Kelimeler arşivinde; içinde "pek" olan, toplam 244 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu pek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SPEKTROFLOROMETRE
SPEKTROFOTOMETRE
PEKİŞTİREBİLMEK, ŞEHPEKLENDİRMEK
EKSPEKTORASYON, KÖPEKMENEKŞESİ, KÖPEKOĞLUKÖPEK, PEKİŞTİREBİLME
PEKMEZLİÇORBA, PEKMEZTOPRAĞI, SPEKTİNOMİSİN
KÖPEKKUYRUĞU, PEKİŞTİRMELİ, PEKLEŞTİRMEK, SPEKTROSKOPİ, ABOMAZOPEKSİ, HİSTEROPEKSİ, KÖPEKBAKLASI, KÖPEKMANTARI, KÖPOĞLUKÖPEK, KÜÇÜKTEPEKÖY, PEKARİGİLLER, PEKMEZKÖPÜĞÜ, PEKMEZTAVASI, RETROSPEKTİF, SERVİKOPEKSİ, SPEKTROKİMYA, SPEKTROMETRE, ŞİPLENOPEKSİ, TEPEKÖKNARLI
KEPEKLENMEK, KÖPEKGİLLER, KÖPEKLENMEK, KÖPEKLEŞMEK, KÖPEKMEMESİ, PEKİŞTİRMEK, PEKLEŞTİRME, PEKMEZCİLİK, SPEKTROSKOP, SPEKÜLASYON, ADSPEKSİYON, AMİLOPEKTİN, AVKÖPEKLERİ, ÇEPEKLENMEK, ÇEPEKLEŞMEK, DÖĞMEPEKMEZ, EKSPEKTORAN, EKSPEKTORAT, GASTROPEKSİ, İNSPEKSİYON, KEPEKLİAYNA, KÖPEKCEVİZİ, KÖPEKLOLOSI, OMENTOPEKSİ, OVARYOPEKSİ, PEKEŞTİRMEK, PEKİŞTİRİCİ, PEKMEZCİLER, PEKÜŞTÜRMEK, SPEKTROGRAF, Devamını Oku »»
KEPEKÇİLİK, KÖPEKAYASI, KÖPEKLENİŞ, KÖPEKLENME, KÖPEKLEŞİŞ, KÖPEKLEŞME, PEKİŞTİRME, PEKMEZKEFİ, PERSPEKTİF, PROSPEKTÜS, SPEKÜLATİF, SPEKÜLATÖR, BÜYÜKKÖPEK, HEMOPEKSİN, İPEKÇAYIRI, İPEKKUŞAĞI, KEPEKLENME, KÖPEKLEMEK, KÖPEKÜZÜMÜ, KÜÇÜKKÖPEK, PEKİŞİLMEK, PEKTİNATUS, PEKTORALİS, REKTOPEKSİ, SİSTOPEKSİ, UTEROPEKSİ, VİROPEKSİS
İPEKÇİLİK, PEKLEŞMEK, PEKMEZLİK, KÖPEKOĞLU, DELÜTEPEK, GÖDESEPEK, İPEKAĞACI, İPEKBASKI, İPEKÇAYIR, İPEKKUŞAK, İPEKYAYLA, KABATEPEK, KEPEKDERE, KEPEKTAŞI, KOLOPEKSİ, KÖPEKDİLİ, KÖPEKGÜLÜ, PEKİLEMEK, PEKİŞİLME, TEPEKIŞLA, UÇARKÖPEK
İPEKHANE, KÖPEKLİK, KÖPEKSİZ, PEKİŞMEK, PEKİTMEK, PEKLEŞME, PEKMEZCİ, PEKMEZLİ, PEKSİMET, PEKTORAL, BÖĞRÜPEK, ESKİPEKİ, İPEKMATI, İPEKYOLU, KEPEKLER, KEPEKLİK, KEPEKSİZ, KEPEKTAŞ, KÖRKÖPEK, KÖRSEPEK, PEKDEĞER, PEKENMEK, PEKEŞMEK, PEKETMEK, PEKİNMEK, PEKLEMEK, PEKMEZAL, PEKSEMED, PEKTİNAZ, SPEKTRİN, Devamını Oku »»
KEPEKÇİ, KEPEKLİ, KÖPEKLİ, PEKİŞME, PEKİTME, AĞZIPEK, CANIPEK, CANİPEK, GÖZÜPEK, GÜLİPEK, İPEKKÖY, İPEKLER, İPEKTEN, KELEPEK, KİPEKİP, KÖPEKCİ, ÖZPEKER, PEKECİK, PEKEMEK, PEKENTİ, PEKSANE, PEPEKUŞ, SÜMPEKİ, TEPEKÖY, TÜRPPEK
İPEKÇİ, İPEKLİ, PEKALA, PEKENT, PEKİYİ, PEKLİK, PEKMEZ, PEKTİN, AKİPEK, ALİPEK, ÇILPEK, ÇİLPEK, ÇİPPEK, ÇİRPEK, ÇÖLPEK, ERİPEK, HÖLPEK, İPEKEL, İPEKSİ, KAYPEK, ÖZİPEK, ÖZÜPEK, PEKBAL, PEKKAN, PEKNEK, PEKŞEN, PEKTEN, PEMPEK, PEPEKA, SERPEK, Devamını Oku »»
İPEKA, KEPEK, PEKÇE, SEPEK, APEKS, AYPEK, ÇEPEK, EŞPEK, HAPEK, HEPEK, KOPEK, KÖPEK, KUPEK, LEPEK, ÖPPEK, ÖRPEK, PEKAK, PEKAY, PEKET, PEKEY, PEKİL, PEKİN, PEKİŞ, PEKİT, PEKON, PEKÖZ, PEKSU, ŞİPEK, TEPEK, ÜLPEK, Devamını Oku »»
İPEK, PEKİ, EPEK, ÖPEK, PEKA, PEKE
PEK
PEK
Sert, katı. Sağlam, dayanıklı. Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok. Hızlı olarak.
SPEKTROFLOROMETRE
Floresans ışınını ayırmak ve izole etmek için bir monokromatörü bulunan bir cihaz. Bazı cihazlarda uyarma ışınının dalga boyunu kontrol etmek için ikinci bir monokromatör de bulunur.
PEKİŞTİREBİLME
Pekiştirebilmek işi.
PEKMEZTOPRAĞI
Pekmez kaynatma işlemi sırasında kullanılan beyaz toprak. (Küçükkabaca Uluborlu, Uluğbey Senirkent Isparta).
SPEKTROFOTOMETRE
Soğurulan veya yayılan ışınların frekansını ve şiddetini nicel olarak ölçen fotoelektrik dedektöre sahip bir spektrometre. Çözelti durumundaki saptanmak istenen maddenin, çeşitli reaktiflerle reaksiyona sokulması sonucu oluşan rengin yoğunluğunun ölçülmesiyle nicel olarak madde miktarının belirlenmesini sağlayan cihaz ve analitik yöntem.
KÖPEKOĞLUKÖPEK
Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse. Hakaret içeren bir seslenme sözü.
ŞEHPEKLENDİRMEK
Uyumu artırmak.
PEKİŞTİREBİLMEK
Pekiştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
PEKMEZLİÇORBA
Aşure.
EKSPEKTORASYON
Balgam çıkarma. Öksürükle dışarı muhat, fibrin, irin gibi eksudat atılımı olayı.
SPEKTİNOMİSİN
Streptococcus spectabilis kültürlerinden elde edilen, aminosiklitol türevi ve Salmonella, koliform grubu, Mycoplasma gallisepticum, Pasteuralla multocida gibi bakterilerin oluşturduğu hastalıkların tedavisinde bakterilerin üreme ve gelişmelerini önleyerek etki oluşturan bir antibiyotik.
PEKLEŞTİRMEK
Pekleşmesine yol açmak, pekleşme işini yaptırmak. Güçlenmesini sağlamak.
KÖPEKKUYRUĞU
Yağlı güreşte rakibinin sırtını yere getirmek için onu çenesinden, alnından veya gırtlağından elle çekip sırtını yere getirmeye çalışma.
PEKİŞTİRMELİ
Pekiştirilmiş olan.
SPEKTROSKOPİ
Tayf ölçümü.
KÖPEKMENEKŞESİ
Sarmaşık türünden bir çeşit bitki.
Bu bölümde tanımı içerisinde PEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKLAGİLLER
Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu vb. badıçlı pek çok sebze ve ağacı içine alan, iki çenekli ayrı taç yapraklılardan büyük bir bitki familyası.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
BAVLI
Ava alıştırılmış hayvan. Avcıların, köpeklerini ava alıştırmak için kullandıkları yapay kuş vb.
ALTINOLUK
İşlemeli kadın şalvarı. Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş. Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.
BAVCI
Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştıran kimse.
BAYGINTI
Baygınlık. İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık. Bu sebeple koza yapamama durumu.
BAĞIRDAK
Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
APTAL
Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AĞDALIK
Pekmez yapılmış olan üzüm.
AZI
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.
BAV
Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
BEGAYET
Son derece, pek çok, aşırı.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.