Kelimeler arşivinde; içinde "örme" olan, toplam 74 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu örme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇADIRLIKÖRMEHMET, BÜYÜKKONAKGÖRMEZ, KÜÇÜKKONAKGÖRMEZ
ADETGÖRMEZLİK, SITMAGÖRMEMİŞ
EYLEYİGÖRMEK, DAYANIGÖRMEK, YAŞINIGÖRMEK, GÖRMEZLENMEK, GÜZLEKGÖRMEZ
ZİMELÖRMESİ, GÖKGÖRMEDİK, SÜTLÜKÖRMEN, YAKINGÖRMEZ, GÖRMEMİŞLİK, GÖRMEMEZLİK
KÜYEGÖRMEK, UZAKGÖRMEZ, KOCAGÖRMEZ, ÜZGÖRMELİK, VARIGÖRMEK, YÖRMELEMEK, GÖRÜGÖRMEK, EVGÖRMELİK, DÖRMELEMEK, DİYEGÖRMEK, ÇIKAGÖRMEK
ÖRMEPINAR, OLUGÖRMEK, GÖRMEZLİK, GÜNGÖRMEZ, GÖRMEZDEN, GÖRMEZİYE, ÖRMELEMEK
ÖRMEKUYU, HÖRMETLİ, İRKÖRMEK, AYGÖRMEZ, ÖNGÖRMEK, ÖRMEGÖZE, NÖGÖRMEK, GÜCÖRMEK, GÖRMELİK, GÖRMEDİK, GÖRMEMİŞ, ERGÖRMEK
ÖRMETAŞ, GÖRMECE, ÖNGÖRME, NÖRMELİ, GÖRMELİ, GÖRMELÜ, BAŞÖRME
DÖRMEK, GÖRMEK, GÖRMEÇ, GÖRMEZ, BÖRMEK, SÖRMEK, PÖRMEK, HÖRMET, ÖRMELİ, KÖRMEK, KÖRMEN, ÖRMECİ, ÖRMECE, KÖRMEZ, NÖRMEK
KÖRME, GÖRME, ÖRMEÇ, ÖRMEK, YÖRME
ÖRME
ÖRME
Örmek işi. Örülerek yapılan.
EYLEYİGÖRMEK
Etmeğe bakmak, yapmağa çalışmak.
SITMAGÖRMEMİŞ
Gür ve kalın (ses).
ÇADIRLIKÖRMEHMET
Kırşehir şehri, Kaman ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GÖKGÖRMEDİK
Açgözlü, obur: Bu çıdam gök görmediğin birisi. Görgüsüz, sonradan görme. Aptal.
BÜYÜKKONAKGÖRMEZ
Ankara şehrinde, Haymana ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KÜÇÜKKONAKGÖRMEZ
Ankara ili, Haymana ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
DAYANIGÖRMEK
Dayanıp durmak, dayanmakta sebat etmek.
GÖRMEZLENMEK
Görmez gibi davranmak, görmezden gelmek.
GÖRMEMİŞLİK
Görmemiş olma durumu. Görmemişçe davranış.
YAKINGÖRMEZ
Bir cisimden göze gelen ışınların ağ tabakasının gerisinde imge meydana getirerek bulanık bir imge görülmesine sebep olan göz hastalığı. Hipermetrop.
ZİMELÖRMESİ
Kıldan örülen ip.
GÜZLEKGÖRMEZ
Güneş görmeden kurutulan iyi cins sayılmayan tütün.
SÜTLÜKÖRMEN
Yabanıl pırasanın suda haşlandıktan sonra, sütle pişirilmesinden oluşan bir yemek.
ADETGÖRMEZLİK
Menopoz.
YAŞINIGÖRMEK
Gizlenmek çaresine bakmak, sakınmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AYILMAK
Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.
CAHİL
Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.
BENLİK
Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur.
BELİKLEMEK
Saçları örmek.
BEZGİN
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.
ALÇALTI
Yüksekliği az olan alan. Küçük düşürme, hor görme.
AŞAĞILAMAK
Değerinden düşük göstermek. Küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek.
BULDUMCUK
Sonradan görme.
AZIMSAMAK
Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak.
ASTİGMAT
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).
BİLİSİZ
Öğrenim görmemiş, cahil.
BAĞIŞLAMAK
Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.
AYRIMSAMAK
Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.
BASAR
Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
CİHANNÜMA
Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça, kule. Dünya haritası.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
BASARİ
Görme ile ilgili.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.