Kelimeler arşivi içinde; başında "zağ" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. zağ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zağ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zağ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZAĞARCIBAŞI
ZAĞLANMAK, ZAĞILTTAK, ZAĞLATMAK
ZAĞARLIK, ZAĞLAMAN, ZAĞLAMAK, ZAĞILMAK, ZAĞCILIK
ZAĞARLI, ZAĞARCI, ZAĞLAMA, ZAĞANOS
ZAĞUDA, ZAĞMAK, ZAĞMET, ZAĞNOS, ZAĞRAK, ZAĞSIZ, ZAĞBAL, ZAĞARA, ZAĞANA
ZAĞCI, ZAĞLI, ZAĞMA, ZAĞAR, ZAĞRA, ZAĞAL
ZAĞ
Kılağı. Güç, kuvvet: Zağlı bir hayvan. Oğlumun hastalığı zağımı kırdı. Hız, tav, şiddet: At zağından çatlayacaktı. Ateşin zağı kesildi, geçti. Sertlik, peklik. Gürbüzlük, semiz olma durumu. Mutlu. Güçsüz, verimsiz (toprak için). Büyüklenme, kurum, kibir. Çok keskin (bıçak, kılıç gibi kesici araçlar için). Zaman, sıra: Artık işin zağı geldi. Ana kuşun yavruları için gagasıyla taşıdığı yem. Piliç. Bir yaşında kara karga. Köpek yavrusu. Karga. Yayın ucuna sarılan deri.
ZAĞLAMAN
Balkon.
ZAĞLANMAK
Güçlenmek, semiz duruma gelmek. Keskinleşmek, sertleşmek.
ZAĞARCI
Osmanlı Devleti'nde padişahın av köpeklerine bakan görevli.
ZAĞARLI
Adana şehri, Doğankent bucağına bağlı bir bölge.
ZAĞILTTAK
Hızla, bir yere takılmadan (kayma için).
ZAĞLAMAK
Bilemek. Hızla, akarcasına kayıp gitmek. İplik, yumaktan, makaradan boşalmak. Kuş, süzülerek yüksekten inmek. Semiz, toplu duruma gelmek: At amma zağlamış. Güçlendirmek. Akarcasına kayıp gitmek. Keskinletmek.
ZAĞILMAK
Yılan kaçmak, kaymak.
ZAĞARLIK
Av köpeği gibi izleme.
ZAĞMAK
Hızla, akarcasına kayıp gitmek. Kaçmak, koşmak. Düşmek. Hızla fırlatmak. Saldırmak.
ZAĞLAMA
Kılağılama.
ZAĞLATMAK
Açmak, boşaltmak (iplik ve benzerleri için). Çabuk geçirmek, ilerletmek.
ZAĞCILIK
Kılağı yapma işi.
ZAĞUDA
Salamura yapılmış yeşil zeytin.
ZAĞARCIBAŞI
Zağarcı ortası komutanına verilen san.
ZAĞANOS
Bir cins doğan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AVLAMAK
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek. Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak.
BUZAĞILAŞMA
Buzağılaşmak işi.
BASİRETLİ
Gerçeği görebilen, uzağı görebilen, basireti olan, sağgörülü.
BUZAĞILAŞMAK
Buzağı durumuna gelmek.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
BİLEMEK
Kesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı vb.nde keskinleştirmek, keskin duruma getirmek, kılağılamak, zağlamak. Güçlendirmek, etkisini artırmak.
GÖTÜRMEK
Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ÇÖRTEN
Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk.
BUZAĞILI
Buzağısı olan.
ATLAMA
Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
BUZAĞISIZ
Buzağısı olmayan.
ÇEKİRGE
Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek (Acridium).
DEGAJ
Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman.
AV
Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.
KILAĞI
Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları, zağ.
BASİRETSİZLİK
Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük.
DOLAMIK
Bir tür ağ, bir tür avcı tuzağı.