Kelimeler arşivi içinde; sonunda "örme" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu örme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında örme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde örme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÖRME
Örmek işi. Örülerek yapılan.
ÖNGÖRME
Öngörmek işi.
YÖRME
Sofa.
BAŞÖRME
Kına gecesinde gelinin ve güveyin eline kına yakma işi.
KÖRME
Malatya kenti, Tepehan nahiyesine bağlı bir bölge.
GÖRME
Görmek işi, rüyet.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRIMSAMAK
Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.
BASARİ
Görme ile ilgili.
BİLİSİZ
Öğrenim görmemiş, cahil.
ASTİGMAT
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).
BAĞIŞLAMAK
Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.
CİHANNÜMA
Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça, kule. Dünya haritası.
BULDUMCUK
Sonradan görme.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
AYILMAK
Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
BELİKLEMEK
Saçları örmek.
AZIMSAMAK
Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ALÇALTI
Yüksekliği az olan alan. Küçük düşürme, hor görme.
CAHİL
Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.
BEZGİN
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.
AŞAĞILAMAK
Değerinden düşük göstermek. Küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek.
BASAR
Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.
BENLİK
Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur.