Kelimeler arşivi içinde; sonunda "rıh" olan, toplam 54 adet kelime bulunmaktadır. Sonu rıh ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında rıh olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde rıh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GIBGIZARIH, SAHINDIRIH
YARDARRIH, IŞINDIRIH, TANĞAYRIH
SIMSIRIH, HIŞĞIRIH, HAZIRRIH, HAPŞIRIH, FIŞGIRIH, FIRFIRIH, ÇILDIRIH
ÇITIRIH, MITIRIH, YAPARIH, İNCİRIH, ASKIRIH, IŞĞIRIH, ZAMARIH
SIYRIH, ABARIH, SİYRIH, VARRIH, MEŞRIH, YAPRIH, YIBRIH, YIĞRIH, ACARIH, AHIRIH, GAHRIH, CIYRIH, ÇİYRIH, ÇIHRIH, ÇIĞRIH
HARIH, YİRIH, YIRIH, AYRIH, BARIH, VARIH, TIRIH, ÇARIH, SIRIH, ÇIRIH, SARIH, DIRIH, MIRIH, KIRIH, GARIH, GIRIH, IBRIH
PRIH, ARIH
RIH
RIH
Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir kum türü.
HAPŞIRIH
Aksırık. Aksırık; karşılığı pıshırıh.
YAPARIH
Yaparız.
HIŞĞIRIH
Hıçkırık.
ÇILDIRIH
Çabuk yanabilecek ince odun parçaları.
FIŞGIRIH
Sivilce, kabarcık, yanık kabarcığı.
SIMSIRIH
Somurtkan.
HAZIRRIH
Hazırlık.
SAHINDIRIH
Sakındırmak, korkutmak için yapılan işlem, davranış: Bunu sahındırıh mı yaptın?.
TANĞAYRIH
Ağzını açıp, gözlerini yukarıya doğru diken kimse, salak. Sonuna dek açık: Sokah gapısı tanğayrıh.
IŞINDIRIH
Pencere (Mucur).
YARDARRIH
Ortaklık.
FIRFIRIH
Topaç.
GIBGIZARIH
Kıpkızarık.
ÇITIRIH
Söğüt ve kavak ağaçlarının ince dalları. Karışık, birbirine girmiş, dolaşık. Kıvılcım.
MITIRIH
Cimri.
Bu bölümde tanımı içerisinde RIH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
USTURMAÇA
Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık.
İĞMEK
İp germek. Fena koku çıkarmak. Eğmek: Testiyi iğip durmasana. İp germek, bükmek: İpliği iğerıh.
SOM
İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan, masif. Somon balığı. Katışıksız. Rıhtımın su üstünde olan bölümü. Kırgızistan para birimi.
MIRIH
Ağzı eğik kişi. Doğuştan dudağı yarık, tavşandudaklı. Artık. Harman savrulurken uçuşan saman kırıntıları, saman tozu. Bir dudağı yarık. Üst dudağı yarık kimse; bk. ayrıca cırıh.
SIH
1.Çuvalların hayvan üstünde durmasını sağlayan çivi. 2.Ucu sivriltilmiş ağaç parçası. Ucu sivri kısa ağaç. Samimi. Sağmak, sıkmak: Davarlar gelir sıharıh. Sık.
SOMATOSTATİN
Ön hipofizde büyüme hormonu ve tirotropin, pakreasta insülin ve glukagon, midede gastrin, duodenumdan sekretin ve kolesistokinin ve böbrekte renin salınımını inhibe eden, çoğunlukla hipotalamustan ve pankreasın Langerhans adacıklarının delta hücrelerinden salınan peptit yapılı bir hormon, büyüme hormonu salınımını kısıtlayıcı hormon, GHRIH.
DOK
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.
IRIHTIM
Bir ipe geçirilmiş ya da birbirine bağlanmış yemiş bağı: Hele şu ağaca bakın, ırıhtım gibi tutmuş.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
GARIMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.
KURİYH
Eski türkçe kurıh: süt tayı.
KOLTUK
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.
GARIH
Tarh, bölüm (tarla için). Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Sınır çizgisi; tarlayı garıh etmek. Eski türkçe karak: göz ağrısı; kara bakmaktan gözlerin kızarıp iyi görememesi. Karık, sebze ekilmek için hazırlanmış olan yer.
ÇIRIG
Çıkrık, bk. çırıh.
PALAMAR
Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat.
GIRIH
Bir çeşit melez köpek. Kadının yasaya ve töreye aykırı olarak ilgi kurduğu erkek, sevgili. Ters, yanlış: aşığın sağınada verir gırığınada: zarın her tarafına para koyuyor anlamında. Parça: bir gırıh gafe. Melez. Kırık.