RAF ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "raf" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. raf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu raf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde raf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

RAFOKSANİT

9 harfli kelimeler

RAFAZİLIH, RAFIZİLİK, RAFİNATÖR

8 harfli kelimeler

RAFİNERİ

7 harfli kelimeler

RAFADAN, RAFDİYE, RAFİNAJ

6 harfli kelimeler

RAFATA, RAFİZİ, RAFIZİ, RAFİNE

5 harfli kelimeler

RAFYA, RAFİT, RAFİH, RAFİA, RAFAN

4 harfli kelimeler

RAFİ, RAFE

3 harfli kelimeler

RAF

Bazı kelimelerin anlamları

RAF

Üstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha.

RAFİH

Rahat ve huzurlu yaşayan.

RAFAZİLIH

Rafızilik, Aleviliğin bir kolu.

RAFİNAJ

Arıtım.

RAFİZİ

Şii takımının, Halife Ali'ye aşırı derecede bağlı bir kolundan olan kimse.

RAFİT

Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, iğne biçiminde billur madde.

RAFATA

Yufka ekmeğini tandıra yapıştırmak için kullanılan, içi ot ya da paçavra dolu, yastık biçiminde araç.

RAFYA

Afrika ve Amerika'da yetişen, iri gövdeli, uzun yapraklı palmiye (Raphie). Bu palmiyenin dokuma işlerinde kullanılan lifleri. Bu liflerden yapılan.

RAFIZİ

Rafıziliği benimseyen kimse.

RAFİNATÖR

Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.

RAFADAN

Kaynar suda kabuğu ile az pişirilmiş (yumurta).

RAFOKSANİT

Karaciğer kelebeklerine ve mide bağırsak yuvarlak kurtlarına karşı kullanılan bir halojenli salisilanilid bileşiği.

RAFİNERİ

Arıtımevi.

RAFDİYE

Arapça kökenli rabtiyye: raptiye.

RAFİNE

Kristalleştirme, damıtma gibi ayırma yöntemleriyle istenmeyen maddelerden arındırılmış (yağ, petrol vb.). Hassas, duygulu, nazik, ince, seçkin.

RAFIZİLİK

Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.

  -   -   -  

Anlamında RAF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde RAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

APIŞ

Butların iç tarafı.

ALBÜM

Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.

ALAKOK

Rafadan yumurta.

ARAYÜZ

Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.

ARACILIĞIYLA

-le bağlantı kurularak, -nın yardımıyla, vasıtasıyla, eliyle, yoluyla, marifetiyle, tarafından.

ANGIÇ

Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

ALKAN

Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı, parafin.

ALGARİNA

Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ANLAŞIK

Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri.

ARAP

Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.

ANLAŞMAZLIK

İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.