Kelimeler arşivi içinde; sonunda "alay" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu alay ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında alay olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde alay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ENGİNTALAY
GÖKTALAY, KANDALAY, MANGALAY
MİRALAY, AKTALAY, NİGALAY
ATALAY
HALAY, KALAY, CALAY, DALAY, MALAY, SALAY, TALAY
ALAY
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
NİGALAY
Rusça kökenli Nikolay: Nikola (metinlerimizde geçtiği için buraya alınmıştır.). Nikola.
MİRALAY
Albay.
DALAY
Deniz.
TALAY
Deniz, büyük nehir. Çok, fazla.
HALAY
Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu.
SALAY
Yorgan dikişi.
CALAY
Dilsiz, kekeme, peltek konuşan kişi.
KANDALAY
Tahtakurusu.
MANGALAY
Alın. Binici, süvari.
GÖKTALAY
Mavi deniz.
MALAY
Buğday ya da mısır ununu kaynar suya dökerek yapılan ve pekmezle yenilen bir çeşit yiyecek,kaçamak. Mısır ekmeği.
AKTALAY
Beyaz deniz, ak deniz.
ATALAY
Ünlü, namlı, şöhretli kimse. Siirt ili, Bağlıca nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KALAY
Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn). Aldatıcı görünüş. Sövme, küfür. Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası.
ENGİNTALAY
Büyük deniz, okyanus.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
DALGACI
İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen (kimse). Alay eden (kimse).
AMİLAZ
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.
ALBAY
Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.
ALAYCILIK
Alaycı olma durumu, müstehzilik.
BİRLİK
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
CARİYE
Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.
CANHIRAŞ
Yürek paralayan, iç tırmalayan.
BİNİŞ
Binme işi. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Atlı alay. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Atlı alayda giyilen giysi.
ÇENEK
Tohumda embriyoyu kaplayan etli bölüm. Böceklerde ağzın iki yanında bulunan parçalayıcı sert organ. Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri.
ALBAYLIK
Albay olma durumu, miralaylık. Albayın rütbesi. Albayın görevi.
DALKAVUK
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.
ÇİVİYUKARI
Yağlı güreşte hasmı ayaklarından yakalayıp tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirerek yenme biçimi.
ALAYLILIK
Alaylı olma durumu.
BÖNCE
Budala, saf. (bö'nce) Budalaya yakışır bir biçimde, böncesine, safça, angutça.
AHMAKLAŞMAK
Aptallaşmak. Bir an için şaşalayıp bocalamak.
ALAYSI
Alayı andıran, alaya benzeyen, alay gibi, alayımsı.
ÇERİBAŞI
Alay beyi. Çingene topluluklarının başı.
BUDALACA
Budalaya yakışan. (budala'ca) Budalaya yakışır bir biçimde, budalacasına.