Kelimeler arşivi içinde; başında "aldı" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. aldı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu aldı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde aldı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ALDIRILABİLMEK
ALDIRTABİLMEK, ALDIRILABİLME, ALDIRIŞSIZLIK
ALDIRABİLMEK, ALDIRTABİLME, ALDIRIŞSIZCA
ALDIRABİLME, ALDIRMAZLIK
ALDIRAYLAZ, ALDIRILMAK, ALDIRIŞSIZ
ALDIVERDİ, ALDIRTMAK, ALDIRILMA, ALDIRAYAZ
ALDIRMAH, ALDIRMAK, ALDIRMAZ, ALDIĞINA, ALDIRTMA
ALDIRIŞ, ALDIRMA, ALDIRIK
ALDIÇ
ALDI
ALDI
"söylemeye başladı" anlamında kullanılan bir söz.
ALDIRIŞSIZ
Aldırmaz, umursamayan.
ALDIRTABİLMEK
Aldırtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALDIRILMAK
Aldırma işi yapılmak.
ALDIVERDİ
Alışveriş. İlişki.
ALDIRTABİLME
Aldırtabilmek işi.
ALDIRABİLMEK
Aldırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALDIRILABİLMEK
Aldırılma imkânı veya olasılığı bulunmak, kolayca aldırılmak.
ALDIRILABİLME
Aldırılabilmek işi.
ALDIRIŞSIZLIK
Aldırışsız olma durumu.
ALDIRTMAK
Alma işini başkasına yaptırmak.
ALDIRABİLME
Aldırabilmek işi.
ALDIRMAZLIK
İlgisizlik.
ALDIRILMA
Aldırılmak işi.
ALDIRIŞSIZCA
Aldırışsız bir biçimde.
ALDIRAYLAZ
Aldır ayaz, her yanı açık.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALDI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARŞİVLEMEK
Arşive kaldırmak, arşivde saklamak.
ALDIRMA
Aldırmak işi.
AGRESİF
Saldırgan.
ASİLEŞMEK
Karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek.
ALDIRIŞ
Aldırma işi.
ARAYÜZ
Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.
AGRESİFLİK
Saldırgan olma durumu.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ASES
Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
ARABA
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALDIRTMA
Aldırtmak işi.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
APİKO
Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.
ASİLİK
Başkaldırıcılık.