Kelimeler arşivi içinde; başında "daş" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. daş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu daş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde daş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAŞIRGAMAH, DAŞIRGAMAK, DAŞIRKAMAK, DAŞİRİLMEK, DAŞAKLAMAK
DAŞLANGUÇ, DAŞEKMEĞİ, DAŞDANMAK
DAŞAKIDA, DAŞLAMAK, DAŞINMAK, DAŞAHIRI, DAŞIRMAK, DAŞAĞIRI, DAŞGÖZER, DAŞGÖZEL
DAŞAHUR, DAŞINTI, DAŞIMAK, DAŞAĞIR, DAŞIRMA, DAŞGARU, DAŞAĞRI, DAŞAHIR, DAŞDAMA, DAŞKASA
DAŞKIN, DAŞGIR, DAŞHUN, DAŞĞIN, DAŞDIH, DAŞARA, DAŞAMA, DAŞAAR
DAŞ
Taş. Elmas, pırlanta gibi kıymetli taşlar. Muhakkak: Daş bu böyledir. El değirmeni. Dış.
DAŞAKIDA
Çok kıvamlı pekmez ağdası.
DAŞIRGAMAH
Hayvanın ayağını taş aşındırıp, acıtırak hayvan yürüyememek.
DAŞIRMAK
Pişirmek(yalnız süt hakkında). Taşırmak.
DAŞAĞIRI
Çok taşlı yer.
DAŞIRKAMAK
Hayvanın ayağını taş aşındırıp, acıtırak hayvan yürüyememek.
DAŞLANGUÇ
Kümes hayvanlarının midesi, katı, taşlık.
DAŞEKMEĞİ
Bir çeşit ekmek kadayıfı.
DAŞAHIRI
Çok taşlı yer.
DAŞGÖZER
Arpa ve buğdayı samandan ayırmaya yarayan büyük delikli kalbur: Bizim arpa daşgözeri sizdedi, getisen.
DAŞIRGAMAK
Hayvanın ayağını taş aşındırıp, acıtırak hayvan yürüyememek.
DAŞİRİLMEK
Değiştirilmek, tayin olmak: Muallim burdan dâşirilmiş.
DAŞAKLAMAK
Hayvanın iki ayağını bağlamak, kösteklemek.
DAŞLAMAK
Tarladaki taşları temizlemek. Akarsu taş yığmak. Hayvanın ayağı taşa çarpmak: Ali'lerin atı daşlamışta düşmüş. Taşlamak. Taş atmak.
DAŞDANMAK
Taşmak.
DAŞINMAK
Taşınmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYAKTAŞ
Omuzdaş.
BACANAK
Eşleri kardeş olan erkeklerin birbirine göre durumu. Dost, arkadaş.
ADAŞLIK
Adaş olma, aynı adı taşıma durumu.
BAĞDAŞIKLAŞTIRMA
Bağdaşıklaştırmak işi.
ASRİ
Çağdaş.
ASRİLEŞTİRME
Çağdaşlaştırma.
ARKADAŞ
Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.
BAĞDAŞIKLIK
Bağdaşık olma durumu, mütecanislik, homojenlik.
BAĞDAŞIKLAŞTIRMAK
Bağdaşık duruma getirmek, homojenleştirmek.
AVRUPALILIK
Çağdaş olma, düşünce ve davranışta Batı ölçülerinde bulunma.
ALMANCI
Almanya yanlısı olan kimse. Avrupa'da genellikle de Almanya'da çalışan Türk vatandaşı.
ASRİLEŞME
Çağdaşlaşma.
ARKADAŞLIK
Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
ARKADAŞÇA
Arkadaş olarak. İçtenlikle, dostça.
ASRİLİK
Çağdaşlık.
ASRİLEŞMEK
Çağdaşlaşmak.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.