Kelimeler arşivi içinde; başında "sep" olan, toplam 89 adet kelime bulunmaktadır. sep ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sep ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SEPETLEYEBİLMEK
SEPETLEYEBİLME
SEPLEŞTİRMEK
SEPETLENMEK, SEPETKEMİĞİ, SEPENEKIRAN
SEPİLENMEK, SEPETLENME, SEPETLEMEK, SEPETKULPU, SEPETÇİLİK, SEPİLETMEK, SEPELEMEYH, SEPTİLLİON
SEPELEMEK, SEPTİSİZM, SEPDÜRMEK, SEPETTOPU, SEPTİSEMİ, SEPETLEME, SEPLENMEK, SEPETLEĞİ, SEPETLEĞE, SEPTİRMEK, SEPİCİLİK, SEPELEMEĞ, SEPİLEMEK, SEPİLENME, SEPPETMEK
SEPİTMEK, SEPKİNTİ, SEPLEMEK, SEPİRMEK, SEPİKÜPÜ, SEPİLEME, SEPİŞMEK, SEPİLMEK, SEPİNMEK, SEPİŞKEN, SEPGEYEN, SEPETSİZ, SEPETLİK, SEPETLİG, SEPETLEK, SEPETÇİK, SEPENLİK, SEPTALİS, SEPELEME, SEPTİSİT, SEPTULUM
SEPKMEK, SEPMECE, SEPMEYH, SEPSEPİ, SEPBECE, SEPİNTİ, SEPECEK, SEPENEK, SEPEREK, SEPETLİ, SEPETÇİ
SEPİLİ, SEPTUM, SEPELE, SEPTİK, SEPSİS, SEPENE, SEPMEK, SEPGİN, SEPKÜN, SEPİCİ, SEPKİN, SEPKEN
SEPEN, SEPYA, SEPİT, SEPÇE, SEPEK, SEPKİ, SEPTİ, SEPLİ, SEPTA, SEPSİ, SEPHİ, SEPET
SEPİ, SEPE, SEPS
SEP
SEP
Kırık çanak çömleği yapıştırmaya yarayan yumurta akı, kireç, süt, pamuk karışımı. Çanak, çömlek yapıştırmaya yarayan bir çeşit macun. Serpmek. Sebt, cumartesi.
SEPETLENMEK
Sepetleme işi yapılmak. Bir yerden uzaklaştırılmak, kovulmak.
SEPELEMEK
Kısa süreler içinde ve serpinti hâlinde yağmak, dökülmek, serpelemek.
SEPLEŞTİRMEK
Bölüp dağıtmak, paylaştırmak. Bölük ve benzerleri toplulukları çevreye, gereken yerlere yerleştirmek.
SEPTİLLİON
1024 sayısı.
SEPETKULPU
Basık kemer veya tonoz.
SEPETLENME
Sepetlenmek işi.
SEPETLEYEBİLME
Sepetleyebilmek işi.
SEPETLEYEBİLMEK
Sepetleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SEPETÇİLİK
Sepet yapma veya satma işi.
SEPİLENMEK
Sepileme işi yapılmak, tabaklanmak.
SEPETLEMEK
Meyve, sebze vb.ni sepete koymak, sepete yerleştirmek. Başından savmak. İşinden çıkarmak.
SEPİLETMEK
Deriyi tabaklatmak.
SEPELEMEYH
Yağmur az yağmak, çiselemek.
SEPETKEMİĞİ
Kaburga kemiği, göğüs kafesi.
SEPENEKIRAN
Bir çeşit iri üzüm.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İŞPORTA
Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan yayvan sepet veya bu işi gören, ona benzer araç, sergi. Açıkta yapılmış olan satış.
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
KAVRAMCILIK
Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti, konseptüalizm.
KİRTİL
Büyük kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince dallardan örülmüş sepet.
DAMACANA
Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe.
KAZEVİ
Saz veya kamıştan örülmüş büyük sepet.
GÖRÜŞ
Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
KAP
İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.
DEBBAĞ
Sepici.
DEBAGAT
Sepicilik.
ÇAVELA
Tutulan balıkların içine konduğu sepet, çavalye.
KABUL
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Akseptans. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Bir yere alınma. Sunulan bir şeyi, armağanı alma.
KAVRAM
Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu.
ANTİSEPTİK
Antisepsi yapmak için kullanılan (madde). Antisepsi özelliği olan (madde).
ÇİTEN
Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit. Kuzu ağılı.
BASKETBOL
Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
BALSAMLI
Balsam içeren, antiseptik ve besleyici özelliği olan (ilaç, merhem vb.).