İçinde PEH geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "peh" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde peh bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu peh ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında peh olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

BAŞPEHLİVANLIK

13 harfli kelimeler

ALİÇOPEHLİVAN, ÇOLAKPEHLİVAN

12 harfli kelimeler

PEHLİVANTAŞI, PEHLİVANHOCA, HACIPEHLİVAN

11 harfli kelimeler

BAŞPEHLİVAN, PEHLİVANANE, PEHLİVANKÖY, PEHLİVANLIK, PEHPEHLEMEK, PEHLELEŞMEK

10 harfli kelimeler

TEPEHARMAN, PEHLİVANLI, PEHLİVANCA, PEHPEHLEME

9 harfli kelimeler

PEHLBLEND

8 harfli kelimeler

PEHLİVAN, PEHEMBER, PEHAMBAR

7 harfli kelimeler

TEPEHAN, PEHRENK

6 harfli kelimeler

TEMPEH, PEHRİZ, PEHLİL, PEHPEH, PEHLÜL

5 harfli kelimeler

EPPEH, PEHNİ, PEHLİ, PEHLE, PEHİN, PEHAS

Bazı kelimelerin anlamları

PEH

Şaşma ünlemi. Yapı yıkıntısı ve arsası. Beğeni ünlemi. Duvar : Pehin üstüne çıkma düşersin. Beğenme, kutlama belirtme için. Korkutma ünlemi.

PEHLELEŞMEK

Mücadele etmek. Elense çekişmek; mücadele etmek.

BAŞPEHLİVANLIK

Başpehlivan olma durumu. Başpehlivanın yaptığı iş.

PEHLİVANTAŞI

Gümüşhane ili, Kale nahiyesine bağlı bir yer.

PEHLİVANLI

Çankırı şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Erzurum kenti, Şenyurt nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu ilinde, Cide belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

BAŞPEHLİVAN

Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan.

HACIPEHLİVAN

Çanakkale şehrinde, Sinekçi nahiyesine bağlı bir yer.

ÇOLAKPEHLİVAN

Zonguldak şehri, Devrek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

PEHLİVANCA

Pehlivana yakışır bir biçimde, pehlivanca, yiğitçe, pehlivanane.

ALİÇOPEHLİVAN

Edirne ilinde, İpsala ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

PEHLİVANANE

Pehlivanca.

PEHPEHLEMEK

Pohpohlamak.

PEHLİVANHOCA

Balıkesir ili, Gönen ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

PEHLİVANLIK

Pehlivan olma durumu. Güreşçilik. Güçlülük.

PEHLİVANKÖY

Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri.

TEPEHARMAN

Kastamonu ili, Akkaya bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

  -   -   -  

Anlamında PEH bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PEH geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇIKIŞ

Çıkma işi. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Çıktı. Mezuniyet, okul bitirme. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi.

CAZGIR

Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse. Fitneci.

BAŞMEZRAA

Malatya şehri, Tepehan nahiyesine bağlı bir bölge.

ARITOPRAK

Malatya şehri, Tepehan bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van ili, Erçek bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

PEŞREV

Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça. Halk hikâyelerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler. Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

KASNAK

Enli çember. Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri. Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember. Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü. Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember. Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi. Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember.

BAĞDA

Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek. Çelme, güreşte bacak atma: Hasan pehlivan yaman bağdacıdır. Engel, güçlük: Oğlanın düğün işi bağda oldu harmanları gecirgettik. Kement, bağ, düğüm. Yürüme çağına gelen çocukların yürüyememe durumu. Buğday. Çelme: Ne bağda atıyon?. Güreşçi çelmesi, sarma.

ALİHAN

Yüce, ulu hükümdar. Malatya ilinde, Tepehan bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

ŞİRAZE

Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit. Pehlivan kispetinin paçası.

DESTE

Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.

PEHPEHLEME

Pehpehlemek işi.

GÜREŞÇİ

Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.

POHPOHLAMAK

Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, koltuklamak, pehpehlemek.

ALKAZITMAK

Yormak, kuvvetten düşürmek, ürkütmek: Pehlivanı alkazıttın.

DALLAYAN

Üç tek kalan pehlivanlardan, kendisine güvenen bir tanesinin diğer ikisiyle güreşmek için ortaya çıkanı.

PIRPIT

Eski püskü, değersiz, işe yaramayan. El tezgâhında dokunmuş kaba yünlü. Pehlivanların güreşte kispet yerine giydikleri, kalın bezden yapılmış veya keçi kılından örülmüş don.

KİSPET

Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon.

ARBA

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide). Kuvvet ve ağırlıkça farklı: Şu pehlivan ötekinden arba geliyor. Güçlü, kuvvetli. Üstün. Ağır.