Kelimeler arşivinde; içinde "net" olan, toplam 433 tane kelime bulunuyor. İçerisinde net bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu net ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında net olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
NETİCELENDİRİLMEK
CENNETKUŞUGİLLER, NETİCELENDİRİLME, NETLEŞTİREBİLMEK, TABAKHANETAHTASI
NETİCELENDİRMEK, UFUNETLENDİRMEK, DENETLENEBİLMEK, DENETLETEBİLMEK, DENETLEYEBİLMEK, DENETLEYİVERMEK, FERROMAGNETİZMA, KENETLENEBİLMEK, NETLEŞTİREBİLME
BAŞYÖNETMENLİK, MEYMENETSİZLİK, NETİCELENDİRME, UFUNETLENDİRME, BAŞDENETMENLİK, DENETLENEBİLME, DENETLETEBİLME, DENETLETTİRMEK, DENETLEYEBİLME, DENETLEYİVERME, FARMAKOGENETİK, FARMAKOKİNETİK, KENETLENEBİLME, KİNETOPLASTİDA, YÖNETİLEBİLMEK
DENETİMSİZLİK, KAMYONETÇİLİK, METANETSİZLİK, BAŞDENETÇİLİK, ÇİĞNETEBİLMEK, DENETLETTİRME, GAMETOKİNETİK, KİNETONUKLEUS, KİNETONÜKLEUS, KİNETOPLASTİD, MAGNETOTAKSİS, MEYMENETSİZCE, SİYANOGENETİK, YÖNETİLEBİLME
CENNETLEŞMEK, DENETİMCİLİK, KLARNETÇİLİK, MİNNETTARANE, MİNNETTARLIK, NETİCELENMEK, NETİCELEŞMEK, NETİCESİZLİK, NETLEŞTİRMEK, SÜNNETSİZLİK, UFUNETLENMEK, ABİYOGENETİK, AGAMOGENETİK, ANAYÖNETİLEN, BATİLİMNETİK, CENNETPINARI, ÇİĞNETEBİLME, DENETİMLİLİK, ESNETEBİLMEK, HİSTOGENETİK, IŞINETKİNLİK, MAGNETOKİMYA, MİNNETSİZLİK, NEFROJENETİK, RÜKNETTİNKÖY, SÜNNETYENİCE, YÖNETEBİLMEK
BAŞYÖNETMEN, CENNETLEŞME, CENNETMEKAN, DENETLENMEK, EMANETÇİLİK, KENETLENMEK, KORNETÇİLİK, LANETLENMEK, MEYMENETSİZ, NETİCELENİŞ, NETİCELENME, NETİCELEŞME, NETLEŞTİRME, SENETLEŞMEK, SIKIYÖNETİM, SÜNNETÇİLİK, SÜNNETLEMEK, ŞEHREMANETİ, UFUNETLENME, YÖNETİCİLİK, YÖNETMENLİK, BAŞDENETMEN, BAŞYÖNETİCİ, BİYOGENETİK, CENNETPINAR, CİCİNENENET, ÇİĞNETİLMEK, DANETOKMAĞI, DENETLETMEK, DENETLEYİCİ, Devamını Oku »»
BASKLARNET, DENETÇİLİK, DENETİLMEK, DENETİMSİZ, DENETLEMEK, HIYANETLİK, KAMYONETÇİ, KENETLEMEK, KİBERNETİK, LANETLEMEK, LANETLENME, METANETSİZ, MEYMENETLİ, NEMDENETİR, SİBERNETİK, SÜNNETLEME, YÖNETİLMEK, YÖNETİMSEL, YÖNETMELİK, BAŞDENETÇİ, EHLİSÜNNET, ISIDENETİR, BUNETLEMEK, CENNETABAT, CENNETİALE, CENNETKUŞU, ÇİĞNETİLME, DENETLENME, DENETLETME, DENETLEYİŞ, Devamını Oku »»
BİNNETİCE, CENNETLİK, ÇİĞNETMEK, DEFNETMEK, DENETİLME, DENETİMCİ, DENETİMLİ, DENETLEME, FONETİKÇİ, KENETLEME, KLARNETÇİ, LANETLEME, MESNETSİZ, METANETLİ, MİHNETSİZ, MİNNETTAR, MUKARENET, MÜBAYENET, NETİCESİZ, NETİCETEN, NETLEŞMEK, SÜNNETLİK, SÜNNETSİZ, TEKNETYUM, TIYNETSİZ, YÖNETİLME, ZANNETMEK, İÇDENETİR, DAYNETMEK, DİGENETİK, Devamını Oku »»
ÇİĞNETME, DEFNETME, DENETİCİ, EMANETÇİ, EMANETEN, ESNETMEK, İNTERNET, KAMİNETO, KAMYONET, KORNETÇİ, MENETMEK, MESKENET, MESNETLİ, MEYMENET, MİHNETLİ, MUAVENET, MUHANNET, NETAMELİ, NETLEŞME, SENETSİZ, SÜNNETÇİ, SÜNNETLİ, ŞANSONET, ŞEYTANET, TIYNETLİ, TROTİNET, UFUNETLİ, YÖNETİCİ, YÖNETMEK, YÖNETMEN, Devamını Oku »»
ÇENETLİ, DENETÇİ, DENETİM, DİYANET, ESNETME, FONETİK, GENETİK, HIYANET, HUŞUNET, KEHANET, KENETLİ, KİNETİK, KLARNET, LANETLİ, MELANET, MENETME, METANET, SENETLİ, SIYANET, SUHUNET, VAGONET, YÖNETİM, YÖNETİŞ, YÖNETME, ALVENET, AYVENET, CABİNET, CÜNNETA, ÇİNETER, ÇÖNETİR, Devamını Oku »»
CENNET, CİNNET, EMANET, İHANET, KORNET, LÜKNET, MESNET, MİHNET, MİNNET, NETİCE, NETLİK, PLANET, SÜNNET, TINNET, TIYNET, TORNET, UFUNET, ZİYNET, AKİNET, AMANET, ANENET, ANETİK, AVANET, ÇEYNET, ÇİYNET, EHANET, EMENET, ENETME, GANETE, İNETER, Devamını Oku »»
ÇENET, DENET, KENET, LANET, LİNET, LÜNET, SENET, BİNET, BÖNET, BÜNET, CANET, CÜNET, GANET, JENET, KİNET, KÜNET, MENET, MİNET, NETER, NETLİ, NETME, NETÖR, PİNET, RENET, SÜNET, TENET, YÖNET, ZANET, ZİNET
ENET
NET
NET
Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.
BAŞYÖNETMENLİK
Başyönetmen olma durumu, başrejisörlük. Başyönetmenin yaptığı iş, başrejisörlük.
DENETLETEBİLMEK
Denetletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DENETLENEBİLMEK
Denetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DENETLEYİVERMEK
Çabucak veya ansızın denetlemek.
CENNETKUŞUGİLLER
(Paradiseidae),türleri çok iyi bilinir.
NETİCELENDİRMEK
Sonuçlandırmak.
KENETLENEBİLMEK
Kenetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TABAKHANETAHTASI
Dabakların üzerinde deri kazıdıkları tahta. (Yalvaç Isparta).
NETİCELENDİRİLMEK
Sonuçlandırılmak.
NETLEŞTİREBİLME
Netleştirebilmek işi.
UFUNETLENDİRMEK
İrinlenmesine neden olmak. Düzenini bozmak, illetli hâle getirmek.
FERROMAGNETİZMA
Bazı maddelerin (özellikle Fe, Co ve Ni) sürekli mıknatıs oluşturabilme özelliği; atomların magnetik momentleri bölgecikleri şeklinde yönlenmiş olup, magnetik alan içinde bu bölgecikler sürekli mıknatıs vermek üzere yönlenirler.
NETİCELENDİRİLME
Sonuçlandırılma.
DENETLEYEBİLMEK
Denetleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
NETLEŞTİREBİLMEK
Netleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde NET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
AYARCI
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.
ARAF
İslam inancına göre cennet ile cehennem arasında bir yer.
ALDATMA
Aldatmak işi, deside, al, hıyanet.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
Yerinden yönetimci.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
AYNAZ
Bataklık. Köy oyunlarını yöneten kimse.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
ASTİGMAT
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).
ADEMİMERKEZİYET
Yerinden yönetim.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.