İçinde ÖRME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "örme" olan, toplam 74 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu örme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ÇADIRLIKÖRMEHMET, BÜYÜKKONAKGÖRMEZ, KÜÇÜKKONAKGÖRMEZ

13 harfli kelimeler

ADETGÖRMEZLİK, SITMAGÖRMEMİŞ

12 harfli kelimeler

EYLEYİGÖRMEK, DAYANIGÖRMEK, YAŞINIGÖRMEK, GÖRMEZLENMEK, GÜZLEKGÖRMEZ

11 harfli kelimeler

ZİMELÖRMESİ, GÖKGÖRMEDİK, SÜTLÜKÖRMEN, YAKINGÖRMEZ, GÖRMEMİŞLİK, GÖRMEMEZLİK

10 harfli kelimeler

KÜYEGÖRMEK, UZAKGÖRMEZ, KOCAGÖRMEZ, ÜZGÖRMELİK, VARIGÖRMEK, YÖRMELEMEK, GÖRÜGÖRMEK, EVGÖRMELİK, DÖRMELEMEK, DİYEGÖRMEK, ÇIKAGÖRMEK

9 harfli kelimeler

ÖRMEPINAR, OLUGÖRMEK, GÖRMEZLİK, GÜNGÖRMEZ, GÖRMEZDEN, GÖRMEZİYE, ÖRMELEMEK

8 harfli kelimeler

ÖRMEKUYU, HÖRMETLİ, İRKÖRMEK, AYGÖRMEZ, ÖNGÖRMEK, ÖRMEGÖZE, NÖGÖRMEK, GÜCÖRMEK, GÖRMELİK, GÖRMEDİK, GÖRMEMİŞ, ERGÖRMEK

7 harfli kelimeler

ÖRMETAŞ, GÖRMECE, ÖNGÖRME, NÖRMELİ, GÖRMELİ, GÖRMELÜ, BAŞÖRME

6 harfli kelimeler

DÖRMEK, GÖRMEK, GÖRMEÇ, GÖRMEZ, BÖRMEK, SÖRMEK, PÖRMEK, HÖRMET, ÖRMELİ, KÖRMEK, KÖRMEN, ÖRMECİ, ÖRMECE, KÖRMEZ, NÖRMEK

5 harfli kelimeler

KÖRME, GÖRME, ÖRMEÇ, ÖRMEK, YÖRME

4 harfli kelimeler

ÖRME

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRME

Örmek işi. Örülerek yapılan.

EYLEYİGÖRMEK

Etmeğe bakmak, yapmağa çalışmak.

SITMAGÖRMEMİŞ

Gür ve kalın (ses).

ÇADIRLIKÖRMEHMET

Kırşehir şehri, Kaman ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

GÖKGÖRMEDİK

Açgözlü, obur: Bu çıdam gök görmediğin birisi. Görgüsüz, sonradan görme. Aptal.

BÜYÜKKONAKGÖRMEZ

Ankara şehrinde, Haymana ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KÜÇÜKKONAKGÖRMEZ

Ankara ili, Haymana ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

DAYANIGÖRMEK

Dayanıp durmak, dayanmakta sebat etmek.

GÖRMEZLENMEK

Görmez gibi davranmak, görmezden gelmek.

GÖRMEMİŞLİK

Görmemiş olma durumu. Görmemişçe davranış.

YAKINGÖRMEZ

Bir cisimden göze gelen ışınların ağ tabakasının gerisinde imge meydana getirerek bulanık bir imge görülmesine sebep olan göz hastalığı. Hipermetrop.

ZİMELÖRMESİ

Kıldan örülen ip.

GÜZLEKGÖRMEZ

Güneş görmeden kurutulan iyi cins sayılmayan tütün.

SÜTLÜKÖRMEN

Yabanıl pırasanın suda haşlandıktan sonra, sütle pişirilmesinden oluşan bir yemek.

ADETGÖRMEZLİK

Menopoz.

YAŞINIGÖRMEK

Gizlenmek çaresine bakmak, sakınmak.

  -   -   -  

Anlamında ÖRME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AYILMAK

Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.

CAHİL

Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.

BENLİK

Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur.

BELİKLEMEK

Saçları örmek.

BEZGİN

Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.

ALÇALTI

Yüksekliği az olan alan. Küçük düşürme, hor görme.

AŞAĞILAMAK

Değerinden düşük göstermek. Küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek.

BULDUMCUK

Sonradan görme.

AZIMSAMAK

Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak.

ASTİGMAT

Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).

BİLİSİZ

Öğrenim görmemiş, cahil.

BAĞIŞLAMAK

Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.

AYRIMSAMAK

Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.

BASAR

Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

CİHANNÜMA

Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça, kule. Dünya haritası.

ANLAMA

Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

BASARİ

Görme ile ilgili.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.