İçinde VAH geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "vah" olan, toplam 96 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vah bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu vah ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vah olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

VAHŞİLEŞTİRMEK

13 harfli kelimeler

VAHŞİLEŞTİRME

12 harfli kelimeler

VAHVAHLANMAK, VAHDETİVÜCUT, CEVAHİRCİLİK

11 harfli kelimeler

VAHYOLUNMAK, VAHVAHLANMA, VAHŞİLEŞMEK, VAHLKAMPFİA, VAHŞİCESİNE, VAHİMLEŞMEK

10 harfli kelimeler

ABDÜLVAHİT, ABDÜLVAHAP, VAHYOLUNMA, VAHIRDAMAK, VAHŞİLEŞME, VAHİMLEŞME, VAHDANİYET

9 harfli kelimeler

HELVAHANE, CEVAHİRCİ, VAHDETTİN, FETVAHANE, VAHŞİYANE, VAHVETMEK, MUVAHHİDE, VAHAMETLİ, SAVAHACAN, VAHSINMAK

8 harfli kelimeler

VAHŞİLİK, TEVAHHUŞ, MUVAHHİT, VAHITSIZ, VAHİMLİK, DURDOVAH, HAVAHMAK, HAVAHMAH, VAHİTTİN

7 harfli kelimeler

EZVAHLI, VAHİTLU, CEVAHİR, SEVAHİL, VAHİLİK, VAHITLI, MUDAVAH, ÜLÜVVAH, DUVAHLI, ŞEVAHİT, VAHAMET, ZEVAHİR, VAHŞİCE, DUVAHLİ

6 harfli kelimeler

VAHİDE, AHUVAH, VAHDET, VAHRAT, SEVAHİ, VAHŞET, VAHİBE, OTOVAH, İSVAHA, HOVVAH, HAYVAH, CEVAHİ, DOOVAH, DOVVAH

5 harfli kelimeler

VAHLI, VAHİB, VAHZE, VAHİP, VAHIT, ZUVAH, GAVAH, ERVAH, EYVAH, VAHİM, VAHİT, VAHİY, VAHŞİ, ARVAH, DOVAH, DUVAH, VAHIN, GUVAH, HAVAH, KAVAH, OVVAH, SAVAH, SUVAH, ŞAVAH, TAVAH, VAHAP, VAHID, VAHIF

4 harfli kelimeler

VAHİ, VAHA

3 harfli kelimeler

VAH

Bazı kelimelerin anlamları

VAH

"Yazık" anlamında söylenen bir söz.

VAHVAHLANMA

Vahvahlanmak işi.

VAHYOLUNMA

Vahyolunmak işi.

VAHLKAMPFİA

Gymnamoeba alt sınıfında Schizopyrenida takımında bulunan, geniş bir yalancı ayağa sahip tatlı sularda serbest olarak yaşayan veya parazitik yaşamlı ameboyit protozoon cinsi.

VAHŞİCESİNE

Vahşice.

ABDÜLVAHİT

Tek ve eşsiz olan Tanrı'nın kulu.

VAHIRDAMAK

Kaynamak: Kazan vahırdıy.

VAHVAHLANMAK

Acınmak, yakınmak.

VAHŞİLEŞTİRME

Yabanileştirme.

VAHDETİVÜCUT

Varlık birliği.

ABDÜLVAHAP

İhsanı bol olan Tanrı'nın kulu.

VAHİMLEŞMEK

Vahim duruma gelmek.

VAHYOLUNMAK

Vahiy gelmek.

CEVAHİRCİLİK

Kuyumculuk.

VAHŞİLEŞTİRMEK

Yabanileştirmek.

VAHŞİLEŞMEK

Yabanileşmek. Durdurulamamak, zapt edilememek.

  -   -   -  

Anlamında VAH bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KUYUMCU

Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, sarraf, mücevherci, cevahirci.

DEİZM

Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.

SAFARİ

Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.

BİRLİK

Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

HAYFA

"Eyvah, yazık, heyhat" anlamlarında kullanılan bir söz.

GÖRÜNÜM

Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

GÖRÜNÜŞ

Görünme işi. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir.

AHUVAH

Ah vah.

KARAKULAK

Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan (Caracal melanotis). Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci.

TUH

"Yazıklar olsun, vah vah" anlamlarında aşağılama amacıyla söylenen bir söz, tu.

HAYIF

Haksızlık, insafsızlık. Acınma, üzülme. "Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz.

CEBRAİL

Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen dört büyük melekten biri.

KAFES

Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.

KESMEK

Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.

CİDDİ

Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.

KUYUMCULUK

Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik.

EFSUS

Yazık, eyvah.

ÜRKME

Ürkmek işi, tevahhuş.

TANRICILIK

Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanma, teizm.