Kelimeler arşivinde; içinde "zağ" olan, toplam 99 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zağ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zağ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zağ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SIDIKLIİKİZAĞIL
DOMUZAĞIRŞAĞI, BAYIRKOZAĞACI
BUZAĞILAŞMAK, HOROZAĞIRLIK, KAPLANKOZAĞI
SIÇANDUZAĞI, DUZAĞIBURNU, DİZAĞURŞAĞI, BUZAĞIBURNU, BUZAĞCIOĞLU, BIZAĞILAMAK, KARGAKOZAĞI, ZAĞARCIBAŞI, BUZAĞILAMAK, BUZAĞILAŞMA, KUNDUZAĞILI
GAZOZAĞACI, DİLLİZAĞAR, CAMUZAĞILI, CAMIZAĞILI, SUBUZAĞISI, BUZAĞILAMA, BUZAĞIDİŞİ, KIZAĞLAMAK, BOZAĞANLIK, YALNIZAĞIL, BIZAĞLAMAK, ARZAĞALARI, YALNIZAĞAÇ
SARIZAĞAR, ZAĞLANMAK, ZAĞLATMAK, BUZAĞILIK, BUZAĞISIZ, ZAĞILTTAK, DOKUZAĞAÇ, DİŞBUZAĞI
ÖZAĞRISI, KOZAĞACI, SAHZAĞAN, SAZAĞASI, BUZAĞICI, KIZAĞILI, BUZAĞLIK, BUZAĞILI, ZAĞLAMAN, BIZAĞILI, ZAĞLAMAK, TOZAĞACI, ZAĞILMAK, ZAĞCILIK, ZAĞARLIK
SAZAĞAN, KOZAĞZI, ZAĞLAMA, ZAĞARLI, YAZAĞZI, TOZAĞAN, KAREZAĞ, SIZAĞAN, KIZAĞAN, ZAĞARCI, ZAĞANOS, BOZAĞAÇ, DÜZAĞAÇ, DÜZAĞIL, İZAĞNCI, KAZAĞAÇ, KOZAĞAÇ, KAZZAĞI, KEZAĞZI
ZAĞRAK, ZAĞNOS, ZAĞSIZ, ZAĞMET, ZAĞMAK, KAZAĞI, ZAĞARA, ZAĞUDA, ZAĞBAL, BOZAĞA, KAZAĞU, SAZAĞI, BUZAĞI, BUZAĞU, BOZAĞI, BIZAĞA, BIZAĞI, ZAĞANA
ZAĞAR, ZAĞMA, ZAĞAL, ZAĞCI, ZAĞLI, ZAĞRA, KAZAĞ, BIZAĞ
ZAĞ
ZAĞ
Kılağı. Güç, kuvvet: Zağlı bir hayvan. Oğlumun hastalığı zağımı kırdı. Hız, tav, şiddet: At zağından çatlayacaktı. Ateşin zağı kesildi, geçti. Sertlik, peklik. Gürbüzlük, semiz olma durumu. Mutlu. Güçsüz, verimsiz (toprak için). Büyüklenme, kurum, kibir. Çok keskin (bıçak, kılıç gibi kesici araçlar için). Zaman, sıra: Artık işin zağı geldi. Ana kuşun yavruları için gagasıyla taşıdığı yem. Piliç. Bir yaşında kara karga. Köpek yavrusu. Karga. Yayın ucuna sarılan deri.
BUZAĞILAŞMAK
Buzağı durumuna gelmek.
DİZAĞURŞAĞI
Dizkapağı.
SIÇANDUZAĞI
Aldatılma, fak: Ben heç sıçanduzağına düşecek adam mıyım?.
KAPLANKOZAĞI
Salyangoz, sümüklüböcek.
BUZAĞIBURNU
Danaburnu denilen ve bitki köklerini yiyen bir böcek.
KARGAKOZAĞI
Ebucehil-karpuzu, acıhıyar.
BUZAĞILAMAK
Sığır yavrulamak.
BUZAĞCIOĞLU
Yozgat şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DOMUZAĞIRŞAĞI
Buhurumeryem denilen bitki. Çöven denilen bitki.
BAYIRKOZAĞACI
Antalya şehrinde, Güzelbağ nahiyesine bağlı bir bölge.
BIZAĞILAMAK
Doğurur gibi, çok güçlük çekmek: Mehmet imtihanı verinceye kadar kaç defa bızağıladı.
HOROZAĞIRLIK
Yumrukoyununda 51 kg.dan 54 kg.a kadar olan ağırlıklara verilen ad.
DUZAĞIBURNU
Danaburnu.
SIDIKLIİKİZAĞIL
Kırşehir şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ZAĞARCIBAŞI
Zağarcı ortası komutanına verilen san.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEGAJ
Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman.
KILAĞILAMA
Kılağılamak işi, zağlama.
AV
Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.
BİLEMEK
Kesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı vb.nde keskinleştirmek, keskin duruma getirmek, kılağılamak, zağlamak. Güçlendirmek, etkisini artırmak.
ÇÖRTEN
Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk.
BUZAĞILI
Buzağısı olan.
BASİRETLİ
Gerçeği görebilen, uzağı görebilen, basireti olan, sağgörülü.
GÖTÜRMEK
Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
BUZAĞISIZ
Buzağısı olmayan.
ÇEKİRGE
Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek (Acridium).
AVLAMAK
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek. Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak.
ATLAMA
Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
BASİRETSİZLİK
Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük.
BUZAĞILAŞMA
Buzağılaşmak işi.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
DOLAMIK
Bir tür ağ, bir tür avcı tuzağı.
KILAĞI
Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları, zağ.