Kelimeler arşivinde; içinde "alef" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde alef bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu alef ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında alef olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HAYRULHALEF
HALEFİYYET
MUHALEFET, ALEFLEMEK, HALEFOĞLU
GALEFET, GALEFİR
ALEFET, ALEFLİ, ALEFTE
HALEF, ALEFE, ALEFİ, KALEF
ALEF
ALEF
Alev. Sonsuz sayal sayıları göstermek için kullanılan im. N.
HALEFOĞLU
Kars kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GALEFET
Zayıf, çelimsiz.
HALEFİYYET
ardıllık.
ALEFTE
İffetsiz, kötü kadın.
ALEFLİ
Kocaeli ilinde, Kaymaz bucağına bağlı bir bölge.
HAYRULHALEF
Hayırlı çocuk, hayırlı evlat.
KALEF
Dam, baraka; mısır tarlalarında yabani hayvanların beklendiği çardak; avgâh.
ALEFLEMEK
Alevlemek, yakmak, tutuşturmak, ateşe vermek.
ALEFET
Saçı başı dağınık.
ALEFİ
Deri cilâlamakta kullanılan mermer tozu.
GALEFİR
Arapça kökenli karanful: Karanfil.
ALEFE
İmam, çoban gibi kimselere belli bir süre için verilen ücret.
HALEF
Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse, ardıl, selef karşıtı.
MUHALEFET
Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olma durumu, aykırılık. Karşı görüşte, tutumda olan kimseler topluluğu. Demokraside iktidarın dışında olan parti veya partiler.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALEF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SELEF
Bir görevde, bir makamda kendinden önce bulunmuş olan kimse, öncel, halef karşıtı.
ARDIL
Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.
ALAF
Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.
ABAMAK
Çirkin bir kızı veya kötü bir malı kandırma yoliyle birine yamamak. Bir şeyi birisine zorla vermek. Yüklemek: Suçu benim üzerime abadılar. İftira etmek. Menetmek, alıkoymak: Bu adamı işinden abadım. Muhalefet etmek, dayatmak. Giyilecek bir şeyi omuza atmak.
ARDILLIK
Ardıl olma durumu. halefiyyet, istihlâf.
KEPELEK
Davarlarda olan kelebek hastalığı. Kelebek, öksürüklü bir hastalık. Pişirilmekte olan ısırgan otunu karıştırmakta kullanılan ucunda dört çıkıntı bulunan tahta araç. (Alefsiköşeli Eynesil Giresun).
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
ALAFDAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.
İSTİHLAF
ardıl (halef) olma.
KARŞULUK
Muhalefet, karşı koyma.
ORÇUN
Ardıllar, halefler.