynuna takılan kayıştaki ipin bağlandığı demir halka. Hayvanın boynuna bağlanan iplerin çözülmemesi için yapılan düğüm ve buna bağlı demir halka. Hayvan yuları, kapı tokmağı ve benzerleri yerlerde kullanılan demir halka. (Muttalip Eskişehir).

FİRDÖNDÜ

Koyun, keçi gibi hayvanları bağlarken ipin ucuna takılan demir halka.

YOLDÖNDÜ

Van ilinde, Gevaş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

PURDÖNDÜ

Topaç. Arabalarda ön tekerleklerin üstüne konulan ağaç, maymuncuk.

GÖNDÖNDÜ

Ayçiçeği.

TOHUMKÖRÜDÜ

Enenmemiş bir yaşındaki teke : Üç tane tohumkörüdü sakladım.

  -   -   -  

Anlamında DÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

ACUN

Dünya.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

AÇINIM

Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

ADALETSİZ

Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.