Kelimeler arşivi içinde; başında "çep" olan, toplam 69 adet kelime bulunmaktadır. çep ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çep ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇEPİRDEKLENMEK
ÇEPİRLENMEK, ÇEPİLLENMEK, ÇEPREŞİKLİK, ÇEPEKLENMEK, ÇEPEKLEŞMEK, ÇEPNİBEKTAŞ, ÇEPELLENMEK, ÇEPELLEŞMEK, ÇEPİRDEKLİK
ÇEPELLEMEK, ÇEPERLEMEK, ÇEPİRLEMEK, ÇEPELLİLİK, ÇEPELLENME, ÇEPİNLEMEK, ÇEPREŞİKLİ, ÇEPİLDEYİK
ÇEPTİRMEK, ÇEPNİDERE, ÇEPELLEME, ÇEPEÇEVRE
ÇEPKENLİ, ÇEPLEMCE, ÇEPLEŞİK, ÇEPLEŞÜK, ÇEPİRDEK, ÇEPREŞİK, ÇEPÜRDÜK, ÇEPİLDEK, ÇEPELLUK, ÇEPELSİZ, ÇEPELLİK, ÇEPERSİZ, ÇEPERLİK
ÇEPİCEK, ÇEPEZEN, ÇEPERLİ, ÇEPERİZ, ÇEPİRLİ, ÇEPELEK, ÇEPELLİ
ÇEPMEK, ÇEPLAK, ÇEPKEN, ÇEPKEL, ÇEPİYH, ÇEPREZ, ÇEPÇEK
ÇEPPE, ÇEPEL, ÇEPEK, ÇEPNİ, ÇEPUK, ÇEPÜK, ÇEPİL, ÇEPLİ, ÇEPEN, ÇEPER, ÇEPKA, ÇEPİT, ÇEPİŞ, ÇEPEZ, ÇEPİR, ÇEPİN, ÇEPİÇ, ÇEPİK
ÇEPİ
ÇEP
ÇEP
Çöp: Çöpçü çepi aldı mı?. Göç. Cep. Çep, tokat atarken çıkan ses. Kabukların dışındaki kap, kapçık.
ÇEPELLİLİK
Çepelli olma durumu.
ÇEPELLEMEK
Çepel duruma getirmek. Karıştırıp bozmak.
ÇEPELLENMEK
Çepelli duruma gelmek. Karışıp bozulmak.
ÇEPELLEŞMEK
Pisleşmek. Bir şeye engel olmak. Karmakarışık olmak: Tohumu iyi, çok ama, mahsul çepelleşmiş.
ÇEPEKLENMEK
Çapaklanmak.
ÇEPİRDEKLENMEK
Nazlanmak, şivekârlık etmek. Sevinmek.
ÇEPİRDEKLİK
Naz, işve, hafifçe hareket.
ÇEPEKLEŞMEK
Çapraşık, karışık bir hal almak.
ÇEPELLENME
Çepellenmek işi.
ÇEPNİBEKTAŞ
Manisa şehrinde, Turgutlu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇEPİLLENMEK
Karışmak, kirlenmek.
ÇEPİRLENMEK
Karışmak, kirlenmek.
ÇEPİRLEMEK
Tarlayı çapalamak.
ÇEPERLEMEK
Çitden duvar çevirmek.
ÇEPREŞİKLİK
Darlık, kıtlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SARMAK
Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.
FITIK
İç organlardan bir parçanın, genel olarak bağırsak bölümünün karın çeperlerini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik yapması, kavlıç, yarımlık.
ÇEPERLİ
Çeperi olan, çeperle çevrili bulunan.
KUCAKLAMAK
Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak. İçine almak veya çepeçevre sarmak, kuşatmak. Kucağına almak, kucağında taşımak.
BİLEZİKLEME
Tazının bileğinde çepeçevre açılan yara.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
APLANOSPOR
Kalın çeperli, kamçısı olmayan ve hareket edemeyen, sporangiyumlarda meydana gelen sporlar. Kalınca bir çeperle çevrili, kamçısı bulunmayan ve hareket edemeyen spor.
ZAR
İnce perde ya da örtü. Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper. Car (II). Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılmış olan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı. İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper.
AKRAP
Hayvanların yularlarında, yanak kısmına takılan ve hayvanın hızlı yürümesini sağlıyan üç veya dört dişli demir parçası. Kurt ve köpekler tarafından boğulmasını önlemek için köpeklerin boynuna takılan sivri madeni gerdanlık, tasma. Akrep. Siyah renkli bir çeşit kertenkele. Çıyan. Kahveye benzer yemişleri olan bir çeşit bitki. Yedeğe gelmeyen hayvanı yürütmek, tembel hayvanı uyarıp çalıştırmak için hayvanların çene altlarına konan dişli demir araç. (Karaağaç Bi.; Oklubalı, Çepni Eskişehir; Mudurnu Bolu).
MAKARA
Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir, bobin. Sürme kapak rayları üzerinde hareket edecek biçimde metal veya plastikten yapılmış değişik tiplerdeki sürme kapak aleti. Bir yükün yukarıya kaldırılmasını sağlayan araç. Ağır yüklerin kaldırılma ve indirilmesinde kullanılan, birbirine paralel iki veya daha çok tabla arasında dönen, kenarı çepeçevre oluklu tekerlek veya tekerleklerden oluşmuş mekanik alet.
KAPLAMAK
Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Doldurmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak.
ÇEPELLEME
Çepellemek işi.
SIKMAK
Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Sıkıntı vermek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Dar gelmek. Silahla ateş etmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak.
FIRDOLAYI
Çepeçevre.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
KUŞPALAZI
Çoğunlukla çocuklarda görülen, burun, boğaz, yutak çeperine yerleşen mikropların yol açtığı bulaşıcı hastalık, difteri.
KAP
İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.
SÜNNET
Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz. Sünnet düğünü. Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi.
TERMOS
Yalıtım maddesiyle kaplı metal bir kılıf içine yerleştirilen, aralarında hava boşluğu bulunan çift çeperli cam şişeden oluşan, içine konan sıvının ısısını uzun süre koruyan kap.
GEÇİŞME
Geçişmek işi. Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı, hulul, ozmoz. Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri, difüzyon.