Sonu ÖRSE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "örse" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu örse ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında örse olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde örse olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRSE

Ayakkabıcı örsü. (Tavşanlı Kütahya).

GÖRSE

Göre.

  -   -   -  

Anlamında ÖRSE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRSE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TRAVMA

Sarsıntı. Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme.

GÖRÜNTÜ

Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

AVHALAMAH

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.

YAYIMCI

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.

ÖRSELENME

Örselenmek işi. Travma.

TALAZ

Dalga, kasırga. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık.

DESEN

Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme. Desen yapma sanatı.

TALAZLANMAK

Dalgalanmak. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak.

ÖRSELENİŞ

Örselenme işi.

MINCIKLAMAK

Örseleyecek veya biçimini bozacak gibi ellemek, sıkıştırmak.

HIRPALAMAK

Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.

YÖNETMEN

Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi.

ÖRSELEME

Örselemek işi.

AVHALAMAK

Avuç dolusu almak. El şakası yapmak. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Öç almak. Öç almak için ele geçirmek, yakalamak. Birini beklemek. Hak aramak.

FAÇUNA

Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.

AFKALAMAK

Hırpalamak, dövmek: Çocuğu afkalama. Dayaktan sersemlemek, sarsılmak, afallamak. Karıştırmak, alt üst etmek, kabartmak: Fazla afkalama, içini dışına çıkardın. Örselemek, buruşturmak, hırpalamak. Ovalamak: Şu benim çamaşırları da afkalayıver.

AVIKMAK

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.

ÖRSELENMEK

Örseleme işine konu olmak.

ÖRSELEYİŞ

Örseleme işi.

ODYOVİZÜEL

Görsel-işitsel.