İçinde ÖRSE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "örse" olan, toplam 42 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örse bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu örse ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örse olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KÖRSEKLEMEK, ÖRSENHOPURU

10 harfli kelimeler

TÖRSELEMEK, KÖRSELEMEK, ÖRSELENMEK, KÖRSENİMEK, ÖRSENLEMEK

9 harfli kelimeler

KÖRSELMEK, HÖRSETMEK, GÖRSETMEK, GÖRSELLİK, ÖĞÖRSEMEK, GÖRSEDMEK, ÖRSELEYİŞ, ÖRSELENME, ÖRSELENİŞ, ÖRSELEMEK

8 harfli kelimeler

KÖRSERÇE, KÖRSEPEK, KÖRSEMEK, KÖRSEMÇİ, TÖRSENGİ, HÖRSEMEK, ÖRSELEME, GÖRSEMEK, GÖRSELER, BOĞÖRSEK

7 harfli kelimeler

KÖRSEĞİ, KÖRSENG, KÖRSENİ, KÖRSENK, ÖRSEMEK, ÖRSEMBE, ÖRSELLİ

6 harfli kelimeler

GÖRSEL, KÖRSEK, GÖRSEV, KÖRSEN

5 harfli kelimeler

ÖRSEL, ÖRSEK, GÖRSE

4 harfli kelimeler

ÖRSE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRSE

Ayakkabıcı örsü. (Tavşanlı Kütahya).

ÖĞÖRSEMEK

İnek, davar çiftleşmek istemek.

KÖRSEKLEMEK

Şaşırmak.

TÖRSELEMEK

Yuvarlayıp atmak.

ÖRSELENME

Örselenmek işi. Travma.

HÖRSETMEK

Masuradaki ya da yumak halindeki ipliği dolaştırmak.

KÖRSELMEK

Ateş ya da ışık yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak.

GÖRSETMEK

Göstermek. Göstermek, bk.görstedmek.

ÖRSELEYİŞ

Örseleme işi.

ÖRSELENMEK

Örseleme işine konu olmak.

ÖRSENLEMEK

İvecenlik etmek.

GÖRSELLİK

Görsel olma durumu.

KÖRSELEMEK

Yoğurmak, çiğnemek.

KÖRSENİMEK

Ateş ya da ışık yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak.

ÖRSENHOPURU

Kahramanmaraş ilinde, Türkoğlu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

GÖRSEDMEK

Göstermek.

  -   -   -  

Anlamında ÖRSE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRSE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AVKILAMAK

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Ovmak, ovalamak masaj yapmak. Buruşturmak. Ezmek, ufalamak. Çam, ceviz kabuğu veya menengiçle derileri terbiye etmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak.

DESEN

Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme. Desen yapma sanatı.

FAÇUNA

Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.

HIRPALAMAK

Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.

AVHALAMAK

Avuç dolusu almak. El şakası yapmak. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Öç almak. Öç almak için ele geçirmek, yakalamak. Birini beklemek. Hak aramak.

GÖRÜNTÜ

Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

YÖNETMEN

Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi.

ODYOVİZÜEL

Görsel-işitsel.

ÖRSELEME

Örselemek işi.

TRAVMA

Sarsıntı. Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme.

AVKALANMAK

Zedelenmek, hırpalanmak, örselenmek. Ufalanmak.

TALAZLANMAK

Dalgalanmak. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak.

TALAZ

Dalga, kasırga. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık.

AFKALAMAK

Hırpalamak, dövmek: Çocuğu afkalama. Dayaktan sersemlemek, sarsılmak, afallamak. Karıştırmak, alt üst etmek, kabartmak: Fazla afkalama, içini dışına çıkardın. Örselemek, buruşturmak, hırpalamak. Ovalamak: Şu benim çamaşırları da afkalayıver.

AVKALAMAK

Isırmak: Köpek çocuğun arkalamadık yerini bırakmamış. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Sıkıştırmak. Oynamak. Çocuğu hırpalıyarak sevmek. Azarlamak, tehdit etmek. Ovmak, ovalamak masaj yapmak 1. Çalkalamak, elemek. 1. Yakalamak, tutmak, avuçlamak. Engel olmak, geciktirmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak. Haksız yere hırpalamak. Ovmak, yıkamak (kirli giysi için). Yoğurmak, özleştirmek. Köpek koparmadan, az ısırmak.

YAYIMCI

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.

ÖRSELENİŞ

Örselenme işi.

MINCIKLAMAK

Örseleyecek veya biçimini bozacak gibi ellemek, sıkıştırmak.

AVHALAMAH

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.

AVIKMAK

Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.