Kelimeler arşivi içinde; sonunda "rey" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. Sonu rey ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında rey olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde rey olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÜSKÜREY, ÖZBİREY
KIRREY, KEMREY, DIRREY, APAREY
GEREY, SÜREY, SAREY, KEREY, GİREY, ARREY, YEREY, SPREY, DİREY, BİREY
EREY, GREY, AREY, ÖREY
REY
REY
Oy. Düşünce, görüş, fikir.
SÜREY
Tıkızımsı ve bağlantılı olan ilingesel uzay ya da altküme.
DIRREY
Çobanın sürüyü su içmeye götürürken çıkardığı ünlem.
SPREY
Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı. Püskürtücü.
DİREY
Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü, fauna. Bu hayvanların tanımını yapan eser.
KEREY
Sarp kayalık.
KEMREY
Fena, bozuk yol.
APAREY
Çeşitli parçalardan meydana gelen alet, cihaz.
ARREY
Aman, ay: Arrey, şu köpek ne fena!.
SAREY
Saray. Üstü çatılı yapı : Bizim bezeyhlide ele saréylarınız varıydı ki.
ÖZBİREY
Kümeler kuramında, küme ya da öbek olmayan evren öğesi bir nesne.
GEREY
Pazartesi. Bulut. Dağın girintili çıkıntılı, gölgeli yeri. Belli dönüştürüm öbeği işlerleri altında, birkaç yöney gibi dönüşür matematik nesne. Her konaç dizgesinde belirli bileşenleri olan ve konaç dönüşümleri altında bileşenleri belirli kurallarla değişen soyut uzbilimsel nesne.
YEREY
Arazi. Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası.
KIRREY
Eşek çağırma ünlemi.
ÜSKÜREY
Davulun, dövülen deri yüzeyi.
GİREY
Pazar günü. Cumartesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde REY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALIK
Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.
ANİLİN
Benzenden türeyen bir amin.
AŞKIN
Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş. Benzerlerinden üstün. Çok, fazla.
BAOBAP
Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç, baobap ağacı (Adansonia digitata).
ANIK
Hazır. Ballıbabagillerden, tek yıllık, mavi çiçekli, yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki, dağ reyhanı (Ziziphora).
AZİT
Azothidrik asit HN3 teki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleşikler.
ALTINTOP
Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).
AYIKLANMA
Ayıklanmak işi. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması, ıstıfa, seleksiyon.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
ARAZİ
Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
BAKINMAK
Çevreye göz gezdirmek, araştırmak. Muayene olmak.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
ANAFORLU
Akıntılı, cereyanlı.
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
ARSIZ
Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse). Açgözlü davranan (kimse). Kolayca üreyebilen (bitki).