Kelimeler arşivinde; içinde "teh" olan, toplam 119 tane kelime bulunuyor. İçerisinde teh bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu teh ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında teh olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MÜSTEHCENLEŞMEK
MÜSTEHCENLEŞME
MÜTEHASSISLIK, TEHLİKESİZLİK
MÜSTEHCENLİK, SLATEHİNDİSİ
YESTEHLEMEK
MÜTEHAKKİM, MÜTEHAMMİL, MÜTEHARRİK, MÜTEHASSIS, MÜTEHAVVİL, MÜTEHAYYİR, MÜTEHEVVİR, MÜTEHEYYİÇ, MÜTTEHİDEN, TEHİRİİCRA, TEHLİKESİZ, YESTEHLEME, MÜNTEHABAT, MÜTEHASSİS, TEHELLEMEK
ÇİFTEHANE, MÜSTEHASE, MÜSTEHCEN, MÜSTEHLİK, TEHDİTSİZ, TEHLİKELİ, TEHDİTKAR, TEHENNAVI, TEHRETMEK
KÖFTEHOR, MÜÇTEHİT, MÜFTEHİR, MÜNTEHAP, MÜNTEHİP, MÜNTEHİR, MÜSTEHZİ, MÜTTEHİT, TEHEVVÜR, TEHEYYÜÇ, TEHİRSİZ, ÇİFTEHAN, MÜRTEHİN, MÜSTEHAP, MÜŞTEHİR, TEHDEBİR, TEHDİTLİ, TEHEMMÜL, TEHKÜLLÜ, TEHLEMEK, TEHLİMEK, TEHNEMEK, TEHRİBEN, TEHRİBET, TEHZİRAT
MÜNTEHA, MÜŞTEHİ, TEHACÜM, TEHALÜF, TEHALÜK, TEHİRLİ, TEHLİKE, ESGETEH, METEHAN, NETEHER, TEHENNİ, TEHLİYE, TEHVİYE
TEHCİR, TEHDİT, TEHYİÇ, TEHZİL, FATEHE, KÜŞTEH, MERTEH, TEHDET, TEHDİD, TEHDİM, TEHENK, TEHEZE, TEHİYE, TEHLİS, TEHLİZ, TEHMEK, TEHMEN, TEHMİK, TEHMİL, TEHNEL, TEHRAL, TEHRAR, TEHREM, TEHRER, TEHRET, TEHRİL, TEHRİR, TEHRİZ, TEHSEN, TEHSİL, Devamını Oku »»
TEHİR, KÖTEH, TEHAŞ, TEHÇİ, TEHEL, TEHER, TEHİB, TEHİN, TEHNA, TEHNE, TEHÜT
ATEH, TEHİ, TEHA, TEHE, TEHU
TEH
TEH
İşte. 1.Çürük üzüm. 2.Kütüğünde kendiliğinden kuruyan üzüm. 3.Ak üzümle pekmezden yapılan bir çeşit reçel. Öz, içyüzü, asıl : Sen bunun tehine varmamışsın. Tek, yalnız. 1.Olumsuzluk bildirir : Teh, o, işi yapmam. Sanki. Tek, yalnız, sadece, yeter ki; teh sede.
MÜSTEHCENLİK
Müstehcen olma durumu.
MÜTEHAMMİL
Dayanıklı.
MÜSTEHCENLEŞMEK
Müstehcen duruma gelmek.
MÜTEHASSIS
Uzman.
MÜTEHAKKİM
Hâkim olan, hükmeden. Zorbalık eden, hükmünü zorla yürüten.
MÜTEHAVVİL
Değişken, kararsız.
MÜTEHEYYİÇ
Heyecanlı.
MÜSTEHCENLEŞME
Müstehcenleşmek durumu.
MÜTEHASSISLIK
Uzmanlık.
TEHLİKESİZLİK
Tehlikesiz olma durumu.
MÜTEHAYYİR
Şaşmış, şaşırmış olan.
MÜTEHEVVİR
Öfkeli, kızgın.
YESTEHLEMEK
Büyük abdest yapmak.
MÜTEHARRİK
Hareketli. İşleyen, çalışan.
SLATEHİNDİSİ
Siyah hindiyle ilgisi olan mavi veya kahverengi renkte, iki varyetesi bulunan bir hindi ırkı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
BENZER
Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
AKABE
Tehlikeli, sarp ve zor geçit.
ATILGAN
Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar. Girişken.
ATILI
Atılmış, ertelenmiş, tehirli.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
BUNAMA
Yaşlanma veya bazı sinir hastalıklarına bağlı olarak ilerleyici bir biçimde belleğini yitirme, alık duruma gelme, ateh.
BİRLEŞİK
Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
AŞIRMAK
Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
BADİRE
Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum.
ALAYCILIK
Alaycı olma durumu, müstehzilik.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BİTİM
Bitme işi. Son, nihayet, münteha.