Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oğul" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oğul ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında oğul olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oğul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DOKUZOĞUL, KARASOĞUL
SÜTOĞUL
ANOĞUL, EROĞUL, ÖZOĞUL
ÇOĞUL, DOĞUL, NOĞUL, POĞUL
OĞUL
OĞUL
Erkek evlat. Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılan, yeni yetişmiş arı topluluğu. Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü. Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz.
NOĞUL
Mayalı hamurun içine ceviz, fındık, susam, üzüm konularak yapılan, şekerli ya da şekersiz bir çeşit çörek, lokum.
SÜTOĞUL
Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasının da evlat olarak benimsediği erkek çocuk.
POĞUL
Pişmiş kestane. Haşlama.
KARASOĞUL
Her zaman nemli, ıslak tarla.
ÖZOĞUL
Öz oğul.
DOKUZOĞUL
Artvin şehri, Zeytinlik bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ANOĞUL
Bağda iki karık büyüklüğünde açılan bölme.
ÇOĞUL
Çokluk, teklik karşıtı: Ordular. Geldik.
DOĞUL
Değil anlamında kullanılır. Davul.
EROĞUL
Erkek evlat.
Bu bölümde tanımı içerisinde OĞUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖLLENME
Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın oğulcuk durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah. Tozlaşma.
ÇOCUK
Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.
ÇOĞULCU
Çoğulculukla ilgili olan (kimse veya görüş), plüralist. Çoğulculuk yanlısı olan, plüralist.
DÖLÜT
Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu, cenin, fetüs.
EMBRİYO
Oğulcuk.
GARK
Suya batma, boğulma. Suya batırma.
DEYİ
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.
BLASTULA
Yumurta hücresi oğulcuk olurken morulanın gelişerek içi boş yuvarlak biçime girmesi durumu, morula.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
BAŞKALAŞMA
Başkalaşmak işi. Oğulcuk evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri, istihale, metamorfoz.
BOĞULMA
Boğulmak işi.
ÇOĞULLUK
Çoğul olma durumu.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ÇOKLUK
Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu, çoğul, kesret, ekseriyet, teklik karşıtı. Çoğunluk. Sık sık, çokça, çok kez. Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi, çoğul, cem.
ETENELENMEK
Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında ilgi kurmak.
EMBRİYOLOJİ
Dölüt durumuna gelinceye kadar oğulcuğun geçirdiği gelişim evrelerini inceleyen biyoloji kolu.
BOĞUM
Boğulmuş, sıkılmış yer. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer. Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü.
BÖLÜT
Zigotun bölünmesinden sonra oğulcukta ortaya çıkan ve az çok birbirine benzeyen parçaların her biri. Eklem bacaklıların vücudunu oluşturan yan yana dizili parçaların her biri, halka.
ÇOĞULLAMAK
Çoğul duruma getirmek.
ÇOĞULLAMA
Çoğullamak işi.