Sonu ALÇI ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "alçı" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu alçı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında alçı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde alçı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ALÇI

Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde.

CALÇI

Çırak.

YALÇI

Düzgünleşmiş, parlak taş. Soğuktan donup kayganlaşmış yol. Yüce dağların eteği. Alçı. Antalya şehrinde, Alanya belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

  -   -   -  

Anlamında ALÇI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALÇI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANHİDRİT

Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat.

FAYANS

Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş, pişmiş balçıktan levha.

ALÇILANMAK

Alçılama işine konu olmak.

ALÜVYON

Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.

BALÇIKLI

Balçığı olan.

HEYKEL

Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser, yontu, statü.

JİPS

Alçı taşı.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

ALÇILI

İçinde alçı bulunan. Alçı ile sarılmış olan.

ALÇILAMAK

Alçı ile sıvamak.

ÇİNİ

Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve genellikle çiçek resimleriyle bezeli, pişmiş, balçık levha, fayans. Sırlı ve süslü, pişmiş balçıktan yapılan.

ÇAMUR

Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

ALÇIPAN

Alçı levha.

ALÇICI

Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.

ALÇILATMA

Alçılatmak işi.

ALÇILANMA

Alçılanmak işi.

KABARTMA

Kabartmak işi. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kabartılarak yapılan.

ALÇILAMA

Alçılamak işi.

ALÇILATMAK

Alçı ile kapattırmak, sıvatmak.

ÇÖKELGE

Bataklık, su kenarı, balçık.