Kelimeler arşivi içinde; başında "dan" olan, toplam 224 adet kelime bulunmaktadır. dan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DANGALAKLAŞMAK, DANIŞILABİLMEK
DANGALAFISDİT, DANGALAFISTIK, DANGALAFISTİK, DANGALAKLAŞMA, DANIŞILABİLME, DANLAYADÜŞMEK, DANOFLOKSASİN
DANABAĞIRDAN, DANABÖĞÜRTEN, DANAKALDIRAN, DANDİKLEŞMEK, DANGALAFIŞTI, DANGILIKIRMA, DANIŞABİLMEK, DANIŞMENTLER, DANİŞMENTLER, DANSİTOMETRE
DANAAHMETLİ, DANABAKLASI, DANACIOBASI, DANADAŞYAĞI, DANAMANDIRA, DANDANNAMAK, DANDAZLAMAK, DANDINLAMAK, DANDİKLEMEK, DANDİKLEŞME, DANETOKMAĞI, DANGALAKLIK, DANGAZLAMAK, DANGILDAMAK, DANGIRDAMAK, DANĞIRDAMAK, DANĞURDAMAK, DANIŞABİLME, DANIŞMANLIK, DANİMARKALI, DANİŞMENTLİ, DANKILDAMAK, DANKIRDAMAK, DANSUKLAMAK
DANABACAĞI, DANAÇAYIRI, DANAMEMESİ, DANATAŞAĞI, DANDANNAMA, DANDARLIĞI, DANDİLİÇÜŞ, DANGALAKÇA, DANGIRAMAK, DANGIRDAMA, DANIŞIKLIK, DANIŞIKSIZ, DANIŞILMAK, DANSİMETRE, DANYILDIZI
DANAAYAĞI, DANABURAN, DANABURNU, DANABÜZEN, DANACILAR, DANADAŞAK, DANADÖĞEN, DANAGIRAN, DANAHİSAR, DANAKIRAN, DANAPINAR, DANAZIMAK, DANCUKMAK, DANDALÇAK, DANDANİÇA, DANDIRGAÇ, DANDİKLİK, DANGIRDAK, DANGİLMEK, DANGURDAK, DANĞIRDAK, DANIŞIKCI, DANIŞIKLI, DANIŞILMA, DANIŞMENT, DANİŞMEND, DANİŞMENT, DANKLAMAK, DANLANMAK, DANLAŞMAK, Devamını Oku »»
DANAAĞZI, DANABAŞI, DANACILI, DANAÇALI, DANADİLİ, DANADİŞİ, DANAGÖZE, DANAGÖZÜ, DANAGRAN, DANAKÜÇÜ, DANAÖREN, DANAVELİ, DANDIRIK, DANDİLİK, DANDİRİK, DANDURMA, DANETMEK, DANGADAK, DANGALAK, DANGILAK, DANGIMAK, DANGIRİK, DANGIRTI, DANGİRİK, DANIŞMAH, DANIŞMAK, DANIŞMAN, DANIŞTAY, DANIZMAK, DANİŞMAK, Devamını Oku »»
DANABAŞ, DANACAG, DANADAN, DANADİŞ, DANAGÖZ, DANAKÖY, DANALIH, DANALIK, DANALYA, DANAMAK, DANAZOL, DANDİLİ, DANDİNİ, DANDRİK, DANEMEK, DANISGA, DANIŞAN, DANIŞIH, DANIŞIK, DANIŞIM, DANIŞMA, DANİSKA, DANSİTE, DANSSIZ, DANTARA, DANTRON, DANULĞA, DANYERİ, DANYİLİ
DANAAŞ, DANACI, DANALI, DANAPA, DANBAL, DANCAK, DANCEK, DANDAL, DANDAN, DANDIN, DANDİK, DANDİN, DANECİ, DANGAL, DANGAZ, DANGIR, DANĞAZ, DANKIR, DANLIK, DANMAH, DANMAK, DANSAK, DANSÇI, DANSIK, DANSLI, DANSOZ, DANSÖR, DANSÖZ, DANSUK, DANTEL, Devamını Oku »»
DANAK, DANAM, DANAŞ, DANCA, DANCI, DANCİ, DANGA, DANGE, DANGİ, DANGO, DANGÜ, DANHA, DANIK, DANIŞ, DANIZ, DANİŞ, DANUA
DANA, DANE, DANG, DANĞ, DANI, DANİ, DANK, DANS
DAN
DAN
Hayret, teaccüp. Şaşılacak şey, hayrete şayan. Sabah vakti, tan. İç donu, pantalon. İstek. Alın yazısı. Sonuç, son. Şaşma, şaşılacak şey. Yalan. Seslenme ünlemi: Dan Ali buraya gel. İle anlamında edat: Ahmetdan beraber gideriz. Ters: Bütün konuştukları dânıma gitti. Birinin kötülüğüne, arkasından.
DANIŞILABİLME
Danışılabilmek işi.
DANGALAFISTİK
Tahterevalli.
DANABAĞIRDAN
İri karıncaya benzeyen ve ısırınca çok acıtan bir çeşit böcek. İnsanın bir yerine çarpınca çok acıtan bir hayvan, deniz yıldızı. Çalıların büyük dikenleri.
DANGALAKLAŞMAK
Dangalak gibi davranmaya başlamak.
DANGALAKLAŞMA
Dangalaklaşmak işi.
DANAKALDIRAN
Kuzgun. Akbaba.
DANGALAFIŞTI
Tahterevalli.
DANOFLOKSASİN
Geniş spektrumlu ve güçlü antibakteriyel etkinliğe sahip yeni kuşak fluorokinolon türevi bir ilaç.
DANDİKLEŞMEK
Dandik bir duruma gelmek.
DANLAYADÜŞMEK
Çıkagelmek: Biz söyleşirken oradan danlayadüştü.
DANIŞILABİLMEK
Danışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANGALAFISDİT
Eski türkçe tıngılamak: Sallanıp düşmek (Erzincan Merkez).
DANGALAFISTIK
Tahterevalli.
DANGILIKIRMA
Tahterevalli oyunu.
DANABÖĞÜRTEN
Büyük değnek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACEMAŞİRAN
Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.