Kelimeler arşivi içinde; sonunda "una" olan, toplam 73 adet kelime bulunmaktadır. Sonu una ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında una olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde una olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TUYLUMLUĞUNA
İHTİYOFAUNA
MAKROFAUNA, MİKROFAUNA, ZORUZORUNA
ZORZORUNA, BOKBOKUNA, TUYLUMUNA, MUTUĞRUNA
DOMUZUNA, APARTUNA, TUYUMUNA, AKARTUNA, GARABUNA
FURTUNA, GAVRUNA, ELAĞUNA, GOLTUNA, OLUŞUNA, OSUMUNA, GÖKTUNA, TORPUNA, DARBUNA, CUVCUNA, GÜLSUNA, TARPUNA, TURPUNA, CURCUNA, TUYMUNA, LANGUNA, USUMUNA, UCUZUNA, UTUMUNA, HURTUNA, VURDUNA
GUTUNA, LAKUNA, PATUNA, USKUNA, ÜŞBUNA, ZOTUNA, ZUZUNA, AZGUNA, BOYUNA, FAÇUNA, ISKUNA, MAÇUNA, AKSUNA, ALTUNA, AYSUNA, AYTUNA, KUTUNA, CURUNA, DUDUNA, DUŞUNA, ERTUNA, BOŞUNA, GUDUNA
FAUNA, ARUNA, UCUNA, SAUNA
CUNA, KUNA, HUNA, LUNA, SUNA, YUNA, MUNA, NUNA, TUNA, BUNA
UNA
UNA
Ona. Ona (III. teklik şahıs zamiri yaklaşma hâli).
APARTUNA
Ceketlerin kol ağzında yapılan yırtmaç. (Uşak).
FURTUNA
Fırtına.
BOKBOKUNA
Boşuboşuna.
DOMUZUNA
İnat olsun diye, inadına. İyiden iyiye, adamakıllı.
ZORZORUNA
Binbir güçlükle.
MUTUĞRUNA
Boşuna.
TUYLUMUNA
Uluorta, gelişigüzel, bilir bilmez.
İHTİYOFAUNA
Balık faunası.
MİKROFAUNA
Protozoonlar gibi 200 mikrondan küçük, ancak mikroskopla görülebilen hayvanlar.
AKARTUNA
Tuna nehri gibi akan.
GARABUNA
Karapınar (Kuşu).
MAKROFAUNA
Büyüklüğü santimetre cinsinden ölçülen hayvanların teşkil ettiği fauna.
TUYUMUNA
Uluorta, gelişigüzel, bilir bilmez. Özensizce, ezbere.
ZORUZORUNA
Binbir güçlükle.
TUYLUMLUĞUNA
Uluorta, gelişigüzel, bilir bilmez.
Bu bölümde tanımı içerisinde UNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ACIMSI
Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.
ADLAŞTIRMAK
Ad durumuna getirmek, isimleştirmek.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
ADLAŞMAK
Ad durumuna gelmek, isimleşmek.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.