Kelimeler arşivinde; içinde "vaş" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vaş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vaş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vaş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAVAŞLATABİLMEK, YAVAŞLAYABİLMEK
YAVAŞLATABİLME, YAVAŞLAYABİLME
YAVAŞLATILMAK
YAVAŞLATILMA, SAVAŞABİLMEK, SAVAŞILINMAK, SAVAŞIMCILIK
SIVAŞTIRMAK, YAVAŞLATMAK, GUVAŞLANMAK, KIVAŞİORKOR, KOVAŞTIRMAK, KVAŞİYORKOR, SAVAŞABİLME, SAVAŞTIRMAK, YAVAŞLATICI, YAVAŞSINMAK
KARAVAŞLIK, SAVAŞÇILIK, SIVAŞTIRMA, YAVAŞÇACIK, YAVAŞLAMAK, YAVAŞLATMA, ÇAVAŞLAMAK, ÇUVAŞLAMAK, KIVAŞDAMAK, KOVAŞLAMAK, KUVAŞLAMAK, OVAŞEYHLER, SAVAŞÇILAR, SAVAŞTIRMA, SIVAŞLAMAK, YAVAŞCALAN, YAVAŞITMAK, YAVAŞLATIM, YAVAŞLİYİN
KATAVAŞYA, SAVAŞIMCI, SAVAŞTEPE, YAVAŞLAMA, KARVAŞMAK, YAVAŞCANA, YAVAŞILIK, YAVAŞIMAK
ANAVAŞYA, MUVAŞŞAH, SAVAŞKAN, SAVAŞMAK, SIVAŞMAK, YAVAŞLIK, COVAŞLIK, SAVAŞGAN, SAVAŞKÖY, SUVAŞMAK, TUĞSAVAŞ, YAVAŞBEY, YAVAŞLAR, YAVAŞMAK, YAVAŞTIN
ÇUVAŞÇA, KARAVAŞ, SAVAŞÇI, SAVAŞIM, SAVAŞMA, SIVAŞMA, YAVAŞÇA, AKYAVAŞ, ERSAVAŞ, GARAVAŞ, İÇSAVAŞ, İLSAVAŞ, KIRAVAŞ, OVAŞMAK, SAVAŞAN, SAVAŞER, SAVAŞIR, SIVAŞIK, SUVAŞIK, UYVAŞIK, YAVAŞAK, YAVAŞIK, YAVAŞLI
YAVAŞA, LAVAŞA, TAVAŞA, TAVAŞI, VAŞŞAH, YAVAŞI, YAVAŞU
ÇUVAŞ, GEVAŞ, LAVAŞ, SAVAŞ, VAŞAK, YAVAŞ, CUVAŞ, ÇAVAŞ, KAVAŞ, VAŞIN
VAŞI, VAŞİ
VAŞ
VAŞ
Acıma, şaşkınlık, sevgi, üşüme, acı bildirir ünlem. Alay, eğlenme belirtmek için kullanılan ünlem:-Yanına gelirsem senin gaf anı ezerim!-Vaşş!. Acıma bildirir ünlem.
SAVAŞIMCILIK
Savaşımcı olma durumu.
YAVAŞLATABİLMEK
Yavaşlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOVAŞTIRMAK
Kovalamak.
YAVAŞLATILMAK
Yavaşlatma işi yapılmak.
KIVAŞİORKOR
Özellikle çocuklarda diyetle alınan enerjinin yeterli, ancak proteinin yetersiz olması durumunda oluşan anemi ve gelişim bozukluğuyla belirgin beslenme hastalığı.
SAVAŞILINMAK
Savaşılmak, çarpışılmak, kavga edilmek.
KVAŞİYORKOR
Tüm organ ve dokuların atrofisi, kemik iliği hipoplazisi, hafif anemi ve retikülositopeniyle belirgin şiddetli protein-kalori eksikliğinden kaynaklanan insanlarda çocukluk çağında ortaya çıkan hastalık tablosu.
YAVAŞLATABİLME
Yavaşlatabilmek işi.
YAVAŞLAYABİLMEK
Yavaşlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAVAŞABİLMEK
Savaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAVAŞLATMAK
Yavaşlamasını sağlamak, yavaşlamasına yol açmak, hızını kesmek.
GUVAŞLANMAK
Vurmaya yellenip vurmamak: Kavgada çok guvaşlandı ama gene de bir şey yapamadı.
YAVAŞLAYABİLME
Yavaşlayabilmek işi.
YAVAŞLATILMA
Yavaşlatılmak işi.
SIVAŞTIRMAK
Bulaştırmak, üstüne sürmek. Sıvık ya da sıvışık duruma getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde VAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDANTE
Adacyo ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde (çalınmak).
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
ATEŞKES
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.
AHESTE
Yavaş, ağır. Yavaş, ağır bir biçimde.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AYVAZ
Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
BAHADIR
Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
ANAVAŞYA
Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AHMAKISLATAN
Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
AMAZON
Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.