Kelimeler arşivinde; içinde "oğul" olan, toplam 105 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oğul bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oğul ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oğul olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇOĞULLAŞTIRILMAK
ÇOĞULLAŞTIRILMA, DOĞULULAŞTIRMAK, OĞULDURUKLANMAK
ÇOĞULLAŞTIRMAK, DOĞULULAŞTIRMA
ÇOĞULLAŞTIRMA
BOĞULABİLMEK, BOĞULUVERMEK, DOĞULULAŞMAK
BOĞULABİLME, BOĞULAJEYIH, BOĞULUVERME, COĞULDAŞMAK, ÇOĞULDAŞMAK, ÇOĞULLAŞMAK, DOĞULULAŞMA
ÇOĞULLAMAK, OĞULLANMAK, ALİOĞULLAR, ÇOĞULCULUK, ÇOĞULLAŞMA, KULOĞULLAR
ÇOĞULLAMA, OĞULDURUK, OĞULLANMA, BOĞULAMAK, DOĞULULUK, DOKUZOĞUL, KARASOĞUL, KOĞULAMAK, OĞULBEYLİ, OĞULPINAR, OĞULTEKİN, OĞULVEREN, SOĞULTMAÇ, SOĞULTMAK, SOĞULYORT
BOĞULMAK, ÇOĞULLUK, SOĞULMAK, COĞULDAK, ÇOĞULCUL, ÇOĞULHAN, DOĞULTAÇ, DOĞULUCA, KOĞULTAK, OĞULAĞAÇ, OĞULBAĞI, OĞULBALI, OĞULDAMI, OĞULDERE, OĞULKAYA, OĞULÖREN, OĞULPAŞA, OĞULTAŞI, OĞULTMAK, OĞULTÜRK, SOĞULCAK, SOĞULCAN, SOĞULDAN, VETOĞULA
BOĞULMA, ÇOĞULCU, OĞULCUK, OĞULLUK, OĞULSUZ, SOĞULMA, SÜTOĞUL, BOĞULUŞ, ÇOĞULDU, ÇOĞULLU, DOĞULUG, DOĞULUK, OĞULBAŞ, OĞULBAY, OĞULBEY, OĞULCAK, OĞULCAN, OĞULÇAK, OĞULDAK, OĞULKÖY, OĞULLAR, OĞULOBA, OĞULSAK, OĞULŞAK, OĞULTAN, SOĞULAG, SOĞULAZ, SOĞULCA, SOĞULEŞ, SOĞULLU, Devamını Oku »»
OĞULLU, ANOĞUL, DOĞULU, EROĞUL, ÖZOĞUL, SOĞULA
ÇOĞUL, DOĞUL, NOĞUL, POĞUL
OĞUL
OĞUL
Erkek evlat. Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılan, yeni yetişmiş arı topluluğu. Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü. Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz.
ÇOĞULLAŞTIRILMA
Çoğullaştırılmak işi.
DOĞULULAŞTIRMAK
Doğulu duruma getirmek.
DOĞULULAŞTIRMA
Doğululaştırmak işi.
BOĞULUVERMEK
Çabucak veya ansızın boğulmak.
OĞULDURUKLANMAK
Bitkinin dibinden filiz sürmek, bitki filizlenmek.
COĞULDAŞMAK
Yığılmak, toplanmak. Koro halinde şarkı okumak.
BOĞULABİLME
Boğulabilmek işi.
ÇOĞULLAŞTIRMAK
Bir kelimeyi çokluk ifade edecek biçime getirmek.
DOĞULULAŞMAK
Doğu yaşayışını benimsemek.
BOĞULABİLMEK
Boğulma olasılığı bulunmak.
ÇOĞULLAŞTIRMA
Çoğullaştırmak işi.
BOĞULAJEYIH
Boğulacağız.
ÇOĞULLAŞTIRILMAK
Bir kelime çokluk ifade edecek biçime getirilmek.
ÇOĞULDAŞMAK
Kalabalık hale gelmek, birçok kimse bir araya toplanmak.
BOĞULUVERME
Boğuluvermek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde OĞUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖLLENME
Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın oğulcuk durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah. Tozlaşma.
ÇOĞULLAMAK
Çoğul duruma getirmek.
BOĞULMA
Boğulmak işi.
EMBRİYOLOJİ
Dölüt durumuna gelinceye kadar oğulcuğun geçirdiği gelişim evrelerini inceleyen biyoloji kolu.
ÇOĞULLUK
Çoğul olma durumu.
ÇOCUK
Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.
EMBRİYO
Oğulcuk.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BÖLÜT
Zigotun bölünmesinden sonra oğulcukta ortaya çıkan ve az çok birbirine benzeyen parçaların her biri. Eklem bacaklıların vücudunu oluşturan yan yana dizili parçaların her biri, halka.
BOĞUM
Boğulmuş, sıkılmış yer. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer. Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü.
BAŞKALAŞMA
Başkalaşmak işi. Oğulcuk evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri, istihale, metamorfoz.
ÇOKLUK
Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu, çoğul, kesret, ekseriyet, teklik karşıtı. Çoğunluk. Sık sık, çokça, çok kez. Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi, çoğul, cem.
GARK
Suya batma, boğulma. Suya batırma.
ÇOĞULCU
Çoğulculukla ilgili olan (kimse veya görüş), plüralist. Çoğulculuk yanlısı olan, plüralist.
DEYİ
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.
ETENELENMEK
Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında ilgi kurmak.
DÖLÜT
Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu, cenin, fetüs.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
BLASTULA
Yumurta hücresi oğulcuk olurken morulanın gelişerek içi boş yuvarlak biçime girmesi durumu, morula.
ÇOĞULLAMA
Çoğullamak işi.