Kelimeler arşivi içinde; başında "ner" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. ner ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ner ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ner olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
NERGİSGİLLER
NERGİZLİK, NEREDEYSE
NERVÜRLÜ, NERGİZLİ, NERDİMEK
NEREYİS, NERÜYON, NERİTİK, NERİMAN, NERGİSE, NERGİLE, NERGEBÜ, NERELIG, NERASIN, NERBEKİ, NERÇEVE, NERÇİBA, NERDENK, NERDANE, NEREDEN
NERGİZ, NERVÜR, NERVUS, NERPÜZ, NERPİZ, NERMİN, NERDAN, NERDEN, NEREKE, NEREDE, NERELİ, NERENE, NERESİ, NEREYE, NEREYİ, NERGİS, NERDEK
NER
Nehir - neri: nehri.
NERİTİK
Kıyı şeridinde deniz kabukları, kum, çakıl vb. şeylerle oluşan yığınakla ilgili.
NERGİZLİ
Mardin ilinde, Nusaybin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa ili, Viranşehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
NERGİSGİLLER
Bir çeneklilerden, nergis, fulya, kardelen gibi çoğu küçük ve kokulu çiçekleri içine alan bir bitki familyası.
NEREYİS
Kıllı ayaklılar (Chaetopoda) sınıfının, çok kıllılar (Polchaeta) takımından, uzun vücutlu ve çok bölütlü, vücudunun art bölgesi gelişen eşeysel organlarıyla birlikte ön bölgesinden değişik bir görünüşte olan, Avrupa denizlerinde algler, kumlar ve taşlar arasında yaşayan bir halkalı solucan türü. (Nereis), Kıllı-ayaklılar (Chaetopoda) sınıfının çok-kıllılar (Polychaeta) takımından bir halkalı kurt türü. Uzun vücutlu ve çok bölütlüdür. Vücudunun ard bölgesi gelişen eşeylik organlariyle birlikte ön bölgesinden değişik bir görünüştedir. Avrupa denizlerinde algler, kumlar ve taşlar arasında yaşar. Kıllı ayaklılar (Chaetopoda) sınıfının, çok kıllılar (Polchaeta) takımından, uzun vücutlu ve çok bölütlü, vücudunun arka bölgesi gelişen eşeysel organlarıyla birlikte ön bölgesinden değişik bir görünüşte olan, denizlerde algler, kumlar ve taşlar arasında yaşayan halkalı solucan cinsi.
NERÜYON
Ne yapıyorsun.
NERGEBÜ
Bakırdan yapılmış küçük yemek tabağı.
NERİMAN
Pehlivan, yiğit, cesur.
NERGİZLİK
Adana ili, Karaisalı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Hatay şehrinde, İskenderun belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
NERGİSE
Fil dişi veya kemikten nergis biçiminde oyulmuş tavan süsü.
NERGİLE
Nargile.
NERDİMEK
Merdiven.
NERASIN
Ne arasın.
NEREDEYSE
Hemen hemen. Kısa bir süre içinde.
NERELIG
Nere.
NERVÜRLÜ
Nervürü olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde NER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
AMİP
Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).
ASKER
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.
ATEŞBAZ
Ateşle hüner gösteren oyuncu. Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
AŞINMAK
Birbirine sürtünerek incelmek. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Eskimek, yıpranmak.
ARTEZYEN
Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu.
AMİRAL
Rütbesi general ile aynı olan deniz subayı.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ARITIMEVİ
Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, tasfiyehane, rafineri.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.
ALBAY
Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.