Kelimeler arşivi içinde; sonunda "alat" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. Sonu alat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında alat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde alat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARISALAT
TERKİSALAT
MUVASALAT, MÜNAKALAT
HAMBALAT, SAVSALAT, SANSALAT, İVEDALAT, HAMPALAT, HAMHALAT
ÇAKALAT, YASALAT, OKSALAT, HAYALAT, İMZALAT, İTHALAT, ŞIKALAT
GAALAT, KAALAT, İMALAT
GALAT, SALAT, HALAT, TALAT, KALAT, BALAT
ALAT
ALAT
Acele, ivedi, çabuk. İpek böceklerinin koza yapmalarından bir hafta, on gün önce, çok yaprak yeme devresi. Bez dokuma tezgâhı. Sarıya veya kırmızıya boyanmış yün iplik. Elbise. Azgın, tehlikeli köpek. Bir çeşit çam ağacı. Karanfil, zencefil, tarçın gibi baharların karışımı. Düğünlerde pilâvın üzerine konulan söğüş et. Bulaşık. Uykudan uyanan ipek böceğinin yaprağa saldırması, evecen yemesi. Acele, çabuk. Bir tür çam ağacı.
İVEDALAT
Çok acele, palas pandıras.
SANSALAT
Saltanat.
HAMBALAT
Taşınması güç olan ağır eşya. Ağırlığı az, hacmi geniş olan yük: Kaba yük hambalat olur. Beceriksiz, miskin: Sen ne kadar hambalatsın.
YASALAT
Başsağlığı dileği.
SAVSALAT
Gösterişli giyim.
HAYALAT
Hayaller.
TERKİSALAT
1.Terbiyesiz. 2.Beceriksiz, uyuşuk.
ÇAKALAT
Eski ceket.
MÜNAKALAT
Ulaştırma.
İMZALAT
İmzalatmak.
MUVASALAT
Bir yere ulaşma, varma, muvasala.
HAMHALAT
Kaba saba, görgüsüz. Verimsiz, çorak, kuru.
HAMPALAT
Beceriksiz, miskin.
YUKARISALAT
Diyarbakır şehrinde, Salat bucağına bağlı bir yer.
OKSALAT
Billurları idrarda bulunabilen ve idrar yolunda taş yapan kalsiyum oksalatın kısa biçimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ARALATMA
Aralatmak işi.
ALATURKALAŞMAK
Alaturka olmak.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
ARMADURA
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
ALATURKALIK
Alaturka olma durumu.
ARAPGİR
Malatya iline bağlı ilçelerden biri.
ALATURKACI
Alaturka yanlısı kimse. Alaturka müziği seven kimse. Alaturka müziği seslendiren veya çalan kimse.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
ARGUVAN
Malatya iline bağlı ilçelerden biri.
AKÇADAĞ
Malatya iline bağlı ilçelerden biri.
ALATURKALAŞTIRMAK
Alaturkalaşmasını sağlamak.
ALATURKALAŞMA
Alaturkalaşmak durumu.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ALATURKALAŞTIRMA
Alaturkalaştırmak işi.
ALATURKACILIK
Alaturkacı olma durumu.