TEH ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "teh" olan, toplam 75 adet kelime bulunmaktadır. teh ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu teh ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

TEHLİKESİZLİK

10 harfli kelimeler

TEHİRİİCRA, TEHELLEMEK, TEHLİKESİZ

9 harfli kelimeler

TEHENNAVI, TEHRETMEK, TEHLİKELİ, TEHDİTKAR, TEHDİTSİZ

8 harfli kelimeler

TEHEYYÜÇ, TEHEVVÜR, TEHİRSİZ, TEHEMMÜL, TEHKÜLLÜ, TEHLEMEK, TEHDİTLİ, TEHLİMEK, TEHDEBİR, TEHNEMEK, TEHRİBEN, TEHRİBET, TEHZİRAT

7 harfli kelimeler

TEHLİYE, TEHİRLİ, TEHVİYE, TEHLİKE, TEHACÜM, TEHENNİ, TEHALÜF, TEHALÜK

6 harfli kelimeler

TEHMİK, TEHMİL, TEHNEL, TEHCİR, TEHRAL, TEHRAR, TEHREM, TEHRER, TEHRET, TEHRİL, TEHRİR, TEHRİZ, TEHSEN, TEHSİL, TEHSİM, TEHSİS, TEHYİÇ, TEHDİT, TEHEZE, TEHENK, TEHİYE, TEHZİL, TEHZİD, TEHMEN, TEHDİM, TEHDİD, TEHDET, TEHLİS, TEHLİZ, TEHMEK

5 harfli kelimeler

TEHAŞ, TEHÇİ, TEHEL, TEHNE, TEHNA, TEHER, TEHİR, TEHİN, TEHİB, TEHÜT

4 harfli kelimeler

TEHA, TEHU, TEHE, TEHİ

3 harfli kelimeler

TEH

Bazı kelimelerin anlamları

TEH

İşte. 1.Çürük üzüm. 2.Kütüğünde kendiliğinden kuruyan üzüm. 3.Ak üzümle pekmezden yapılan bir çeşit reçel. Öz, içyüzü, asıl : Sen bunun tehine varmamışsın. Tek, yalnız. 1.Olumsuzluk bildirir : Teh, o, işi yapmam. Sanki. Tek, yalnız, sadece, yeter ki; teh sede.

TEHİRİİCRA

Yürütmenin durdurulması.

TEHİRSİZ

Tehiri olmayan, gecikmesiz. Gecikmesi olmadan, gecikmeden.

TEHLEMEK

1.Gözetlemek. 2.Dikkat etmek. 3.Her an uyanık durmak. 4.Gizlice dinlemek. 5.Bir kimseyi yalnızken kıstırmak : Hasan'ı tehlediler yohsa onnara alt olası oğul döyüldü. Sınavdan geçirmek. Tanımak. Gözetmek, bakmak.

TEHLİKESİZLİK

Tehlikesiz olma durumu.

TEHLİKESİZ

Tehlikesi olmayan.

TEHEVVÜR

Çok kızma, öfkelenme, köpürme.

TEHLİKELİ

Tehlikesi olan, korkulu, muhataralı.

TEHDİTKAR

Tehdit dolu, tehdit edici.

TEHENNAVI

Çok tatlı bir çeşit üzüm.

TEHDİTSİZ

Tehdidi bulunmayan, tehditten uzak.

TEHELLEMEK

Seyrek ve eğreti dikişle dikmek, teyellemek.

TEHKÜLLÜ

Nişanlı : Fatma gel bak, Ayşe'nin tehküllüsü geçiyor.

TEHEYYÜÇ

Coşma, heyecanlanma.

TEHRETMEK

İlenmek, kahretmek : Onlara tehrettim, daha o parayı istemem.

TEHEMMÜL

Tahammül. Arapça kökenli tahammül: tahammül.

  -   -   -  

Anlamında TEH bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TEH geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

ALAYCILIK

Alaycı olma durumu, müstehzilik.

BİRLEŞİK

Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.

AKABE

Tehlikeli, sarp ve zor geçit.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

ASINTI

Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.

ALARM

Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.

BUNAMA

Yaşlanma veya bazı sinir hastalıklarına bağlı olarak ilerleyici bir biçimde belleğini yitirme, alık duruma gelme, ateh.

AŞIRMAK

Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AZMAK

Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.

BENZER

Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

ATEŞ

Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.

BADİRE

Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum.

BİTİM

Bitme işi. Son, nihayet, münteha.

ATILI

Atılmış, ertelenmiş, tehirli.

AYKIRILIK

Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.

ALAYCI

Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

ATILGAN

Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar. Girişken.