Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dar" olan, toplam 157 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SALAHİYYETDAR
BAŞDEFTERDAR, CİZVEEHDİDAR
SERMAYEDAR, BAŞÇUHADAR, EMİRHAYDAR
CAZİBEDAR, DEFTERDAR, HAZİNEDAR, MAHSULDAR, METHALDAR, MİHMANDAR, TAHSİLDAR, TELERADAR, ALIGOPDAR, BAYRAHDAR, GİLAVADAR, MISMINDAR
ALAKADAR, BERHUDAR, HABERDAR, HALELDAR, HİSSEDAR, HÜKÜMDAR, MEYVEDAR, MÜHÜRDAR, PERDEDAR, SAHİLDAR, TÜRBEDAR, VEZNEDAR, ZİMAMDAR, AKÇAVDAR, BURCUDAR, CAMANDAR, CİHANDAR, FEHİMDAR, GAMANDAR, GAMENDAR, GOSPODAR, GUMANDAR, HAZNEDAR, HEBERDAR, HÖKÜMDAR, HUKUMDAR, KARNIDAR, KEMANDAR, KİLİNDAR, MIZGIDAR, Devamını Oku »»
ALEMDAR, HAVADAR, İKTİDAR, KAFADAR, KASADAR, KESEDAR, MANİDAR, PAYİDAR, ÜSKÜDAR, ZİYADAR, ALAFDAR, ANAKDAR, BAŞIDAR, BİLADAR, CAMADAR, ÇUHADAR, EHDİDAR, GOMADAR, HANEDAR, IŞILDAR, İLİMDAR, İNAHDAR, İREMDAR, YAĞADAR
ÇAVDAR, DAPDAR, DİNDAR, DİZDAR, DÜMDAR, GADDAR, KİNDAR, MANDAR, MUNDAR, MURDAR, NAMDAR, PİŞDAR, SERDAR, BUYDAR, CANDAR, CUNDAR, ÇANDAR, ÇUŞDAR, DARDAR, DASDAR, DAVDAR, DİLDAR, DUNDAR, DÜNDAR, FERDAR, GANDAR, GOYDAR, HAYDAR, KADDAR, KAFDAR, Devamını Oku »»
BİDAR, CİDAR, DİDAR, KADAR, MEDAR, RADAR, ASDAR, AYDAR, BADAR, BODAR, CEDAR, CIDAR, CODAR, CUDAR, ÇADAR, ÇIDAR, ETDAR, GADAR, GİDAR, HADAR, HODAR, ISDAR, İFDAR, İHDAR, İLDAR, İSDAR, İŞDAR, NADAR, PADAR, SADAR, Devamını Oku »»
ADAR
DAR
DAR
İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.
EMİRHAYDAR
Gaziantep ilinde, Araban ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
CAZİBEDAR
Alımlı.
METHALDAR
Bir işe karışmış olan, bir işte parmağı olan.
MAHSULDAR
Verimli.
DEFTERDAR
Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli. Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli.
CİZVEEHDİDAR
Arapça kökenli ciz'i-iktidâr: cüziiktidar.
ALIGOPDAR
Helikopter.
SALAHİYYETDAR
yetkili.
SERMAYEDAR
Sermayesi olan. Anamalcı.
BAŞDEFTERDAR
Osmanlılarda Tanzimat dönemine dek Rumeli'deki illerin maliye işlerine bakan en yüksek görevli.
TAHSİLDAR
Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse, alımcı. Vergi toplayan görevli, alımcı, vergici.
MİHMANDAR
Konukçu.
HAZİNEDAR
Bir hazineyi bekleyen, yöneten kimse.
TELERADAR
Televizyon aracılığıyla radar görüntüsü alma işi.
BAŞÇUHADAR
Osmanlı sarayında padişahın hizmetinde bulunan çuhadarların başı olan ve padişahın at gezilerinde atın sağında yürüyen görevli.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSİYONER
Hisse sahibi, hissedar.
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.
AMFORA
İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ANCA
O kadar. Ancak. Böylece, bu biçimde.
AMANSIZ
Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman.
ANAMALCI
Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ALIMCI
Tahsildar.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
AKKOR
Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.
ANCAK
"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.
AKDARI
Darı.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ALIMLI
Alımı olan, çekici, cazibeli, albenili, cazip, cazibedar, kişmiri.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.