ÖRME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "örme" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. örme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu örme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde örme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ÖRMELEMEK, ÖRMEPINAR

8 harfli kelimeler

ÖRMEGÖZE, ÖRMEKUYU

7 harfli kelimeler

ÖRMETAŞ

6 harfli kelimeler

ÖRMECE, ÖRMECİ, ÖRMELİ

5 harfli kelimeler

ÖRMEÇ, ÖRMEK

4 harfli kelimeler

ÖRME

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRME

Örmek işi. Örülerek yapılan.

ÖRMETAŞ

Gaziantep şehrinde, Karkamış belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Zonguldak şehrinde, Devrek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ÖRMEGÖZE

Batman şehrinde, Beşiri ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ÖRMELEMEK

Çocuk emeklemek. Aşmaya, atlamaya çalışmak.

ÖRMEPINAR

Aydın şehri, Bozdoğan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

ÖRMECE

Kırmızı ve küçük taneli kılçıklı buğday.

ÖRMECİ

Zonguldak şehri, Gökçebey ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ÖRMEKUYU

Afyon şehrinde, Sandıklı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ÖRMEÇ

Ufalanmış ekmek ya da mısır ekmeğini yağda kızartıp üstüne toz şeker dökerek yapılan bir çeşit yiyecek.

ÖRMEK

İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak ya da geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak. Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak. Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak. Duvar yapmak veya onarmak. Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak. Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak.

ÖRMELİ

Örülerek yapılmış. Ağrı ilinde, Suluçem nahiyesine bağlı bir yer. Malatya kenti, Pütürge ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van şehrinde, Kırkgeçit bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

  -   -   -  

Anlamında ÖRME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYILMAK

Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.

BELİKLEMEK

Saçları örmek.

BİLİSİZ

Öğrenim görmemiş, cahil.

CAHİL

Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.

BASARİ

Görme ile ilgili.

CİHANNÜMA

Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça, kule. Dünya haritası.

AZIMSAMAK

Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak.

BEZGİN

Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

ALÇALTI

Yüksekliği az olan alan. Küçük düşürme, hor görme.

BULDUMCUK

Sonradan görme.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

BENLİK

Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur.

BAĞIŞLAMAK

Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.

ASTİGMAT

Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).

AYRIMSAMAK

Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.

BASAR

Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.

AŞAĞILAMAK

Değerinden düşük göstermek. Küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

ANLAMA

Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.