Kelimeler arşivi içinde; başında "peh" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. peh ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu peh ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde peh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PEHLİVANTAŞI, PEHLİVANHOCA
PEHPEHLEMEK, PEHLİVANLIK, PEHLELEŞMEK, PEHLİVANKÖY, PEHLİVANANE
PEHPEHLEME, PEHLİVANLI, PEHLİVANCA
PEHLBLEND
PEHAMBAR, PEHLİVAN, PEHEMBER
PEHRENK
PEHLİL, PEHLÜL, PEHPEH, PEHRİZ
PEHLİ, PEHLE, PEHİN, PEHNİ, PEHAS
PEHR
PEH
PEH
Şaşma ünlemi. Yapı yıkıntısı ve arsası. Beğeni ünlemi. Duvar : Pehin üstüne çıkma düşersin. Beğenme, kutlama belirtme için. Korkutma ünlemi.
PEHAMBAR
Peygamber.
PEHEMBER
Peygamber, bk. pegamber.
PEHLELEŞMEK
Mücadele etmek. Elense çekişmek; mücadele etmek.
PEHLİVANLI
Çankırı şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Erzurum kenti, Şenyurt nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu ilinde, Cide belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
PEHLİVANHOCA
Balıkesir ili, Gönen ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
PEHPEHLEME
Pehpehlemek işi.
PEHPEHLEMEK
Pohpohlamak.
PEHLİVANLIK
Pehlivan olma durumu. Güreşçilik. Güçlülük.
PEHLİVAN
Güreşçi. Boylu boslu ve güçlü kimse.
PEHRENK
Ağaç ya da topraktan yapılmış su borusu, künk.
PEHLBLEND
Mineral. (UO2; zift parıltı,kara, kahverengi kara; çizgi kara kahverengimsi; sertlik 6-7, özgül ağırlık 8-11; kubusal. En önemli uranyum minerali. Kristal biçimi göstermeyen ve formülü UO ye yakın olan tortul çökeleklerine pehblend, kristal biçimi gösterenlere uranitit denir. Çok güçlü radyoaktiftir.).
PEHLİVANCA
Pehlivana yakışır bir biçimde, pehlivanca, yiğitçe, pehlivanane.
PEHLİVANANE
Pehlivanca.
PEHLİVANTAŞI
Gümüşhane ili, Kale nahiyesine bağlı bir yer.
PEHLİVANKÖY
Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri.
Bu bölümde tanımı içerisinde PEH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞPEHLİVANLIK
Başpehlivan olma durumu. Başpehlivanın yaptığı iş.
ALİHAN
Yüce, ulu hükümdar. Malatya ilinde, Tepehan bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
PIRPIT
Eski püskü, değersiz, işe yaramayan. El tezgâhında dokunmuş kaba yünlü. Pehlivanların güreşte kispet yerine giydikleri, kalın bezden yapılmış veya keçi kılından örülmüş don.
PEŞREV
Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça. Halk hikâyelerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler. Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri.
DESTE
Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.
GÜREŞÇİ
Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.
ÇIKIŞ
Çıkma işi. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Çıktı. Mezuniyet, okul bitirme. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi.
KİSPET
Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
BAŞMEZRAA
Malatya şehri, Tepehan nahiyesine bağlı bir bölge.
ALKAZITMAK
Yormak, kuvvetten düşürmek, ürkütmek: Pehlivanı alkazıttın.
KASNAK
Enli çember. Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri. Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember. Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü. Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember. Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi. Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember.
ARBA
Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide). Kuvvet ve ağırlıkça farklı: Şu pehlivan ötekinden arba geliyor. Güçlü, kuvvetli. Üstün. Ağır.
ŞİRAZE
Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit. Pehlivan kispetinin paçası.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ARITOPRAK
Malatya şehri, Tepehan bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van ili, Erçek bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
CAZGIR
Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse. Fitneci.
POHPOHLAMAK
Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, koltuklamak, pehpehlemek.
BAŞPEHLİVAN
Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan.
BAĞDA
Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek. Çelme, güreşte bacak atma: Hasan pehlivan yaman bağdacıdır. Engel, güçlük: Oğlanın düğün işi bağda oldu harmanları gecirgettik. Kement, bağ, düğüm. Yürüme çağına gelen çocukların yürüyememe durumu. Buğday. Çelme: Ne bağda atıyon?. Güreşçi çelmesi, sarma.