Kelimeler arşivinde; içinde "vah" olan, toplam 96 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vah bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vah ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vah olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VAHŞİLEŞTİRMEK
VAHŞİLEŞTİRME
VAHVAHLANMAK, VAHDETİVÜCUT, CEVAHİRCİLİK
VAHYOLUNMAK, VAHVAHLANMA, VAHŞİLEŞMEK, VAHLKAMPFİA, VAHŞİCESİNE, VAHİMLEŞMEK
ABDÜLVAHİT, ABDÜLVAHAP, VAHYOLUNMA, VAHIRDAMAK, VAHŞİLEŞME, VAHİMLEŞME, VAHDANİYET
HELVAHANE, CEVAHİRCİ, VAHDETTİN, FETVAHANE, VAHŞİYANE, VAHVETMEK, MUVAHHİDE, VAHAMETLİ, SAVAHACAN, VAHSINMAK
VAHŞİLİK, TEVAHHUŞ, MUVAHHİT, VAHITSIZ, VAHİMLİK, DURDOVAH, HAVAHMAK, HAVAHMAH, VAHİTTİN
EZVAHLI, VAHİTLU, CEVAHİR, SEVAHİL, VAHİLİK, VAHITLI, MUDAVAH, ÜLÜVVAH, DUVAHLI, ŞEVAHİT, VAHAMET, ZEVAHİR, VAHŞİCE, DUVAHLİ
VAHİDE, AHUVAH, VAHDET, VAHRAT, SEVAHİ, VAHŞET, VAHİBE, OTOVAH, İSVAHA, HOVVAH, HAYVAH, CEVAHİ, DOOVAH, DOVVAH
VAHLI, VAHİB, VAHZE, VAHİP, VAHIT, ZUVAH, GAVAH, ERVAH, EYVAH, VAHİM, VAHİT, VAHİY, VAHŞİ, ARVAH, DOVAH, DUVAH, VAHIN, GUVAH, HAVAH, KAVAH, OVVAH, SAVAH, SUVAH, ŞAVAH, TAVAH, VAHAP, VAHID, VAHIF
VAHİ, VAHA
VAH
VAH
"Yazık" anlamında söylenen bir söz.
VAHVAHLANMA
Vahvahlanmak işi.
VAHYOLUNMA
Vahyolunmak işi.
VAHLKAMPFİA
Gymnamoeba alt sınıfında Schizopyrenida takımında bulunan, geniş bir yalancı ayağa sahip tatlı sularda serbest olarak yaşayan veya parazitik yaşamlı ameboyit protozoon cinsi.
VAHŞİCESİNE
Vahşice.
ABDÜLVAHİT
Tek ve eşsiz olan Tanrı'nın kulu.
VAHIRDAMAK
Kaynamak: Kazan vahırdıy.
VAHVAHLANMAK
Acınmak, yakınmak.
VAHŞİLEŞTİRME
Yabanileştirme.
VAHDETİVÜCUT
Varlık birliği.
ABDÜLVAHAP
İhsanı bol olan Tanrı'nın kulu.
VAHİMLEŞMEK
Vahim duruma gelmek.
VAHYOLUNMAK
Vahiy gelmek.
CEVAHİRCİLİK
Kuyumculuk.
VAHŞİLEŞTİRMEK
Yabanileştirmek.
VAHŞİLEŞMEK
Yabanileşmek. Durdurulamamak, zapt edilememek.
Bu bölümde tanımı içerisinde VAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUYUMCU
Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, sarraf, mücevherci, cevahirci.
DEİZM
Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.
SAFARİ
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.
BİRLİK
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
HAYFA
"Eyvah, yazık, heyhat" anlamlarında kullanılan bir söz.
GÖRÜNÜM
Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.
BİRİM
Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
GÖRÜNÜŞ
Görünme işi. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir.
AHUVAH
Ah vah.
KARAKULAK
Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan (Caracal melanotis). Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci.
TUH
"Yazıklar olsun, vah vah" anlamlarında aşağılama amacıyla söylenen bir söz, tu.
HAYIF
Haksızlık, insafsızlık. Acınma, üzülme. "Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz.
CEBRAİL
Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen dört büyük melekten biri.
KAFES
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
CİDDİ
Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.
KUYUMCULUK
Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik.
EFSUS
Yazık, eyvah.
ÜRKME
Ürkmek işi, tevahhuş.
TANRICILIK
Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanma, teizm.