ÖRSE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "örse" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. örse ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu örse ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde örse olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ÖRSENHOPURU

10 harfli kelimeler

ÖRSELENMEK, ÖRSENLEMEK

9 harfli kelimeler

ÖRSELEMEK, ÖRSELENİŞ, ÖRSELENME, ÖRSELEYİŞ

8 harfli kelimeler

ÖRSELEME

7 harfli kelimeler

ÖRSELLİ, ÖRSEMBE, ÖRSEMEK

5 harfli kelimeler

ÖRSEK, ÖRSEL

4 harfli kelimeler

ÖRSE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRSE

Ayakkabıcı örsü. (Tavşanlı Kütahya).

ÖRSELENİŞ

Örselenme işi.

ÖRSELEYİŞ

Örseleme işi.

ÖRSENLEMEK

İvecenlik etmek.

ÖRSEMEK

Örselemek. Hayvan çiftleşmek istemek. İnsan cinsel ilişkide bulunmak istemek.

ÖRSEMBE

Çok oynanıp ellenmiş.

ÖRSEL

Sel gibi çağlayan değerli kimse.

ÖRSELENME

Örselenmek işi. Travma.

ÖRSELEME

Örselemek işi.

ÖRSELEMEK

Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek. Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak.

ÖRSEK

Çiftleşmek isteyen dişi hayvan. Korkak. Örselenmiş, hırpalanmış.

ÖRSELENMEK

Örseleme işine konu olmak.

ÖRSELLİ

Manisa şehrinde, Osmancalı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÖRSENHOPURU

Kahramanmaraş ilinde, Türkoğlu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında ÖRSE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRSE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AVIKMAK

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.

AFKALAMAK

Hırpalamak, dövmek: Çocuğu afkalama. Dayaktan sersemlemek, sarsılmak, afallamak. Karıştırmak, alt üst etmek, kabartmak: Fazla afkalama, içini dışına çıkardın. Örselemek, buruşturmak, hırpalamak. Ovalamak: Şu benim çamaşırları da afkalayıver.

TRAVMA

Sarsıntı. Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme.

AVHALAMAK

Avuç dolusu almak. El şakası yapmak. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Öç almak. Öç almak için ele geçirmek, yakalamak. Birini beklemek. Hak aramak.

TALAZLANMAK

Dalgalanmak. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak.

AVHALAMAH

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.

TALAZ

Dalga, kasırga. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık.

FAÇUNA

Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.

AVKILANMAK

Buruşmak. Örselenmek, kırılmak, ufak parçalara ayrılmak.

AVKULAMAK

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.

MINCIKLAMAK

Örseleyecek veya biçimini bozacak gibi ellemek, sıkıştırmak.

HIRPALAMAK

Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.

YÖNETMEN

Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi.

AVKALAMAK

Isırmak: Köpek çocuğun arkalamadık yerini bırakmamış. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Sıkıştırmak. Oynamak. Çocuğu hırpalıyarak sevmek. Azarlamak, tehdit etmek. Ovmak, ovalamak masaj yapmak 1. Çalkalamak, elemek. 1. Yakalamak, tutmak, avuçlamak. Engel olmak, geciktirmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak. Haksız yere hırpalamak. Ovmak, yıkamak (kirli giysi için). Yoğurmak, özleştirmek. Köpek koparmadan, az ısırmak.

GÖRÜNTÜ

Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

ODYOVİZÜEL

Görsel-işitsel.

YAYIMCI

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.

AVKILAMAK

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Ovmak, ovalamak masaj yapmak. Buruşturmak. Ezmek, ufalamak. Çam, ceviz kabuğu veya menengiçle derileri terbiye etmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak.

DESEN

Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme. Desen yapma sanatı.

AVKALANMAK

Zedelenmek, hırpalanmak, örselenmek. Ufalanmak.