Kelimeler arşivi içinde; başında "uma" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. uma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu uma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
UMARSIZLIK, UMARLANMAK
UMAZÇADAN, UMABİLMEK, UMARSAMAK
UMABİLME, UMALAMAK
UMARMAK, UMARSIZ, UMARTÇA, UMAYSIZ
UMACIK
UMACI, UMACA
UMAK, UMAÇ, UMAN, UMAR, UMAY
UMA
UMA
Kalça. Armağan. Yağı çıkarılmış ayranın kaynatılmasıyla yapılan peynir. Armağan, hediye. Konuk, misafir.
UMARSIZLIK
Umarsız olma durumu, çaresizlik.
UMAZÇADAN
Habersizce. Sessizce, birden, bilgi vermeksizin.
UMACA
Asma kütüğü: Bağcının gözü umacada olur.
UMABİLME
Umabilmek işi.
UMACIK
Küçücük, ufacık.
UMAK
Çağlayan. Arzu, maksat, hırs. Amaç, istek.
UMARTÇA
Güzelce, iyice.
UMABİLMEK
Umma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UMARSAMAK
Önemsemek, değer vermek.
UMARMAK
Onarmak, düzeltmek.
UMALAMAK
Yoğurmak.
UMACI
Öcü.
UMAYSIZ
Avanak, beceriksiz. Düşüncesiz, saygısız. Ahmak, bön, işe yaramaz kimse.
UMARSIZ
Çaresiz, çıkar yolu olmayan. Çaresiz bir biçimde, çıkar yolu olmaksızın.
UMARLANMAK
Umutlanmak, ümide düşmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde UMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACAYİPLEŞTİRMEK
Yadırganacak bir duruma getirmek.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ACARLAŞMAK
Acar duruma gelmek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ACILAŞTIRMAK
Acı bir duruma getirmek.
AÇIKLAŞMAK
Açık duruma gelmek. Rengi açılmak.
ACIMAK
Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AÇIKLAŞTIRMAK
Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
AĞAÇLANDIRILMAK
Ağaçlı duruma getirilmek.
ADİLEŞMEK
Adi bir duruma girmek, bayağılaşmak.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AFACANLAŞMAK
Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek.
AĞAÇLANDIRMAK
Bir yeri ağaçlı duruma getirmek.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.