Kelimeler arşivi içinde; başında "ult" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. ult ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ult ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ult olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ULTİMOBRANŞİYAL, ULTRAFİLTRASYON, ULTRASONOTERAPİ
ULTRASANTRİFÜJ, ULTRASONOSKOPİ, ULTRASONOGRAFİ
ULTRAMİKROTOM, ULTRAPLANKTON, ULTRASONOGRAF
ULTRAVİYOLE, ULTRAMODERN, ULTRASONİKS
ULTRASCOPE, ULTRASONİK
ULTRASES, ULTRASON
ULTASIZ
ULT
ULT
Bir önceki ay anlamına gelen -Ultimo- (écoulé) sözcüklerinin kısaltılmışı.
ULTRASONİK
Kulağın duyamayacağı kadar yüksek ses, ultrasonik ses dalgalarıyla ilgili olan.
ULTRASONOSKOPİ
Ultrasonik görüntünün, fotoğrafik bir materyale kayıt edilmeden, ekrandan incelenmesi.
ULTRAPLANKTON
Büyüklükleri 5 µm'den daha küçük olan plankton.
ULTRAMİKROTOM
Elektron mikroskobik inceleme için, çok ince kesitlerin hazırlanmasında kullanılan alet.
ULTRASONİKS
Ultrasonik ses dalgalarını konu alan bilim dalı.
ULTRAMODERN
Düşünce, eğilim, üslup için en üst sınırda olan, çok modern olan.
ULTRASCOPE
Batı Almanya'da geliştirilen bir geniş görüntülük işlemi.
ULTRAVİYOLE
Morötesi.
ULTİMOBRANŞİYAL
Embriyonel gelişim sırasında beşinci yutak kesesine ait veya oradan köken almış anlamında.
ULTRASES
Ultrason.
ULTRASONOGRAFİ
Doku içlerinin görüntülenmesi amacıyla bir ses kaynağından gönderilen ultrases dalgalarının dokulardan yansımalarının görüntü biçimine dönüştürülerek yorumlanması esasına dayanan görüntüleme yöntemi.
ULTRASONOGRAF
Ultra ses kullanılarak elde edilen görüntü.
ULTRAFİLTRASYON
Makromolekül içeren çözeltiden, çözücü ve küçük moleküllerin yarı geçirgen bir zar aracılığıyla basınç uygulanarak zar dışına itildiği ve bu biçimde makromolekülün konsantre edilmesinde kullanılan bir yöntem.
ULTRASONOTERAPİ
Ultrasonla yapılan tedavi.
ULTRASANTRİFÜJ
Yüksek devirli santrifüj.
Bu bölümde tanımı içerisinde ULT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOYUT
Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Durum, nitelik. Film ya da fotoğrafta boyut, format. Genişlik, kapsam. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut.
EĞİLME
Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.
BOYLAMASINA
Boyu doğrultusunda.
DOĞRULTMAN
Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey. Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem.
AZİZİYE
Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamlarının giydiği fes. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
ANINDA
Çabucak. Aynı anda, o anda yapılan, simultane.
DİK
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).
ETKİLEMEK
Etkiye uğratmak, tesir etmek. Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek.
DÜMEN
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça. Yönetim, idare. Dalavere, hile.
FİTİLLİ
Fitili olan veya fitille ateşlenen. Üzerinde dokuma doğrultusunda fitiller olan (kumaş).
DURULTMA
Durultmak işi.
DİREKSİYON
Taşıta istenilen yönü vermeye ve taşıtı belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan düzenek, yönelteç.
GEZLEMEK
Bir yeri ölçmek. Bir hedefi vurmak için silaha gerekli doğrultuyu vermek, nişan almak. Okun gezini kirişe yerleştirmek.
CAMGÜZELİ
Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği (Impatiens sultanı).
ÇEKÜL
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul.
DÜŞEY
Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli.
DİRSEK
Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı. Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas. Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm. Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası.
DAYATIŞMAK
Kendi istek ve arzuları doğrultusunda ısrar etmek, inatlaşmak.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
DOĞRULTMA
Doğrultmak işi.