Kelimeler arşivinde; içinde "teğ" olan, toplam 53 tane kelime bulunuyor. İçerisinde teğ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu teğ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında teğ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖTEĞENGİLLER
ASTEĞMENLİK, SAATKÖSTEĞİ, ÜSTEĞMENLİK
ÇADIRETEĞİ, TEĞELLEMEK, EKMEKETEĞİ, EŞTEĞETLİK, TEĞELTİLİK
TEĞMENLİK, SÜTEĞRİSİ, TEĞDİRMEK, ÖTEĞİTMEK, TEĞELTİCİ, TEĞETALTI
TEĞMENLİ, TEĞLEMEK, ASTEĞMEN, TEĞNEMEK, DAĞETEĞİ, ÜSTEĞMEN
KÖSTEĞE, KÜPTEĞİ, TEĞELTÜ, TEĞEMEK, ÖTEĞİKİ, ETEĞİKİ, TEĞELTİ, TEĞALTI
TEĞERE, TEĞRİS, ÖTEĞÜN, ÖTEĞİN, TEĞMEK, ÖTEĞEN, GÖTEĞİ, TEĞMİN, TEĞMEN
ÜTEĞİ, TEĞİR, TEĞİN, TEĞLİ, TEĞER, TEĞAR, ÖTEĞN, ÖTEĞİ, İTEĞE, ETEĞÜ, TEĞET, İTEĞİ
TEĞE, ETEĞ
TEĞ
TEĞ
1.Asma. 2.Bitki dalları. Denk, aynı düzeyde olan, eşit. Asma. Asma filizi, sürgünü. Kavun, karpuz ve benzerleri bitkilerin toprak üstündeki gövde ve dalları. Asma yaprağı.
EŞTEĞETLİK
Birim çember üzerinde (1,0) noktasından başlayarak çizilen radyanlık bir yay ya da bu yayı gören özeksel açı için, nın, teğettik işlevinin eşişlevi altındaki görüntüsü.
TEĞMENLİK
Teğmen olma durumu, mülazımlık. Teğmenin rütbesi. Teğmenin görevi.
ÇADIRETEĞİ
Göğü kaplayan, devamlı yağmur yağdıran büyük bulut.
TEĞELTİCİ
Eyer keçesi yapan.
ÖTEĞİTMEK
Öteye gitmek, uzaklaşmak.
TEĞELLEMEK
Koşmak.
ÜSTEĞMENLİK
Üsteğmen olma durumu. Üsteğmenin rütbesi. Üsteğmenin görevi.
ASTEĞMENLİK
Asteğmen olma durumu. Asteğmenin rütbesi. Asteğmenin görevi.
TEĞDİRMEK
Savmak, kaçırmak, ayağını kaydırmak : Teğdir şunu başından. Yerinden atmak, uzaklaştırmak.
ÖTEĞENGİLLER
(Eş anlamlısı: çalı-bülbülügiller, Sylviidae,türleri çok iyi bilinirler.
SÜTEĞRİSİ
Ön ayakları içe doğru eğri at.
EKMEKETEĞİ
Sofra.
TEĞELTİLİK
Hayvan sırtının teğelti ile örtülen yeri.
SAATKÖSTEĞİ
Bir dikiş türü. (Uluğbey Senirkent Isparta).
TEĞETALTI
Bir eğri üzerindeki noktadan eğriye çizilen teğetin X-eksenini kestiği nokta ile söz konusu noktanın X-ekseni üzerindeki izdüşümünün belirlediği doğru parçası.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BAŞARIM
Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.
DALAK
Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ. Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ. Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri. Bal peteği.
BEZGİN
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
BAĞIRTMAK
Bağırmasına yol açmak. Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak.
CEVAP
Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık, yanıt.
CEVAPLAMAK
Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya karşılık vermek, yanıtlamak.
DAYATIŞMA
Kendi isteğinde inatlaşma.
ÇEMREMEK
Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
BALGÜMECİ
Bal peteğini andıran bir dikiş büzgüsü türü.
BAŞVURMAK
Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek. İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak. Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak. Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak.
ÇEKİLME
Çekilmek işi. Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı. Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması. Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat. Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa.
ÇEMRENMEK
Kendi kol ve paçalarını sıvamak, eteğini toplamak. Bir işe girişmek için hazırlanmak, paçaları sıvamak.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BİLİM
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
DAYATMAK
Dayama işini yaptırmak. Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek. Başkasının isteğine karşı koymak. Kendi istediğini yaptırmakta direnmek.
BOĞAZLI
Boğazı olan. Çok yemek yiyen, yemek isteği çok olan, iştahlı.