Kelimeler arşivi içinde; başında "teğ" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. teğ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu teğ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEĞELLEMEK, TEĞELTİLİK
TEĞETALTI, TEĞDİRMEK, TEĞMENLİK, TEĞELTİCİ
TEĞLEMEK, TEĞMENLİ, TEĞNEMEK
TEĞELTİ, TEĞELTÜ, TEĞEMEK, TEĞALTI
TEĞMİN, TEĞMEN, TEĞMEK, TEĞRİS, TEĞERE
TEĞİR, TEĞLİ, TEĞİN, TEĞET, TEĞER, TEĞAR
TEĞE
TEĞ
TEĞ
1.Asma. 2.Bitki dalları. Denk, aynı düzeyde olan, eşit. Asma. Asma filizi, sürgünü. Kavun, karpuz ve benzerleri bitkilerin toprak üstündeki gövde ve dalları. Asma yaprağı.
TEĞMEN
Orduda rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subay, mülazım.
TEĞMENLİK
Teğmen olma durumu, mülazımlık. Teğmenin rütbesi. Teğmenin görevi.
TEĞELTİLİK
Hayvan sırtının teğelti ile örtülen yeri.
TEĞELLEMEK
Koşmak.
TEĞELTİ
Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe.
TEĞELTÜ
Binek hayvanlarında eğerin altına konulan keç.
TEĞEMEK
Nesnel ya da tinsel yardımda bulunmak.
TEĞLEMEK
Gözetlemek. Eşitlemek, denklemek.
TEĞMENLİ
Adıyaman kenti, Damlacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
TEĞALTI
Binek hayvanlarında eğerin altına konulan keç.
TEĞMİN
Temin.
TEĞNEMEK
Gözetlemek.
TEĞETALTI
Bir eğri üzerindeki noktadan eğriye çizilen teğetin X-eksenini kestiği nokta ile söz konusu noktanın X-ekseni üzerindeki izdüşümünün belirlediği doğru parçası.
TEĞELTİCİ
Eyer keçesi yapan.
TEĞDİRMEK
Savmak, kaçırmak, ayağını kaydırmak : Teğdir şunu başından. Yerinden atmak, uzaklaştırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞVURMAK
Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek. İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak. Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak. Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak.
BİLİM
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
ÇEKİLME
Çekilmek işi. Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı. Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması. Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat. Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa.
CEVAP
Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık, yanıt.
DALAK
Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ. Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ. Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri. Bal peteği.
DAYATIŞMA
Kendi isteğinde inatlaşma.
BAĞIRTMAK
Bağırmasına yol açmak. Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak.
BOĞAZLI
Boğazı olan. Çok yemek yiyen, yemek isteği çok olan, iştahlı.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.
BEZGİN
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.
CEVAPLAMAK
Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya karşılık vermek, yanıtlamak.
ÇEMRENMEK
Kendi kol ve paçalarını sıvamak, eteğini toplamak. Bir işe girişmek için hazırlanmak, paçaları sıvamak.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ÇEMREMEK
Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak.
ASTEĞMENLİK
Asteğmen olma durumu. Asteğmenin rütbesi. Asteğmenin görevi.
BAŞARIM
Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BALGÜMECİ
Bal peteğini andıran bir dikiş büzgüsü türü.