Kelimeler arşivi içinde; sonunda "raf" olan, toplam 98 adet kelime bulunmaktadır. Sonu raf ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında raf olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde raf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
RADYOKROMATOGRAF
RADYOKARTOGRAF
ULTRASONOGRAF, FOTOMAKROGRAF, FOTOMİKROGRAF
AKSELEROGRAF, NAKİBÜLEŞRAF, RADYOTELGRAF, SİNEMATOGRAF, NAKIBÜLEŞRAF, OTORADYOGRAF
DAKTİLOGRAF, DERMATOGRAF, FONOTELGRAF, BİBLİYOGRAF, SPEKTROGRAF, LEKSİKOGRAF, KARDİYOGRAF
POLAROGRAF, ŞAPİROGRAF, ANTEROGRAF
SİSMOGRAF, ÇİNKOGRAF, RADYOGRAF, OSİLOGRAF, ÇARHETRAF, TERMOGRAF, STENOGRAF, TELEGIRAF, HELYOGRAF, PANTOGRAF, HİDROGRAF, KARTOGRAF, KOREOGRAF, KRONOGRAF, PALEOGRAF
BAROGRAF, HONGURAF, ETNOGRAF, BİYOGRAF, HANHARAF, BERTARAF, TELEGRAF, TOPOĞRAF, NOMOGRAF, TAKOGRAF, TAKİGRAF, FONOGRAF, FOTOĞRAF, TOMOGRAF, TELGIRAF, PARAGRAF, TİLGIRAF, DEMOGRAF
MESİRAF, FOTURAF, MASARAF, BİTARAF, TELGRAF, OTOGRAF, İNHİRAF, İNSİRAF
PASRAF, SERRAF, MESRAF, MAŞRAF, ZARRAF, İTİRAF, MASRAF, SARRAF, GARRAF, ETİRAF, EŞİRAF, EDİRAF
ZIRAF, İSRAF, PARAF, TIRAF, TERAF, TARAF, AGRAF, SARAF, ATRAF, ETRAF, EDRAF, EŞRAF, OFRAF, GIRAF, GORAF, HARAF, HORAF, MARAF, KORAF, KARAF
GRAF, ARAF, IRAF
RAF
RAF
Üstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha.
DERMATOGRAF
Makyaj için kullanılan çizgi kalemi, (bk. çizgi kalemi.).
FOTOMİKROGRAF
Mikroskobik bir nesnenin bir kamera ile donatılmış mikroskoptan elde edilen ve büyütülmüş fotoğrafı.
OTORADYOGRAF
Otoradyografi tekniği kullanılarak elde edilen radyoaktif işaretli molekül ya da yapının fotoğrafı.
ULTRASONOGRAF
Ultra ses kullanılarak elde edilen görüntü.
DAKTİLOGRAF
Yazı makinesi ile yazı yazan kimse, daktilo.
FOTOMAKROGRAF
Büyütülmüş fotoğraf.
NAKİBÜLEŞRAF
Peygamber soyundan olanların işlerine bakmak üzere kendi aralarından seçtikleri görevli.
NAKIBÜLEŞRAF
İslam Peygamberinin soyundan gelenler arasından seçilip, onların her işini gören ve onları devlet önünde temsil eden başkanın sanı.
FONOTELGRAF
Telefonla iletilen telgraf.
AKSELEROGRAF
İvmeyazar.
RADYOKROMATOGRAF
Bir karışımın çeşitli bileşenlerinin etkinlik eğrisini, kromatografi yöntemiyle, ışınım bulucusu önünden geçen bir şerit üzerine çizmeye yarayan aygıt.
SİNEMATOGRAF
Görüntüleri film üzerine kaydetmeye yarayan araç.
RADYOKARTOGRAF
Vücudun bir bölümündeki radyoaktiflik dağılımının grafiğini çıkarmaya yarayan aygıt.
BİBLİYOGRAF
Bibliyografya uzmanı, kaynakları bilen uzman.
RADYOTELGRAF
Telsiz telgraf.
Bu bölümde tanımı içerisinde RAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
ANLAŞMAZLIK
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.
ARAP
Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ANGIÇ
Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat.
ALKAN
Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı, parafin.
ALAKOK
Rafadan yumurta.
ANLAŞIK
Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri.
ARACILIĞIYLA
-le bağlantı kurularak, -nın yardımıyla, vasıtasıyla, eliyle, yoluyla, marifetiyle, tarafından.
ALGARİNA
Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
APIŞ
Butların iç tarafı.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ALBÜM
Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ARAYÜZ
Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.