Kelimeler arşivi içinde; başında "teh" olan, toplam 75 adet kelime bulunmaktadır. teh ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu teh ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEHLİKESİZLİK
TEHİRİİCRA, TEHELLEMEK, TEHLİKESİZ
TEHENNAVI, TEHRETMEK, TEHLİKELİ, TEHDİTKAR, TEHDİTSİZ
TEHEYYÜÇ, TEHEVVÜR, TEHİRSİZ, TEHEMMÜL, TEHKÜLLÜ, TEHLEMEK, TEHDİTLİ, TEHLİMEK, TEHDEBİR, TEHNEMEK, TEHRİBEN, TEHRİBET, TEHZİRAT
TEHLİYE, TEHİRLİ, TEHVİYE, TEHLİKE, TEHACÜM, TEHENNİ, TEHALÜF, TEHALÜK
TEHMİK, TEHMİL, TEHNEL, TEHCİR, TEHRAL, TEHRAR, TEHREM, TEHRER, TEHRET, TEHRİL, TEHRİR, TEHRİZ, TEHSEN, TEHSİL, TEHSİM, TEHSİS, TEHYİÇ, TEHDİT, TEHEZE, TEHENK, TEHİYE, TEHZİL, TEHZİD, TEHMEN, TEHDİM, TEHDİD, TEHDET, TEHLİS, TEHLİZ, TEHMEK
TEHAŞ, TEHÇİ, TEHEL, TEHNE, TEHNA, TEHER, TEHİR, TEHİN, TEHİB, TEHÜT
TEHA, TEHU, TEHE, TEHİ
TEH
TEH
İşte. 1.Çürük üzüm. 2.Kütüğünde kendiliğinden kuruyan üzüm. 3.Ak üzümle pekmezden yapılan bir çeşit reçel. Öz, içyüzü, asıl : Sen bunun tehine varmamışsın. Tek, yalnız. 1.Olumsuzluk bildirir : Teh, o, işi yapmam. Sanki. Tek, yalnız, sadece, yeter ki; teh sede.
TEHİRİİCRA
Yürütmenin durdurulması.
TEHİRSİZ
Tehiri olmayan, gecikmesiz. Gecikmesi olmadan, gecikmeden.
TEHLEMEK
1.Gözetlemek. 2.Dikkat etmek. 3.Her an uyanık durmak. 4.Gizlice dinlemek. 5.Bir kimseyi yalnızken kıstırmak : Hasan'ı tehlediler yohsa onnara alt olası oğul döyüldü. Sınavdan geçirmek. Tanımak. Gözetmek, bakmak.
TEHLİKESİZLİK
Tehlikesiz olma durumu.
TEHLİKESİZ
Tehlikesi olmayan.
TEHEVVÜR
Çok kızma, öfkelenme, köpürme.
TEHLİKELİ
Tehlikesi olan, korkulu, muhataralı.
TEHDİTKAR
Tehdit dolu, tehdit edici.
TEHENNAVI
Çok tatlı bir çeşit üzüm.
TEHDİTSİZ
Tehdidi bulunmayan, tehditten uzak.
TEHELLEMEK
Seyrek ve eğreti dikişle dikmek, teyellemek.
TEHKÜLLÜ
Nişanlı : Fatma gel bak, Ayşe'nin tehküllüsü geçiyor.
TEHEYYÜÇ
Coşma, heyecanlanma.
TEHRETMEK
İlenmek, kahretmek : Onlara tehrettim, daha o parayı istemem.
TEHEMMÜL
Tahammül. Arapça kökenli tahammül: tahammül.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
ALAYCILIK
Alaycı olma durumu, müstehzilik.
BİRLEŞİK
Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.
AKABE
Tehlikeli, sarp ve zor geçit.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
BUNAMA
Yaşlanma veya bazı sinir hastalıklarına bağlı olarak ilerleyici bir biçimde belleğini yitirme, alık duruma gelme, ateh.
AŞIRMAK
Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
BENZER
Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
BADİRE
Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum.
BİTİM
Bitme işi. Son, nihayet, münteha.
ATILI
Atılmış, ertelenmiş, tehirli.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ATILGAN
Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar. Girişken.