Kelimeler arşivi içinde; başında "çen" olan, toplam 136 adet kelime bulunmaktadır. çen ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çen ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇENTİLEBİLMEK
ÇENGELLENMEK, ÇENGÜÇAĞANAK, ÇENTİKLENMEK, ÇENTİKLEYİCİ, ÇENTİLEBİLME
ÇENDELEŞMEK, ÇENDİKLEMEK, ÇENGELLEMEK, ÇENGİLDEMEK, ÇENGİRDEMEK, ÇENGÜÇEGANE, ÇENTEBİLMEK, ÇENTEKLEMEK, ÇENTELEŞMEK, ÇENTİKLEMEK, ÇENTİKLENME
ÇENDELAMAK, ÇENDELEMEK, ÇENEBAZLIK, ÇENELEŞMEK, ÇENGİLEMEK, ÇENGİREMEK, ÇENİLENMEK, ÇENTEBİLME, ÇENTELEMEK, ÇENTİKLEME, ÇENTİLEMEK, ÇENTTİRMEK
ÇENELEŞME, ÇENGLEMEK, ÇENGÜLÇÜŞ, ÇENİLEMEH, ÇENİLEMEK, ÇENKİRMEK, ÇENKÜRMEK, ÇENLETMEK, ÇENTELMEK, ÇENTENELİ, ÇENTİKSİZ, ÇENTİLMEK, ÇENÜLEMEH, ÇENÜLEMEK
ÇENÇÜNEY, ÇENDEMEK, ÇENDİKLİ, ÇENDİREK, ÇENDÜRÜK, ÇENEKSİZ, ÇENGELLİ, ÇENGELSİ, ÇENGEREK, ÇENGERLİ, ÇENGETİR, ÇENGİLİK, ÇENGİLLİ, ÇENİKLER, ÇENİKMEK, ÇENİLEME, ÇENİTMEK, ÇENKETİR, ÇENLEMEK, ÇENTELEK, ÇENTEMEK, ÇENTİKLİ, ÇENTİLME, ÇENTİMEK, ÇENTİYAN
ÇENBERİ, ÇENCERE, ÇENCİRE, ÇENCUNE, ÇENÇENE, ÇENÇERE, ÇENÇERİ, ÇENÇÜNE, ÇENDELE, ÇENDERE, ÇENDİRE, ÇENDİRİ, ÇENEBAZ, ÇENEKLİ, ÇENESİZ, ÇENETLİ, ÇENGEME, ÇENİLTİ, ÇENTELİ, ÇENTEYİ, ÇENTİCİ, ÇENTMEH, ÇENTMEK
ÇENBER, ÇENCIK, ÇENCİK, ÇENÇEN, ÇENÇÜL, ÇENÇÜN, ÇENDEK, ÇENDEY, ÇENDİK, ÇENDİL, ÇENDİR, ÇENDÜK, ÇENELİ, ÇENGEN, ÇENGER, ÇENGİL, ÇENGİR, ÇENGOŞ, ÇENKEL, ÇENTEK, ÇENTES, ÇENTEY, ÇENTEZ, ÇENTİK, ÇENTME
ÇENAK, ÇENCİ, ÇENÇİ, ÇENÇO, ÇENEK, ÇENET, ÇENGİ, ÇENİK, ÇENİZ, ÇENKİ, ÇENPE, ÇENTA, ÇENTE, ÇENTİ
ÇEND, ÇENE, ÇENİ, ÇENK, ÇENT
ÇEN
ÇEN
Sis, duman: Bugün çok çen var. Bir şeyin yarı parçası. Omuz arası. Ceviz içi.
ÇENGELLEMEK
Çengelini takmak. Çengel atış yapmak.
ÇENTEBİLMEK
Çentme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇENTEKLEMEK
Yontmak.
ÇENDİKLEMEK
Tırtıklamak.
ÇENTELEŞMEK
Pazarlık etmek. Çekişmek, münakaşa etmek.
ÇENGÜÇAĞANAK
Çalgı çağanak.
ÇENTİKLENMEK
Çentikli duruma gelmek.
ÇENTİLEBİLMEK
Çentilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇENGÜÇEGANE
Saz eğlentisi.
ÇENDELEŞMEK
Çekişmek, münakaşa etmek. Tartışmak.
ÇENGELLENMEK
Çengel takılmak, çengelle tutturulmak.
ÇENGİRDEMEK
Hakaret etmek, bağırıp çağırmak.
ÇENGİLDEMEK
Köpek can acısından havlamak, haykırmak. Hakaret etmek, bağırıp çağırmak.
ÇENTİKLEYİCİ
Çentik yapmakta kullanılan aygıt.
ÇENTİLEBİLME
Çentilebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKŞAMSEFASI
İki çeneklilerden, gece açan küçük kokulu çiçekleri olan, otsu bir bitki, gecesefası (Mirabilis jalapa).
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
ALTERNATİFSİZ
Seçeneksiz.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ALTERNATİF
Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.
ALTERNATİFLİLİK
Seçeneklilik.
ALTERNATİFLİ
Seçenekli.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ALTERNATİFSİZLİK
Seçeneksizlik.
AKÇAAĞAÇGİLLER
İki çeneklilerden, örneği akçaağaç olan bir bitki familyası.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).