Kelimeler arşivi içinde; başında "vah" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. vah ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu vah ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VAHŞİLEŞTİRMEK
VAHŞİLEŞTİRME
VAHVAHLANMAK, VAHDETİVÜCUT
VAHLKAMPFİA, VAHVAHLANMA, VAHİMLEŞMEK, VAHŞİLEŞMEK, VAHYOLUNMAK, VAHŞİCESİNE
VAHDANİYET, VAHYOLUNMA, VAHŞİLEŞME, VAHIRDAMAK, VAHİMLEŞME
VAHŞİYANE, VAHSINMAK, VAHVETMEK, VAHDETTİN, VAHAMETLİ
VAHŞİLİK, VAHITSIZ, VAHİMLİK, VAHİTTİN
VAHİLİK, VAHITLI, VAHİTLU, VAHAMET, VAHŞİCE
VAHİBE, VAHRAT, VAHŞET, VAHİDE, VAHDET
VAHİP, VAHZE, VAHŞİ, VAHLI, VAHİY, VAHİT, VAHİM, VAHİB, VAHIT, VAHIN, VAHIF, VAHID, VAHAP
VAHİ, VAHA
VAH
VAH
"Yazık" anlamında söylenen bir söz.
VAHİMLEŞME
Vahimleşmek durumu.
VAHYOLUNMAK
Vahiy gelmek.
VAHVAHLANMA
Vahvahlanmak işi.
VAHŞİLEŞMEK
Yabanileşmek. Durdurulamamak, zapt edilememek.
VAHŞİLEŞME
Yabanileşme.
VAHDETİVÜCUT
Varlık birliği.
VAHİMLEŞMEK
Vahim duruma gelmek.
VAHIRDAMAK
Kaynamak: Kazan vahırdıy.
VAHŞİLEŞTİRMEK
Yabanileştirmek.
VAHVAHLANMAK
Acınmak, yakınmak.
VAHŞİLEŞTİRME
Yabanileştirme.
VAHYOLUNMA
Vahyolunmak işi.
VAHLKAMPFİA
Gymnamoeba alt sınıfında Schizopyrenida takımında bulunan, geniş bir yalancı ayağa sahip tatlı sularda serbest olarak yaşayan veya parazitik yaşamlı ameboyit protozoon cinsi.
VAHŞİCESİNE
Vahşice.
VAHDANİYET
Tanrı'nın birliği, bir olması.
Bu bölümde tanımı içerisinde VAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CEBRAİL
Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen dört büyük melekten biri.
KUYUMCULUK
Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik.
KUYUMCU
Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, sarraf, mücevherci, cevahirci.
CİDDİ
Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.
AHUVAH
Ah vah.
EFSUS
Yazık, eyvah.
KAFES
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
TANRICILIK
Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanma, teizm.
HAYFA
"Eyvah, yazık, heyhat" anlamlarında kullanılan bir söz.
GÖRÜNÜM
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.
HAYIF
Haksızlık, insafsızlık. Acınma, üzülme. "Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
GÖRÜNÜŞ
Görünme işi. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir.
BİRLİK
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
BİRİM
Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
SAFARİ
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.
TUH
"Yazıklar olsun, vah vah" anlamlarında aşağılama amacıyla söylenen bir söz, tu.
ÜRKME
Ürkmek işi, tevahhuş.
KARAKULAK
Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan (Caracal melanotis). Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci.
DEİZM
Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.