ALAY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "alay" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. alay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu alay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde alay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ALAYBOZAN, ALAYCILIK, ALAYLILIK, ALAYUNTLU

8 harfli kelimeler

ALAYİŞLİ

6 harfli kelimeler

ALAYCI, ALAYİŞ, ALAYLI, ALAYSI

4 harfli kelimeler

ALAY

Bazı kelimelerin anlamları

ALAY

Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.

ALAYBOZAN

Bir tür fitilli tüfek.

ALAYİŞ

Gösteriş, göz kamaştırma.

ALAYCI

Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).

ALAYUNTLU

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

ALAYSI

Alayı andıran, alaya benzeyen, alay gibi, alayımsı.

ALAYLILIK

Alaylı olma durumu.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

ALAYİŞLİ

Gösterişli.

ALAYCILIK

Alaycı olma durumu, müstehzilik.

  -   -   -  

Anlamında ALAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHMAKLAŞMAK

Aptallaşmak. Bir an için şaşalayıp bocalamak.

ÇERİBAŞI

Alay beyi. Çingene topluluklarının başı.

BİNİŞ

Binme işi. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Atlı alay. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Atlı alayda giyilen giysi.

DALKAVUKLUK

Dalkavukça davranış, kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık.

ÇİVİYUKARI

Yağlı güreşte hasmı ayaklarından yakalayıp tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirerek yenme biçimi.

CARİYE

Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.

EĞLENME

Eğlenmek işi. Oyalanma. Neşeli, hoşça vakit geçirme. Alay etme.

BİRLİK

Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

ALBAYLIK

Albay olma durumu, miralaylık. Albayın rütbesi. Albayın görevi.

AMİLAZ

Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.

DALGACI

İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen (kimse). Alay eden (kimse).

DALKAVUK

Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.

DEVECİ

Deve sahibi, deve kiralayan kimse. Deve kervanını güden kimse, sarban. Çok sert ve kaba oynayan kimse.

ALBAY

Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.

DÜZAYAK

İçinde merdiven veya inilip çıkılacak bölüm bulunmayan (ev, yol). Özellikle Orta Anadolu'da oynanan bir halay türü.

DROSERA

Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki (Drosera rotundifolia).

CANHIRAŞ

Yürek paralayan, iç tırmalayan.

BÖNCE

Budala, saf. (bö'nce) Budalaya yakışır bir biçimde, böncesine, safça, angutça.

BUDALACA

Budalaya yakışan. (budala'ca) Budalaya yakışır bir biçimde, budalacasına.

ÇENEK

Tohumda embriyoyu kaplayan etli bölüm. Böceklerde ağzın iki yanında bulunan parçalayıcı sert organ. Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri.