Kelimeler arşivi içinde; başında "van" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. van ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu van ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde van olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VANGIRDAMAK, VANKILDAMAK, VANĞILDAMAK, VANGILDAMAK, VANVANLAMAK
VANTİLATÖR, VANKOMİSİN, VANILDAMAK, VANILATMAK, VANTİRATOR
VANĞIRDAK, VANKILDAK, VANILAMAK, VANGIRDAK, VANTRİLOK, VANDALLIK, VANDALİZM
VANADYUM, VANGILTI, VANŞATLI, VANLILIK, VANLAMAK
VANİLİN, VANİLYA
VANDÖZ, VANDAL, VANTUZ
VANKH, VANLI, VANDA
VAN
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
VANKILDAMAK
İnsan, hayvan kalın, acıklı ses çıkarmak.
VANILAMAK
Canı yanan köpek acı acı ses çıkarmak. An, sinek vızıldamak. Bağırmak. Yankı yapmak. İnsanı tedirgin eden bir sesle ağlamak. Uzaklaşıp gitmek. Ağlamak. Söylenmek. Kaçıp gitmek.
VANGIRDAK
Koyu kırmızı renkli, dört kanatlı, giysiye ya da koyun yünlerine yapışınca zor kopan bir sinek.
VANGILDAMAK
Çok gürültü yapmak. Kulağı uğuldamak. An, sinek vızıldamak. Bağırmak: Köpek vangıldayıp durur.
VANILDAMAK
Uğultulu, uzun ses çıkarmak: Motor durmadan vanıldıyor.
VANKILDAK
Ağlamaklı, kalın ses çıkaran insan ya da hayvan için.
VANTİLATÖR
Sıcak ve durgun havayı dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen alet. Motorlu taşıtların iç havasını değiştirmeye yarayan düzen. Mekanik veya elektronik bir aletin soğutma düzeneği. Bazı tarım alet veya makinelerinde tohumları savurmak, temizlemek için içeriye hava çeken alet.
VANKOMİSİN
Hücre duvarının sentezini engelleyen bir antibiyotik. Streptomyces orientalis'ten elde edilen bakteri hücre duvarı üretimini bozarak etki oluşturan antibiyotik.
VANTRİLOK
Karnından konuşan.
VANTİRATOR
Fransızca kökenli ventilateur: vantilatör.
VANGIRDAMAK
Topluluk gürültü yapmak.
VANVANLAMAK
Çok yaşlanmak, düşkünleşmek.
VANILATMAK
Canını yakarak bağırtmak.
VANĞILDAMAK
İnsan, hayvan kalın, acıklı ses çıkarmak.
VANĞIRDAK
Ağlamaklı, kalın ses çıkaran insan ya da hayvan için.
Bu bölümde tanımı içerisinde VAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AĞNAMAK
Hayvan, yere yatıp yuvarlanmak.
ABLAK
Yayvan ve dolgun (yüz).
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AĞINMAK
Hayvan yere yatıp yuvarlanmak.
AKITMALI
Alnında akıtması olan (hayvan).
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AHIRLAMAK
Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AHIR
Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
ADAKLIK
Adak adanan yer. Adak olarak ayrılmış (hayvan).