Sonu VAH ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vah" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vah ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında vah olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

DURDOVAH

7 harfli kelimeler

ÜLÜVVAH, MUDAVAH

6 harfli kelimeler

DOOVAH, DOVVAH, OTOVAH, AHUVAH, HAYVAH, HOVVAH

5 harfli kelimeler

HAVAH, ZUVAH, TAVAH, ŞAVAH, SUVAH, SAVAH, OVVAH, KAVAH, GUVAH, GAVAH, DUVAH, DOVAH, ARVAH, EYVAH, ERVAH

3 harfli kelimeler

VAH

Bazı kelimelerin anlamları

VAH

"Yazık" anlamında söylenen bir söz.

MUDAVAH

Kötü; berbat.

ŞAVAH

Güneş doğuşu, şafak.

DOOVAH

Sığırları durdurma ve yürütme ünlemi.

HAVAH

Ne vakit ? Ahmet havah geldi.

SAVAH

Değirmen suyunu başka yöne çevirmek için oluk önüne konulan tahta. Sabah. Aptal, şaşkın. Değirmen arkındaki fazla suyun dışarı akması için konulan oluk. Değirmene suyu eğik biçimde akıtan oluk ya da içi oyuk ağaç. Ark. Aptal, akılsız. Beli sakat insan ya da hayvan. Sabah: savah üzü. Saf; budala; sersem. Salak, ahmak.

AHUVAH

Ah vah.

TAVAH

Tabak.

ÜLÜVVAH

Şaşma ünlemi.

ZUVAH

Sokak.

SUVAH

Sıva, badana. Sıva. Arapça kökenli zukak: Sokak (Erzincan Merkez). Badana.

HAYVAH

Eyvah!.

DOVVAH

Sığırları durdurma ve yürütme ünlemi.

HOVVAH

Kısrak yavrusu.

DURDOVAH

Sığırları durdurma ve yürütme ünlemi.

OTOVAH

Ses sinyaline belirli veya belirsiz aralıklarla "vah" efekti veren efekt ve bunu sağlayan cihaz.

  -   -   -  

Anlamında VAH bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CİDDİ

Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.

TUH

"Yazıklar olsun, vah vah" anlamlarında aşağılama amacıyla söylenen bir söz, tu.

KUYUMCULUK

Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik.

CEBRAİL

Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen dört büyük melekten biri.

KAFES

Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

KARAKULAK

Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan (Caracal melanotis). Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci.

DEİZM

Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.

ÜRKMEK

Bir şeyden korkup sıçramak, tevahhuş etmek. Ağaç meyve vermemek. Çekinmek. Şaşkınlık ve korku duymak.

ÜRKME

Ürkmek işi, tevahhuş.

GÖRÜNÜM

Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

BİRLİK

Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

EFSUS

Yazık, eyvah.

GÖRÜNÜŞ

Görünme işi. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir.

HAYIF

Haksızlık, insafsızlık. Acınma, üzülme. "Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz.

KUYUMCU

Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, sarraf, mücevherci, cevahirci.

HAYFA

"Eyvah, yazık, heyhat" anlamlarında kullanılan bir söz.

KESMEK

Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.

TANRICILIK

Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanma, teizm.

SAFARİ

Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.