Kelimeler arşivi içinde; sonunda "alef" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu alef ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında alef olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde alef olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALEF
Alev. Sonsuz sayal sayıları göstermek için kullanılan im. N.
KALEF
Dam, baraka; mısır tarlalarında yabani hayvanların beklendiği çardak; avgâh.
HAYRULHALEF
Hayırlı çocuk, hayırlı evlat.
HALEF
Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse, ardıl, selef karşıtı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALEF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KEPELEK
Davarlarda olan kelebek hastalığı. Kelebek, öksürüklü bir hastalık. Pişirilmekte olan ısırgan otunu karıştırmakta kullanılan ucunda dört çıkıntı bulunan tahta araç. (Alefsiköşeli Eynesil Giresun).
ALAF
Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.
ARDIL
Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.
ALAFDAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.
SELEF
Bir görevde, bir makamda kendinden önce bulunmuş olan kimse, öncel, halef karşıtı.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
KARŞULUK
Muhalefet, karşı koyma.
İSTİHLAF
ardıl (halef) olma.
ORÇUN
Ardıllar, halefler.
ABAMAK
Çirkin bir kızı veya kötü bir malı kandırma yoliyle birine yamamak. Bir şeyi birisine zorla vermek. Yüklemek: Suçu benim üzerime abadılar. İftira etmek. Menetmek, alıkoymak: Bu adamı işinden abadım. Muhalefet etmek, dayatmak. Giyilecek bir şeyi omuza atmak.
ARDILLIK
Ardıl olma durumu. halefiyyet, istihlâf.