Kelimeler arşivi içinde; başında "tef" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. tef ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tef ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tef olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEFNEYAPRAĞI, TEFERRUATSIZ
TEFERRUATLI
TEFİLDEMEK, TEFETEFELÜ
TEFSETMEK, TEFECİLİK, TEFERRUAT
TEFAHHUS, TEFRİŞAT, TEFEYYÜZ, TEFEVVUK, TEFESSÜH, TEFERRÜT, TEFERRÜÇ, TEFEKKÜR, TEFEHHÜM
TEFTANE, TEFRİKA, TEFAHÜR, TEFARİK, TEFİKLİ, TEFAVÜT, TEFTANA, TEFEBAŞ, TEFECİK, TEFENNİ, TEFEKLİ
TEFTİH, TEFTER, TEFVİZ, TEFSİR, TEFTİK, TEFSER, TEFRÜN, TEFRİT, TEFTİŞ, TEFRİŞ, TEFRİK, TEFHİM, TEFEÜL, TEFCİR, TEFDER, TEFECİ, TEFELİ
TEFAL, TEFİR, TEFCİ, TEFEK
TEFE
TEF
TEF
Zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı.
TEFERRÜT
Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma. Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme.
TEFİLDEMEK
Bir işi çabuk bitirmek için canla başla çalışmak. İşi tez bitirmek için canla başla çalışmak.
TEFERRUATSIZ
Ayrıntısız.
TEFERRUATLI
Ayrıntılı.
TEFRİŞAT
Döşeme işleri. Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü.
TEFETEFELÜ
Sağlam.
TEFERRUAT
Ayrıntı.
TEFEVVUK
Üstünlük, üstün gelme.
TEFERRÜÇ
Açılma, ferahlama. Gezinti.
TEFSETMEK
Ayırmak.
TEFNEYAPRAĞI
Lüfer balığı.
TEFECİLİK
Tefecinin işi, faizcilik, murabaha, murabahacılık.
TEFAHHUS
İnceden inceye araştırma.
TEFESSÜH
Çürüme, bozulma, kokuşma. Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma, kokuşma.
TEFEYYÜZ
Yükselme, ilerleme. Feyzalma.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÜŞÜNME
Düşünmek işi, tefekkür. Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu. Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
DÜŞÜNÜR
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir.
AYRILAŞMAK
Benzerleri arasında ayrı bir yeri ve önemi olmak, teferrüt etmek.
DAİRE
Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.
BAĞLAŞIK
Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan (kimse veya topluluk), müttefik. Sonuç, sebep gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan (nesne, terim).
ÇÖPLENMEK
Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek. Kendine açıktan ufak tefek çıkarlar sağlamak.
DENET
Denetleme işi, teftiş. Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi.
DENETLEMEK
Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.
CURA
Mızrap ile çalınan iki veya üç teli olan halk sazı. Ufak tefek, gelişmemiş. Bir tür küçük atmaca.
AYRILAŞMA
Ayrılaşmak durumu, teferrüt.
DENETLEME
Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
CÜSSESİZ
İnce yapılı, ufak tefek, güçsüz (kimse).
AKAÇLAMA
Akaçlamak işi, tefcir, drenaj.
ÇERÇİ
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse. Bazı bölgelerde tuhafiyeci.
BÜCÜR
Ufak tefek ve kısa boylu (kimse). Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan.
AYRINTILI
Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.
ANLATMA
Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.